Early türkçesi Early nedir

Early ile ilgili cümleler

English: Ali advised us to leave early and avoid the morning traffic.
Turkish: Ali erken ayrılmamızı ve sabah trafiğinden kaçınmamızı bize tavsiye etti.

English: A Pap test can help detect cervical cancer early on.
Turkish: Rahim kanseri teşhis testi rahim ağzı kanserini erken tespit etmeye yardımcı olabilir.

English: Ali advised Mary to leave early in the morning.
Turkish: Ali Mary'ye sabah erken ayrılmasını tavsiye etti.

English: Ali and Mary need to get up early tomorrow morning.
Turkish: Ali ve Mary'nin yarın sabah erken kalkması gerekmiyor.

English: Ali always gets up early in the morning.
Turkish: Ali her zaman sabahleyin erken kalkar.

Early ingilizcede ne demek, Early nerede nasıl kullanılır?

Early abortion : Erken düşük.

Early bird : Sabahçı. Erkenci.

Early blastocyt : Embriyonik gelişmenin morula evresinden sonra blastosit oluşumundan başlayıp sarkma (hatching) evresinde bulunan embriyo. Erken blastosit.

Early childhood : İki yaşından başlayarak yedi sekiz yaşlarına dek süren gelişme dönemi. İlk çocukluk.

Early church : Hristiyan kilisesi'nin batı'da roma katolik kilisesi'nin merkezi yetkilisi ortaya çıkmadan önceki oluşma dönemi. Eski kilise.

 

Early fruit : Mevsimin erken bir zamanında olgunlaşan meyve. Turfanda meyve.

Early delivery : Vaktinden önce teslim. Zamanından önce teslim. Erken teslim.

Early fruits : Mevsimin erken bir zamanında olgunlaşan meyve. Turfanda meyve.

Early election : Erken seçim. Erken saylav.

Early detection : Erken tanı. Erken saptama. Beklenen veya normal ortaya çıkma zamanından daha erken saptanan. Erken keşif. Erken belirleme.

İngilizce Early Türkçe anlamı, Early eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Early ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Archaistic : Antik. Arkaik veya modası geçmiş.

Premier : İlk oynanım. Başbakan. Yeni bir tiyatro oyununun ilk temsili. Kıdemli. Baştaki. Birinci. Sınıf veya önem bakımından ilk sırada. Asıl. Bir oyunun seyirci önünde ilk oynanışı.

Fore : Başa doğru. Baş taraf. Pruva. Başta. Önde. Ön taraftaki. Öndeki. Önde olan. Ön.

Crusted : Kabukla kaplanmış. Kabuklu. Tortulu. Koyu. Aşırı. Antika.

Beforehand : Peşin. Önce. Peşinen. Baştan. İlk önce. Peşin olarak. Daha öncesinde. Önceden.

First : Önce. En büyük. Başta gelen. Mükemmel. Önde gelen. İlk olarak. Başta. İlkönce. Başlangıç.

Untimely : Uygunsuz. Mevsimsiz. Zamanlı zamansız. Zamansız. Olur olmadık yerde. Mevsimsizce. Zamanından önce. Uygunsuz zamanda. Vakitsiz. Yersiz.

Primeval : Tarihöncesi çağlara ait. İlk çağa ait. İlkel. En eski. Kadim. Dünyanın en eski çağlarına özgü.

Initiatory : Başlatan. Tanıtıcı. Başlangıç ile ilgili.

Early synonyms : earlyish, proto, embryotic, during the previous, archaeozoic, azoic, betimes, ci devant, new, anterior, firsts, inchoate, incipient, archaean, precursor, predecessors, archean, soon, crude, earliest, cornier, foregoing, primordial, original, proterozoic, elementary, wee, corny, former, previous, preliminary, advance, chronics.

 

Early zıt anlamlı kelimeler, Early kelime anlamı

Late : Geçen. Son zamanlardaki. Ölü. Gecikmiş. Son. Geç. Geç kalan. Tehirli. Müteveffa. Merhum.

Middle : Aradaki. Orta kısım. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ara. Göbek adı. Vasat. Ortanca. Vasati. Bel. Orta.

Last : Ölüm. Sonuncu kimse. Gitmek. Son. Sonuncu olarak. Sürmek (süre vb). Yetmek. Son olarak. En son. Bozulmamak.

Early ingilizce tanımı, definition of Early

Early kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Seasonably. As, come early. In good season. Early fruit. An early spring. Betimes. Prior in time. Soon. As, the early bird. In good season. Among or near the first. Opposed to late. In advance of the usual or appointed time.