Passed türkçesi Passed nedir

Passed ile ilgili cümleler

English: 10 years have passed since then.
Turkish: O zamandan beri on yıl geçti.

English: A year has passed since he came here.
Turkish: O buraya geldiğinden beri bir yıl geçti.

English: A year had passed by and his body turned to dust.
Turkish: Bir yıl geçti ve bedeni toza dönüştü.

English: A horse passed my house.
Turkish: Bir at evimi geçti.

English: A hundred years have passed since the Titanic sank.
Turkish: Titanic battığından beri yüz yıl geçti.

Passed ingilizcede ne demek, Passed nerede nasıl kullanılır?

Passed away : Geçmek. Boşa harcamak. Ölmek. Vefat etmek. Geçirmek (vakit).

Passed on : Yansıtmak. Devam etmek. Geçmek. Devretmek. Karar vermek. Gecikmeden gitmek. Ölmek. İlerlemek. Geçirmek. Vefat etmek.

Passed through : Nüfuz etmek. Başından geçmek. İçine işlemek. İçinden geçmek. Çekmek. Arasından geçmek.

Passed water : Çiş yapmak. İşemek.

Time passed : Zaman geçti. Zaman geldi ve geçti. Zamanı geçti.

Bypassed : Atlatmak. Dolambaçlı yoldan gitmek. Bertaraf etmek. İkinci yol yapmak.

Surpassed : Takmak. Geçmek (üstünlük açısından). Üstün gelmek. Aşmak. Baskın çıkmak. Geride bırakmak. Üstün çıkmak. Geçmek. Ütmek. Üstün olmak.

 

Compassed : Sarmak. Bir konuyu kavramak. Kuşatmak. Çevrelemek. Kapsamak. Başarmak. Çevirmek. Gizli plan kurmak. Anlamak. Erişmek.

Unsurpassed : Eşsiz. Üstün. Benzersiz. Emsalsiz.

Overpassed : Köprü aracılığıyla bir yolun üstünden geçen başka yol. Üst geçit. Aşmak. Görmezden gelmek. Üstgeçit. Geçmek. Ek yeri çıkıntısı.

İngilizce Passed Türkçe anlamı, Passed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Passed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Throw on the market : Genel satağa sürme. Bir malı elden çıkarmak için genel satağa sürme.

Encroach : Tecavüz etmek. Hakkında tecavüz etmek. İleri gitmek. Kötüye kullanmak. Sokulmak. (birinin hakkına) tecavüz etmek. Hakkına tecavüz etmek. Haddini aşmak. El uzatmak.

Passing off : Diye geçinmek. Tavrı takınmak. Görmemezlikten gelmek. Geçiştirmek. Marka veya isim taklitçiliği.

Pass off : Sona ermek. Geçiştirmek. Diye geçinmek. Tavrı takınmak. Dikkat etmemek. Uykusu açılmak. Görmemezlikten gelmek. Meydana gelmek. Olmak.

Administers : Vermek (ilaç veya ceza vb). Vermek (ilaç, ceza vb). Verdirmek. Müdürlük etmek. Tatbik etmek. İdare etmek. Yönetmek. Tedvir etmek. Ettirmek.

Bestridden : Hükmetmek. Her iki yakasında olmak. Üzerinden geçmek. Üzerine binmek. İdare etmek. Her iki tarafında bulunmak. Her iki tarafında uzanmak. Ayaklarını açıp oturmak. Bacaklarını ayırarak binmek.

Grew : Büyümek. Yetişmek. Lemek. Gelişmek. Leşmek. Bırakmak. Üretmek. Yetiştirmek.

Launches : Mızrak gibi atmak. (gemi) denize indirmek. Başlamak. Atmak. Satışa sunmak. Başlatmak. Fırlatmak. Başlatmak (yeni işi). Fırlatmak (roket).

 

The former : Kalıpçı. İlk söylenen. Biçimlendirici. Evvelsi. Önceki. Öncel. İlk bahsedilen. Evvelki. İlk.

Advises : Tavsiye etmek. Nasihat etmek. Öğütlemek. Fikir vermek. Akıl vermek. Tavsiyede bulunmak. Danışmak. Uyarmak. Haber vermek.

Passed synonyms : hem and haw, augment, abate, other, leave off, bestride, be in excess of, bestrode, coming through, suspension, belabours, convert, lapse, acquaint, ceded, accords, annunciate, belaboring, bygone, attorn, crossest, permeate, carries, be over, foregone, augments, pass, change, deal a blow, time out, clears, put on the market, transitive.

Passed zıt anlamlı kelimeler, Passed kelime anlamı

Stay in place : Yerinde kalmak.

Passed antonyms : unaffixed.