Oculars türkçesi Oculars nedir

  • Oküler.
  • Göze ait.
  • Göz (ile ilgili).
  • Kesin.
  • Ayni.
  • Göz.
  • Göz merceği.
  • Gözle ilgili.
  • Gözle görülür.

Oculars ile ilgili cümleler

English: Ali looked through his binoculars.
Turkish: Ali dürbünüyle baktı.

English: Ali handed me the binoculars.
Turkish: Ali dürbünü bana uzattı.

English: Ali keeps a pair of binoculars in the glove compartment of his car.
Turkish: Ali arabasının torpido gözünde bir dürbün tutar.

English: Ali is looking through his binoculars.
Turkish: Ali dürbününden bakıyor.

English: Ali handed Mary the binoculars.
Turkish: Ali Mary'ye dürbünü uzattı.

Oculars ingilizcede ne demek, Oculars nerede nasıl kullanılır?

Binoculars : Dürbün. Irakgörür. Dürbün (iki gözle bakılabilen). Çiftli dürbün. Uzgözler. El dürbünü. Bir borunun iki ucuna oturtulmuş iki yakınsak mercek ile arada bulunan doğrıutucu bir mercekten oluşan ve uzaktaki nesneleri büyüterek göstermeye yarayan ışıksal gözlem aygıtı.

Ocular albinism : Oküler albinizm. Göz albinizmi. İrisin çift taraflı yetersiz pigmentleşmesi.

Ocular extirpation : Hastalıklı gözün operasyonla çıkarılması, ekstirpasyo bulbi. Ekstirpasyo bulbi. Göz ekstirpasyonu.

Ocular habronemiasis : Göz habronemiyazisi. Habronema muscae, habronema microstoma ve larvalarının arakonak sinekler tarafından atlarda iç göz açısına bırakılması sonucu oluşan enfestasyon.

 

Ocular larva migrans : Larva göçü. Son konakları hayvanlar olan helmint larvalarının insan vücuduna penetrasyonu. çeşitli vücut dokularında göç eden asla erişkin hale gelmeyen nematod larvalarının neden olduğu enfeksiyon. insanlarda genellikle deri, gözler ve iç organlar enfeksiyon bölgesidir. ancylostoma brasiliensis deri-larva göçüne, toxocara cinsindeki türler ise iç organ larva göçüne neden olur.

Ocular parasitic infections : Erişkin veya larval dönemdeki protozoon veya metazoan parazitlerin göz ve ilişkili yapılarda oluşturduğu hafiften ciddiye kadar değişen göz enfeksiyonları. Paraziter göz enfeksiyonları.

Ocular spectra : Göz kamaştıktan sonraki görüntüler.

Ocular spectrum : Göz kamaştıktan sonraki görüntü.

Ocular onchocerciasis : Oküler onkoserkozis. İnsandan insana kara sineklerle taşınan onchocerca volvulus’un neden olduğu göz enfeksiyonu.

Ocular prosthes : Çıkarılan gözün yerine estetik amaçla konulan yapay göz. Oküler protez.

İngilizce Oculars Türkçe anlamı, Oculars eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Oculars ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cells : Hücre. Oda (manastır vb). Toplumdan kaçan kimsenin kapandığı evi. Hücreler. Pil. Petek gözü.

Jocose : Şen. Eğlenceli. Şakacı. Komik. Hoş.

Lens : İçinden geçen koşut ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran ya da birbirinden uzaklaştıran saydam nesne. tiyatroda daha çok yakınsak mercek kullanılır. bk. dışbükey mercek. Büyüteç. Objektif. Gözlük camı. Cam. Gözde ışığın retina üzerinde odaklanmasını sağlayan saydam yapı. lens. bazı balıklarda ışık organlarının farklılaşmış hücreleri. mikroskop ya da büyüteçlerde büyütmeyi sağlayan ya da görme kusurlarını gideren camdan yapılmış araç. Elektrik alanı, magnetik alan ya da elektromagnetik alan yardımıyla, yüklü parçacıkların yoğunlaşmasını sağlayan düzenek. Biyoloji, fizik, uzay, nükleer enerji alanlarında kullanılır. Küresel yüzeyli, saydam cam parçası. koşut ışınları bir noktada toplayan türleri ırakgörürlerde nesne merceği olarak kullanılır.

 

As sure as fate : Çok emin. Şüphe götürmez.

Humorous : Nüktedan. Güldürücü. Komik. Gülünç. Nükteci. Nükteli. Mizahi.

Absolute : Koşulsuz, bağımsız, göreli olmayan ve kendi başına tam sayılan bir olgunun bu niteliği. Kati. Katıksız. Müstakil. Mükemmel. Tüm. Sınırsız. Absolü. Tam. Salt.

Cubbyhole : Hücre. Küçük oda. Gizlenecek yer. Önü açık ufak göz (yazıhanede veya dolapta). Odacık.

Affirmative : Müspet. Olumlu. Doğrulayan. Olumlu cevap. Olumlayıcı. Doğrulayıcı.

Cell : Kimyasal erkeyi elektriksel erkeye çeviren ve birkaç voltluk akım verebilen üreteç; kuru pil. Kıvılkesim işleminin yapıldığı kap. Göze. Genellikle gözle görülemeyecek kadar küçük, yarı geçirgen bir zar ile çevrili sitoplazma kitlesinden oluşan, sitoplazma içinde çeşitli hayali olayları yürüten çekirdek, endoplazmik retikulum, mitokondri, sentriol, lizozom, ribozom, gibi organeller ile mikrofilamentler, mikrotüpçükler vb. yapılar bulunan, genetik materyali ya bir zar ile çevrili (ökaryot) ya da sitoplazma içinde zarsız olarak yer alan (prokaryot) bir organizmanın yapı ve görev bakımından en küçük birliği. Oda. Gözcük. Ayrışık reaktörde, madde bileşimli ve benzer geometrik şekilli bölge birimi. Pil. Kimyasal erkeyi elektrik erkesine dönüştüren düzenek. Hücre.

Cubby : Cep. Odacık. Küçük oda. Çocukların korunma odası olarak kullanıldığı oda veya yer.

Oculars synonyms : opthalmic, humourous, compartment, blinker, categorical, cheese it, cubicle, eyepieces, joking, clean cut, in kind, visible, lenses, cubbyholes, compartments, ophthalmic, clear cut, assertive, cuddies, categoric, ocular, aperture, jesting, as large as life, optical, cuddy, observables, lensing, optic, celling, a hundred percent, blinkering, affirmatives.

Oculars zıt anlamlı kelimeler, Oculars kelime anlamı

Humorless : Şakadan anlamayan. Nükteden anlamayan. Keyifsiz. Espri anlayışı olmayan.

Invisible : Çabuk kestirilemez. Görünmez. Görülmez. Görünmeyen. Resmi hesaplarda gözükmeyen. Gözle görülemeyen. Gizli. Gözle görülmeyen. Gözle seçilemez.