Obsessing türkçesi Obsessing nedir

  • Saplantı haline gelmek.
  • Tedirgin etmek.
  • Kafasına takılmak.
  • Zihnine saplamak.

Obsessing ingilizcede ne demek, Obsessing nerede nasıl kullanılır?

Obsessingly : Kafasına takılmış bir şekilde. Dürtü etkisiyle olan bir şekilde.

Obsession : Takınak. Belli bir düşünce ya da yararsız bir eylem üzerinde direnme biçiminde kendini gösteren ve engel olunamayan içtepi. 2-bir kimsenin saplanmış olduğu ve kendini kurtaramadığı yanlış düşünce. Saplantı. Sürekli endişe. Obsesyon. Takıntı. Sabit fikir. Akla takılan düşünce.

Obsession compulsion : Saplantı haline gelmiş olan bazı davranışları sürekli tekrarlama ihtiyacı. Nevrotik saplantı.

Obsessional : Kafası aşırı meşgul. Saplantılı. Zorunlu. Takıntı ile ilgili. Saplantı ile ilgili.

Obsessions : Sürekli endişe. Akla takılan düşünce. Sabit fikir. Saplantı. Takınak. Takıntı. Obsesyon.

Obsessed by : Dayanılmaz bir – isteği. - hakkında düşünmekten vazgeçemiyor. -i saplantı haline getirmiş.

Obsessive compulsive : Saplantı nevrozunun neden olduğu. Saplantı nevrozu ile ilgili. Obsesif kompulsif.

Obsessor : Aklına takılan kimse. Takıntı haline gelen kimse.

Obsessive : Obsesif. Saplantı haline gelmiş. Takıntı boyutunda. Sabit fikirli. Saplantısal. Saplantılı. Akıldan hiç çıkmayan.

 

Obsessive need : Görmezden gelinmesi mümkün olmayan ısrarlı ihtiyaç. Obsesif ihtiyaç.

İngilizce Obsessing Türkçe anlamı, Obsessing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Obsessing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Acceptance : Teslim alma. Bir poliçenin, adına çekilen kişi tarafından imzalanarak, borcun ödeneceğinin onaylanması. bir bankanın kendi üzerine çekilen poliçeye "kabul edilmiştir" şerhini koyması. Ödeğin taşıyanınca ilgilisine gösterilmesinde parasını önelinde ödemeği kabullendiğini ödek üstüne bir yazı yazmak suretiyle yapılan yüklenim. Kabul. Uygun olma. Bir alan araştırmasında bilgi almak üzere başvurulan kişilerin araştırma amaçlarını benimseyerek araştırıcıyla işbirliği yapmaları durumu. İcabet. Onaylama. Razı olma. Alma.

Admiration : Beğeni. Takdir. Beğenme. Hayranlık. Tutkunluk. Hayranlık uyandıran şey.

Backup : Kopyalama. Dublör. Tabla yedeği. Yedekleme. Sıkışıklık. Trafik sıkışıklığı. Başkasının yerine geçmeye. Yardımcı olan. Destek olan kişi ya da şey.

Patronage : İltimas. Atama hakkı. Müşterisi olma. Sürekli müşteriler. Koruma. Hamilik. Himaye. Tenezzül. Yargılıları koruma.

Psychoneurotic : Psikonörotik. Psikonevrotik.

Support : Üstlenmek. Sürdürmek. Lambanın telini tutmaya yarayan metal tel. Destek. Tutmak. Oyun düzenine göre asıl işi yüklenen oyuncuya ötekilerin yardıma hazır olması. Destek olmak. Güç vermek. Boru dayanığı. Taraftarı olmak.

Trouble : Problem. Zahmet vermek. Uğraştırmak. Rahatsız etmek. Zahmet. Üzmek. Bela. Başını ağrıtmak. Zahmet etmek.

 

Teases : Ditmek. Alay ederek sataşmak. Takılmak. Kızdırmak. Alay etmek. Kabartmak (kumaş). Kabartmak (saçı tarakla). Sataşmak. (birine) takılmak.

Neurotic : Sinir hastası. Sinirlere tesir eden ilaç. Sinirceli. Nevrotik kimse. Safkan. Evhamlı. Nevrozla ilgili. Nörotik. Nevrozlu. Sinirsel.

Disquieted : Huzurunu bozmak. Endişe uyandırmak. Üzmek. Telaşlandırmak. Endişe vermek. Huzurunu kaçırmak. Endişelendirmek. Kaygılandırmak. Tedirginlik yaratmak.

Obsessing synonyms : cark, disquiets, tease, fester, discomposes, festers, championship, adoption, discompose, enchafe, obsesses, prepossesses, prepossess, approving, acceptation, backing, reinforcement, obsess, enchafing, prepossessed, carking, disquiet, espousal, discomposing, reward, approval, mental case, appreciation.

Obsessing zıt anlamlı kelimeler, Obsessing kelime anlamı

Disapproval : Uygun görmeme. Bir toplumsal kümede yaptırıma bağlanmış davranış ölçülerine aykırı düşen davranışlar karşısında kümece takınılan olumsuz yönde eleştirici ya da suçlayıcı tutum. Kabul etmeme. Uygun görmeme onaylamama. Kınama. Beğenmeme. Tutumu ölçülen bireyin bir ölçek sınarını olumsuzlaması ya da sınarda dile getirilen görüşe katılmaması. Onaylamama. Doğru bulmama.

Misfortune : Terslik. Felaket. Kör talih. Bedbahtlık. Aksilik. Kaza. Kötü talih. Şanssızlık. Bela. Kara talih.

Bad luck : Şeamet. Şanssızlık. Kör şeytan. Kör şans. Aksilik. Uğursuzluk. Karayazı. Kör talih. Talihsizlik. Kötü şans.