Electron türkçesi Electron nedir

  • Fizik, kimya, nükleer enerji, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Eksicik.
  • Negatif elektrik atomu.
  • Negatif yüklü çekirdek parçacığı.
  • Yükü 1,6022.10-19 coulomb, kütlesi 9 .1096.10-28 g. olan ve atom çekirdeğinin çevresindeki erke düzeylerinde yer alan kalımlı temel parçacık.
  • Elektron.
  • Öğecik ile özdecik yapısını oluşturan, kütlesi çekinden iki bin kez daha küçük, eksi yüklü temel tanecik.
  • Çınca.
  • Elektrik yükü ± 1,60219 x 10¯19 c; durgun kütlesi 9,1095 x 10¯31 kg olan kararlı elemanter parçacık. elektron negatif yüklü olup, “negatron”la eş anlamlıdır.
  • Atomun negatif yüklü parçacığı.
  • Önelcikten yaklaşık olarak iki bin kez daha yeğni olan, eksi yüklü temel parçacık.
  • Bütün atomların yapısında bulunan elemansel tanecik. (elektron, atom çekirdeğine bağlıdır ve ortadaki çekirdeğin çevresinde yer alan basamaklarda, değişik sayılarda elektronun döndüğü varsayılır. her atomdaki basamağın sayısına ve her basamaktaki eksi yüklü elektron sayısına göre değişik kimyasal öğeler ortaya çıkar. belirli nicelikte elektrik taşıyan elektron, bu özelliğinden dolayı elektrik akımının temel öğesidir. elektronun çeşitli görünüşlerini elektriksel olaylarla izleriz).

Electron ile ilgili cümleler

 

English: There is one electron in a hydrogen atom.
Turkish: Bir hidrojen atomunda bir elektron vardır.

English: A computer's electronics are very complex.
Turkish: Bir bilgisayar elektroniği çok karmaşıktır.

English: A positron is a small particle similar to an electron, but with a positive electric charge.
Turkish: Pozitron bir elektrona benzeyen küçük bir parçacıktır fakat pozitif elektrik yüklüdür.

English: An hydrogen atom only has one proton and one electron.
Turkish: Bir hidrojen atomunun yalnızca bir proton ve bir elektronu vardır.

English: Ali majored in electronics.
Turkish: Ali elektronik alanında ihtisas yaptı.

Electron ingilizcede ne demek, Electron nerede nasıl kullanılır?

Electron volt : Elektron volt. Enerji birimi.

Electron accelerator : Elektrik alanlarını kullanarak elektronların hızını çok yüksek bir seviyeye çıkaran cihaz (araştırma amaçlı kullanılır). Elektron hızlandırıcısı. Elektron hızlandırıcı.

Electron acceptor : Bir oksidasyon-redüksiyon reaksiyonunda elektronları alan madde. Elektron alıcı.

Electron affinity : Elektron çekerliği. Yüksüz bir atom ya da molekülün bir elektron almasıyla saldığı erke ile ölçülen nicelik. Elektron yatkınlığı. Eksicik ilginliği. Çınca afinitesi. Bar öğeciğin ya da özdeciğin erkin eksicikleri bağlama ve eksi üşer oluşturma eğilimi. Elektron ilgisi. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Elektron afinitesi.

Electron avalanche : Elektron çığı.

Electron camera : Alıcı. Sinema filmi çevirmekte kullanılan aygıt. tv. televizyon almacına ulaştırılacak konunun görüntüsünü elektriksel ime çeviren elektronik yapılı alıcı çeşidi. Çınca kamerası. Elektron kamerası. Kamera. Elektronik kamera. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Electron beam tube : Elektron demeti tüpü.

Electron beam drilling : Eksicik ışınlı delme. Elektron ışınlı delme.

Electron beam recording : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Elektron demetiyle kayıt. Televizyon imine uygun değişimlere uğrayan bir elektron demetinin yardımıyla film üzerine görüntü saptama. Elektronik film saptama.

Electron carrier : Geri dönüşlü olarak elektronları alabilen veya verebilen flavoprotein veya sitokrom gibi bir protein. Elektron taşıyıcı.

İngilizce Electron Türkçe anlamı, Electron eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Electron ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Electrons : Elektronlar.

Delta ray : Delta ışını.

Negatron : Negatif elektrik yüklü elektron. Negatif elektron. Negatron. Negaton.

Lepton : Çok az kütleleri olan atom içindeki birkaç parçacıktan herhangi biri. Lepton. Yeğincik. Lepton (atom). Yeğnicik. Eksicik, artıcık, müon ve ılıncıkaltı kümesine giren küçük kütleli parçacıklara verilen ad.

Valence electron : Bir öğeciğin dolmamış dış kabuğunda yer alan ve onun doğabilimsel ve kimyasal özelliklerini belirleyen eksiciklerin her biri. Değerlik elektronu. Değerlik eksiciği. Kimyasal bağlanmada rol alan ve bir atomun kabuğunun en dışında bulunan elektron. Valans elektronu.

Photoelectron : Işılelektron. Fotoelektron. Bir özdeğin ışık etkisinde saldığı eksicik. Işıleksicik. Fizik, nükleer enerji alanlarında kullanılır. Fotoelektrik etki sırasında, atom tarafından fırlatılan elektron. Işıl eksicik.

Free electron : Bir özdekte bulunan, ancak bir öğeciğe sürekli olarak bağlı olmayan ve özdek içinde bir gerilim bayırlığı engeli ile karşılaşmayan eksicik. Erkin elektron. Atomdan ayrılmış olan elektron. Serbest elektron. Özgür elektron. Erkim eksicik.

Electron synonyms : elektron.

Electron ingilizce tanımı, definition of Electron

Electron kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Amber. Also, the alloy of gold and silver, called electrum.