Oddment türkçesi Oddment nedir

Oddment ingilizcede ne demek, Oddment nerede nasıl kullanılır?

Oddments : Döküntüler. Ufak tefek şeyler. Kırıntılar. Ivır zıvır. Döküntü. Kırıntı. Artıklar.

Oddman : Ufak tefek işler yapan adam.

Odd and even : 2 ile bölünebilir ve 2 ile bölünemeyen (sayılar hakkında). Tek ve çift. Çift ve tek sayılar.

Odd and even numbers : Tek ve çift sayılar.

Odd bod : Tuhaf kimse. (argo) garip veya alışılmamış olan kimse.

Odd even nuclei : Tek-çift çekirdekler. Tek sayıda önelcik ile çift sayıda ılıncıktan oluşan çekirdekler.

Odd lot : Kırık lot. Lot altı. Teamülden az. Borsada 100 pay ve borç belgitinden az sayıda belgiti kapsayan işlem. Olagelenden az. Alışılmış miktardan az.

Odd looking : Tuhaf. Garip görünüşlü.

Odd fellow : Garip insan. Tuhaf tip. Çok tuhaf olduğundan gruptan dışlanan tip. Acayip tip. Dışlanan insan.

Odd job : Ufak tefek işler. Geçici işler. Geçici iş.

İngilizce Oddment Türkçe anlamı, Oddment eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Oddment ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Object : Madde. İtiraz etmek. Cümle içinde yalın ya da yükleme, yönelme, çıkma, vasıta durumu gibi bir durum eki almış olarak kendisini fiille ilişkili duruma getiren ad: ateş yak-, su püskürt-, yokuş çık-, köşeyi dön-, bir olayı aktar-, yemeğe alıkoy-, işe dal-, yoldan çevir-, başarıyla çalış-, işe bel bağla-, olaydan ders al-, lafı ağzından kaçır- vb. || tümleçler yüklemin anlamını çeşitli yönlerden tamamlayan ögelerdir. bastıkları yeri (nesne) görmüyorlar, bataklıklara, su birikintilerine dala çıka, (zarf tümleci) konuşmadan (zarf tümleci) acele acele (zarf tümleci) yürüyorlardı (r. h. karay, memleket hikayeleri: yatık emine, s. 29). şükriye başını (nesne) onun omuzuna (dolaylı tümleç) yaslamıştı (t. buğra, yalnızlar, s. 115). görünürde (zarf tümleci), yani üretimde erkekten çok kadın var (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 43). kendi kendimden nefretimin çerçevelediği ve çirkinleştirdiği bir dünyada (zarf tümleci) yalnızım (peyami safa, yalnızız, s. 446). basık tavanlı, tütmüş sobası, pis cigara dumanlarıyla dolu bir kahvede (zarf tümleci) insanlar toplanmışlardı (s. f. abasıyanık, bütün eserleri, s. 16) vb. ayrıca bk. nesne, dolaylı tümleç, edat tümleci, zarf tümleci. Şey. İnsanın dışında kalan, görülebilen, dokunulabilen, bir ağırlığı ve kütlesi olan her türlü özdeksel varlık. Cümlede öznenin, dolayısıyla fiili geçişli olan yüklemin etkilediği şahsı veya şeyi gösteren, yalın veya yükleme durumu eki almış kelime: abdullah efendi gecenin sükuneti içinde bu manzarayı doya doya seyretti (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları, s. 52). çiy, garip bir aydınlık onları içinden aydınlatıyor, çok müşahhas ve zalim bir macera sahibi yapıyordu (a. h. tanpınar, göst. e., s. 53). kadının yüzündeki solgunluğu merak etmese idi bunları ona soracaktı (a. h. tanpınar, yaz yağmuru, s. 65). beni başkalarının merhameti, inayeti, yahut keyif ve hevesi idare ediyordu (r. n. güntekin, acımak, s. 49). sermed kendini yeniden dünyaya gelmiş sandı (s. erol, ülker fırtınası, s. 70). eve geldikleri vakit, teyzesi müfid'e bir mektup uzattı (p. safa, şimşek, s. 178). bir cürüm yaptığıma kani değilim. hakarete uğradım ve cevabını verdim siz de benim yerimde olsaydınız aynı şeyi yapardınız (p. safa, biz insanlar, s. 153). minareyi çalan kılıfını hazırlar. dünyayı unutmadık ne demek işte ben o gün orada anladım (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 201). oğlum bana hediye göndermiş; sen bu konuda ne düşünüyorsun? dün akşamki toplantıda gençler ilgi çekici sorular sordular vb. || bir cümlenin nesnesini daha belirgin duruma getirmek, nitelendirmek veya pekiştirmek için nesneye, yine nesne durumunda olan açıklayıcı kelimeler eklenebilir: o kızı, o zengin kızı istiyorsun demek (h. z. uşaklıgil, ferdi ve şürekası, s. 107); ben dedim, gölü görmeye gidiyorum, karakurt gölünü (s. faik, bütün eserleriı: semaver, sarnıç: hanımın karısı, s. 180). iki ayaklıların dünyasını arıyor, kendi yaratacağı dünyayı (k. tahir, yol ayrımı, s. 461) vb. nesne türleri için bk. açıklayıcı nesne, belirli nesne, belirsiz nesne. Konu. Hedef. Mevzu. Obje.

 

At that : Olduğu gibi. Bile artık. Aynı zamanda. Mademki. Onun üzerine. Bile. Bu durumda. Bundan başka. Haliyle hatta. Hem de.

 

Left over : Arda kalan. Artık yemek. Artan şey olman.

Ever after : Ebediyen. Hep. Ondan sonra. Daima. Sonsuza dek. Ebediyete kadar. Ondan sonra daima.

Carcass : Cife. Leş. Gövde et. Kesilmiş hayvanın kanı akıtılıp yüzüldükten, deri, kuyruk ve bütün iç organları böbrek ve yağlar hariç çıkarıldıktan sonra geriye kalan bütün gövde, karkas. Kalıntı (argo terim). Kadavra. Hayvan ölüsü. Carcase.

Comber waste : Tarak döküntüsü. Tarakaltı.

Ends : Sonu. Son. Erek. Bitişi. Ölüm. Uç. İzmarit. Taraf. Bitiş.

Remnant : Geri kalan şey. Bakiye. Artık parça. Parça. Parça kumaş. Geri kalan.

Eruption : İsilik. Coğrafya, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Püskürme (yanardağ). Erüpsiyon. Feveran. Diş çıkması. Fışkırma. Yanardağ püskürmesi. Patlama. Kabarma.

End : Sonuca ulaşmak. Akıbet. Erek. Bitmek. Bitiş çekidi. Son çekit. Son bulmak. Son vermek. Kalkmak.

Oddment synonyms : piece of material, piece of cloth, collector's item, physical object, leftover, showpiece, duffs, fag end, curiosity, fallout, left, remainder, castoff, debris, curio, peculiarity, from now on, carcases, collectible, castoffs, dreg, duff, collectable, any more, fossil, relic, anymore, dilapidated, knickknackery, down at the heel, finding, dregs of society, rarity.

Oddment ingilizce tanımı, definition of Oddment

Oddment kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Something that is separated or disconnected from its fellows. An odd thing, or one that is left over, disconnected, fragmentary, or the like. .