Of late türkçesi Of late nedir

  • Geçmiş.
  • Yakında.
  • Son günlerde.
  • Son zamanda.
  • Son zamanlarda.
  • Yakın zamanda.
  • Biraz evvel.

Of late ile ilgili cümleler

English: Ali put on a pair of latex gloves.
Turkish: Ali bir çift lateks eldiven giydi.

English: I haven't heard from him of late. I hope he is not sick.
Turkish: Son zamanlarda ondan haber almadım. Umarım hasta değildir.

English: I thought it might be better to tell you now instead of later.
Turkish: Sana daha sonra yerine şimdi söylemenin daha iyi olabileceğini düşünüyordum.

English: I know it's kind of late, but would you mind if I came over now? I have something I need to discuss with you.
Turkish: Biraz geç olduğunu biliyorum ama şimdi uğramamın bir sakıncası var mı? Seninle tartışmam gereken bir şeyim var.

English: It's getting kind of late.
Turkish: Biraz geç oluyor.

Of late ingilizcede ne demek, Of late nerede nasıl kullanılır?

Of : Hakkında. Karşı. İle ilgili. Yüzünden. In. -in. -den. -nin. -dan. Den.

Late : Merhum. Müteveffa. Son. Geç kalan. Geç. Ölü. Tehirli. Son zamanlardaki. Eski. Rahmetli.

Of late years : Son birkaç sene zarfında son. Son yıllarda. Son birkaç sene zarfında.

Interdigitation of lateral cell surfaces : Yan uzantılar. Lateral uzantılar. Tek katlı yassı hücrelerin karşılıklı olarak sitoplazma uzantıları göndererek birbirlerine sıkıca bağlanmaları, lateral uzantılar.

 

Of a certain age : Çok genç olmayan. Yaşını başını almış. Gençliği solmuş. Çok genç değil. Belli bir yaşta. Belli yaştaki. Belli bir yaşa gelmiş. Belirli bir yaşa gelmiş.

Of a collapse : Bankanın iflası.

Of a different kind : Başka tür. Başka çeşitten.

İngilizce Of late Türkçe anlamı, Of late eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Of late ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ere long : Çok geçmeden. Birazdan. Neredeyse.

In a while : Yakın gelecekte. Kısa bir süre içinde. Birden. Bir anda.

At hand : Hazır. Yanında. Elde. Yakında yanında. Eli kulağında. Ha oldu ha olacak. Yakın. El altında.

Departed : Tükenmiş. Ölmüş. Bitmiş.

Hard by : Yanıbaşında. Yakın. Çok yakın.

Latterly : Son dönemde. Bu günlerde. Son dönemlerde. Bu yakınlarda.

Lateen : Üçgen yelken. Üçgen biçiminde bir yelken.

In the offing : Olmak üzere. Enginlerde. Açık denizde. Olması yakın. Ha oldu ha olacak. Eli kulağında. Pek uzak olmayan olay. Açıkta.

Foretimes : Şimdiden önceki zaman. Eski zaman.

By and by : Yavaş yavaş. Az sonra. Zamanla. İleride. İlerde yavaş yavaş. Daha sonra. İlerde. Çok geçmeden. Birazdan.

Of late synonyms : antecedental, bypast, imminently, lately, newly, in days to come, anytime soon, more recently, backgrounds, at an early date, fast by, around the corner, in these days, before long, anon, former, recently, excelled, case history, antecedents, in the near future, hereabouts, bygone, bygones, background, foretime, close by, departing, belated, foregone.