Late türkçesi Late nedir

  • Geç.
  • Son.
  • Her zamanki.
  • Geçen.
  • Merhum.
  • Müteveffa.
  • Geç kalan.
  • Tehirli.
  • Gecikmiş.
  • Son zamanlarda olan.
  • Rahmetli.
  • Eski.
  • Son zamanlardaki.
  • Ölü.

Late ile ilgili cümleler

English: "Look at the time! I'm gonna be late for school! Bye!" "See you later. Be careful."
Turkish: "Saate bak! Okula geç kalacağım! Hoşçakal!" "Görüşürüz. Dikkatli ol."

English: "Good morning. You're a bit late today, aren't you?" "Yes, I ran into a bit of trouble."
Turkish: "Günaydın. Bugün biraz geç kaldın, değil mi?" "Evet, biraz sorunla karşılaştım."

English: "How late did you stay up last night?" "We were up until about 2:30."
Turkish: "Dün gece kaça kadar uyumadın?" "2.30'a kadar ayaktaydım."

English: "I guess it's too late now." "No, Tom. It's never too late!"
Turkish: "Sanırım artık çok geç." "Hayır, Tom. Asla çok geç değildir!"

English: "He didn't call the entire day, and when he came home late in the evening, he asked me to leave him alone." "How typical of Tom."
Turkish: "O bütün gün aramadı, ve akşamleyin eve geç geldiğinde, o onu yalnız bırakmamı istedi." "Tom ne tipik."

Late ingilizcede ne demek, Late nerede nasıl kullanılır?

Late afternoon : Akşam üstü. Öğleden sonra geç saatlerde. Akşama doğru.

Late at night : Gece yarısı. Gecenin geç saatinde. Gecenin ilerleyen saatlerinde.

 

Late bloomer : (yeteneklerini gösterme anlamında) geç açılmış. Geç serpilen. Geç olgunlaşan kimse. Geç olgunlaşan. Normalden daha geç bir yaşta olgunlaşan kimse.

Late born : Ailenin son çocuğu. Yaşlı anne babadan doğan çocuk. Geç dünyaya gelen çocuk.

Late charge : Gecikme cezası. Vade farkı. Faturanın zamanında ödenmediği için kesilen ceza.

Late frost : Geç don. Geç donmuş.

Late genes : Geç genler. Virüs çoğalma adımının son dönemlerinde etkin olan ve virüsün yapısal proteinlerine ait bilgileri taşıyan genler.

Late developer : Geç gelişen. Yaşının gerisinde gelişme gösteren kimse.

Late childhood : Son çocukluk. Yaklaşık olarak 11-14 yaşları arasındaki yaşam dönemi.

Late comers hypothesis : Sanayileşme sürecine geç başlayan ülkelerin erken başlayanların deneyimlerinden yararlanarak daha hızlı gelişme göstereceklerini ileri süren ve a. gerschenkron tarafından ortaya atılan geleneksel kalkınma görüşlerinden biri. Geç gelenler önsavı.

İngilizce Late Türkçe anlamı, Late eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Late ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

At rest : Hareketsiz.

Crusted : Tortulu. Antika. Aşırı. Kabukla kaplanmış. Koyu. Kabuklu.

Overdue : Geçikmiş. Vadesi dolmuş. Geç kalmış. Rötarlı. Hükümsüz kalan. Ödenmesi gecikmiş. Ödeme zamanı geçmiş. Vadesi geçmiş. Günü geçmiş.

Dead meat : Bitmiş. Ölmüş. (argo terim) ölmek üzere olan veya kesin olarak ölüme mahkum olan kimse. Ölü insan.

Cut to : Resim seçiciye, belli bir alıcının verdiği resme bağlantı yapması için verilen komut. (alıcının ya da bunun bağlı olduğu denetliğin sayısı eklenerek "bire geç!, üçe geç ..." biçiminde söylenir). Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Boundary : Hudut. Limit. Ara hattı. Sınır. Çeper. Kenar. Sinir. Had.

Passed : Dinmek. Aşmak. Geçti. Dönüşmek. Geçmek. Devretmek. Geçirmek. Bildirmek. Pas vermek.

Delayed : Rötarlı. Tecil edilmiş. Oyalama. Tehir edilmiş. Geciktirilmiş. Tecilli. Ertelenmiş. Gecikmeli.

Backward : Geriye doğru yapılan. Arka. Geriye. Yavaş öğrenen. Geçmişe. Gelişmemiş. Geriye doğru. Ters.

Cut and dried : Sıkıcı. Yavan. Sıradan. Hazır. Önceden planlanmış. Bayat. İç karartıcı.

Late synonyms : conclusions, concluding, carcass, lag end, behind time, carcasses, corniest, cuti, closer, transitive, tardy, ancient, other, lated, archaistic, breakup, corpse, detained, accustomed, dead, antiquated, deader, timing, closure, wonted, exceeders, lates, after hours, slowest, routine, decedent, slow, passing.

Late zıt anlamlı kelimeler, Late kelime anlamı

Early : Erken. Erkenden. İlk zamanlarında. Önceki. İlk. Eski. -in başlarında.

Middle : Bel. Orta kısım. Orta. Vasati. Ortadaki. Ara. Aradaki. Göbek adı. Görünçlüğün ortasında yer alan bölüm; ortaya düşen yerler. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Late ingilizce tanımı, definition of Late

Late kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Tardy. Coming after the time when due, or after the usual or proper time. Long delayed. Opposed to early. After the usual or proper time, or the time appointed. Slow. After delay. Not early. As, a late spring. As, he arrived late.