Kırıcı nedir, Kırıcı ne demek

Kırıcı; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Kırma işini yapan.
  • Senet, tahvil, bono ve süresi gelmemiş alacaklarla ilgili alışveriş veya işlem yapan kimse veya kuruluş
  • Bir şeyin gerektiği gibi gelişmesini, oluşmasını önleyen, engelleyen.
  • Kaba, sert, çevresindekileri inciten (davranış, söz vb.).
  • Kırınım oluşturan.

"Kırıcı" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Kırıcı bir davranış."
  • "Grev kırıcı."
  • "Kırıcı ortam."

Yerel Türkçe anlamı:

Hayvan ve başka şeyler alıp satan kimse.

İngilizce'de Kırıcı ne demek? Kırıcı ingilizcesi nedir?:

breaker, crusher

Kırıcı hakkında bilgiler

Kırıcı, madenlerde ortaya çıkan ürünün işlenmesinde ilk aşama sayılır. Açık maden işletmeciliğinde alınan taşlar belli oranlarda küçültülmek için kullanılır. Çeneli kırıcı, paletli kırıcı, çekiçli kırıcı gibi modelleri vardır. Madencilikte ve inşaatlarda beton kırma amaçlı kullanılmaktadır.

Kırıcı ile ilgili Cümleler

  • Sonuçlar düş kırıcıydı.
  • Kırıcı bir dil kullanmayın.
  • Film hayal kırıcıydı.
  • O cesaret kırıcıydı.
  • Cevap cesaret kırıcıydı.
  • O cesaret kırıcı.
  • Bu umut kırıcı.
  • Bu çok hayal kırıcıydı.
  • Kırıcı ama adil.

Kırıcı kısaca anlamı, tanımı:

Kırma : Pili. Kırılmış veya dövülmüş tahıl. Kırmak işi. Ot bitmeyen bayır. Ortasından kırılarak doldurulan (tüfek). Melez. Yabancı etkilerle özgün niteliğini yitirmiş olan. Basılı kâğıtları forma durumuna getirmek için belli yerlerinden bükme ve katlama işi.

 

Bobin kırıcı : Dağınık iplik bobinlerini düzelten ve boyamaya elverişli biçime getiren makinede çalışan kimse.

Grev kırıcı : Grevin etkisini azaltma veya tamamıyla yok etme girişiminde bulunan kimse.

Kırıcılık : Kırıcı olma durumu, huşunet. Işığı kırma özelliği.

Grev kırıcılığı : Grevin etkisini azaltmak veya tamamıyla yok etmek amacıyla greve uğrayan işverenin veya ona yardımcı olan bir başkasının yasalara göre yasaklanmış hareketlerde bulunması.

Sert : Gönül kırıcı, katı, ters. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Güçlü kuvvetli. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde. Titizlikle uygulanan, sıkı. Hırçın, öfkeli, hiddetli.

 

Çevre : Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam.

Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.

Gelişme : Yazılarda giriş bölümlerinden sonra konunun türlü yönlerden açılıp genişlediği, zenginleştiği, olgunlaştığı bölüm. Gelişmek işi, inkişaf, neşvünema, tekâmül, evolüsyon. Olan biten şey.

Oluşma : Oluşmak işi, teşekkül.

Engel : Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap.

Kırınım : Işık, ses ve radyoelektrik dalgalarının karşılaştığı bazı engelleri dolanarak geçmesi olayı, difraksiyon.

Maden : Metal. Uyuşturucu, esrar, eroin. Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri. Kolay ve iyi kazanç sağlayan iş veya parası elinden kolaylıkla alınan kimse. Maden ocağı veya maden işletmesi. Çok değerli şeyleri kapsayan kaynak. Bu mineralden yapılmış. Yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineral.

Kırıcık : Azıcık, çok az.

Diğer dillerde Kırıcı anlamı nedir?

İngilizce'de Kırıcı ne demek? : adj. offending, harsh, unkind, stinging, cutting, disobliging, galling, injurious, invidious, scathing, scorching, shocking

n. breaker

Fransızca'da Kırıcı : cassant/e, casseur/euse

Almanca'da Kırıcı : v. verletzend

adj. ausfallend, ausfällig, offensiv

Rusça'da Kırıcı : n. меняла (MF)

adj. разбивающий, резкий