On the line türkçesi On the line nedir

  • Telefonda konuşuyor.
  • Sırada.
  • Telefonda.
  • Hatta.
  • Tehlikede.
  • Kuyrukta.
  • Çizgide.

On the line ile ilgili cümleler

English: There is a Mr. Kimura on the line for you.
Turkish: Bir Bay Kimura sizi arıyor.

English: A woman was hanging the washing on the line.
Turkish: Bir kadın çamaşırı ipe asıyordu.

English: I have Tom on the line.
Turkish: Tom'a telefonda sahibim.

English: I've got Tom on the line.
Turkish: Tom'u sıraya aldım.

English: Is anybody on the line?
Turkish: Hatta kimse var mı?

On the line ingilizcede ne demek, On the line nerede nasıl kullanılır?

On : Makbul. Açık. Esnasında. Devrede. Çakırkeyif. Üzerinde. Olmakta olan. Yanmak. Yönünde. Giyilmiş.

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Line : Sıralamak. Oyun alanını sınırlamak, belirli ölçü ve bölgeleri göstermek amacıyla yapılan ayırıcı doğru. (genellikle kireçli su ile çizilir.). Özellikle pelajik balıkların avlanmasında kullanılan, yemli 2-7 iğneden oluşan olta takımı. Doldurmak. Bir sokaktaki yapıların, birbirine bakarak içerde ve dışarda yerleşmelerini önlemek, sokağa koşut ve sokaktan eşit uzaklıkta yer almalarını sağlamak üzere, önyüz çizgilerinin çakışması ya da koşut gitmesi istenen varsayımsal çizgi. Çizgi çizmek. Sıra. Tarayıcı elektron demetinin yatay tarama sırasında soldan sağa bir gidişinde oluşturduğu çizgi. Kırıştırmak. Sürütme oltaları.

 

Lay on the line : Tehlikeye sokmak. Riske atılmak. Para bağlanmak. Riske sokmak. Riske girmek. Riske atmak. Tehlikeye atmak.

Stand on the line : Kuyruğa girmek.

On the cheap : Çok ucuza. Ucuza. Düşük fiyatla. Ucuz olarak. Sudan ucuza.

On the beam : Doğru. Doğru yolda. Doğru yönde. Tam. Doğru fikirli.

On the air : Ünalgıda yayınlanmakta. Yayında. Radyoda. Radyo tv yayında.

On the bias : Verevine. Verev. Diyagonal.

On the cards : Olanaklı. Muhtemel. Hesapta var. Eli kulağında. Oldu olacak. Hesapta olan. Olması mümkün. Ha oldu ha olacak. Olası. Olabilir.

İngilizce On the line Türkçe anlamı, On the line eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak On the line ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Yes : Bile. Baş üstüne. Ya. Evet. He. Olumlu cevap. Tamam. Beli. Olumlu oy.

In line : Hizada. Bir hizada. Çizgisinde. Sıralı. Aynı eksenli.

In danger : Risk altında.

In tune : Uygun. Uyumlu. Akortlu. Ahenkli. Uyum halinde.

On the spot : Yerinde. Olay yerinde. Başı belada. Hemen oracıkta. Hemen. Mahallinde. Zor durumda. Tam yerinde. Tam vaktinde.

On a line : Bir sırada. Aynı hizada.

At risk : Riskli. Risk altında.

Insomuch that : O kadar ki. O kadarki.

For that matter : Ona gelince. O hususta. Böylelikle. Bu nedenle. Bu yüzden.

Bestead : Sorun yaşayan. Problem içinde olan (eski kullanım).

On the line synonyms : nay, online, insomuch as, even, in peril, in a bad way, on the telephone, in fact, as, in distress, on thin ice, moreover, even if, very, imperilled, at bay, imperiled, evens, on the phone, endangered, at, at stake, as well.