At risk türkçesi At risk nedir

  • Risk altında.
  • Riskli.
  • Tehlikede.

At risk ile ilgili cümleler

English: We're all at risk.
Turkish: Hepimiz tehlikedeyiz.

English: I don't want you putting yourself at risk.
Turkish: Kendini riske atmanı istemiyorum.

English: Everybody's at risk.
Turkish: Herkes tehlikede.

English: It is crazy of you to put your life at risk.
Turkish: Yaşamını riske atman çılgınlık.

English: Ali put himself and his children at risk.
Turkish: Ali kendini ve çocuklarını riske attı.

At risk ingilizcede ne demek, At risk nerede nasıl kullanılır?

At : Nezdinde. Da. Bir hareketin hedefini gösterir. Bir yeri belirtmek için kullanılır. Üzerinde. Bir iş veya hareketten bahsederken kullanılır. E. Yanında. Ye. Bir zamanı belirtmek için kullanılır.

Risk : İktisadi karar birimlerinin verecekleri kararlar sonucunda ortaya çıkacak getiriyi olumsuz etkileyebilecek olayların gerçekleşme olasılığı, diğer bir deyişle olayların gerçekleşme olasılığının bilindiği durum. krş. belirsizlik. Güvencelendirilen kişinin karşılaşacağı ve güvencecinin de sözleşmesi koşullarına göre ödemeği yüklendiği dokuncalar. Sigorta edilen. Risk oluşturmak. Bir olayın meydana gelme olasılığı. epidemiyolojik çalışmalarda, bir bireyin, belli bir toplum ve dönem içinde belli bir hastalığı taşıma olasılığı. insan sağlığına zararlı olma olasılığının ölçüsü. Bir olayın gerçekleşme kazanışının düşüklüğünden doğan götürücü durum. bk. götürü. Zarar olasılığı. Oynamak. Riske etmek. Kaçını.

 

At risk group : -alması riskli olan grup. Riskli grupta.

Be at risk : Risk altında olmak. Tehlikede olmak.

Next at risk : Kurban edilecek olan sıradaki kimse. Bir sonraki kurban. Risk altında olan bir sonraki kime veya şey.

At a bargain price : İndirimli özel fiyat. İndirimde. Düşük fiyata.

At a blow : Birden. Aniden.

İngilizce At risk Türkçe anlamı, At risk eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak At risk ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Imperiled : Riskte. Risk durumunda. Tehlikeye girmiş.

On the spot : Hemen. Olay yerinde. Tam yerinde. Zor durumda. Mahallinde. Hemen oracıkta. Yerinde. Derhal. Tam vaktinde.

In distress : Zorda. Sorun içinde. Darda. Problem içinde. Yardıma ihtiyaç halde.

Hairier : Tehlikeli. Tüylü. Saçlı. Kıllı. Kıl. Zor. Kıl gibi.

Endangered : Neslinin tükenme tehlikesi olan. Tehlikeye atılmış. Nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olan (bir hayvan veya bir bitki hakkında). Nesli tükenmekte olan. Tehlike altında.

Dodgy : Namussuz. Fırıldakçı. Çok tehlikeli. Şüpheli. Üç kağıtçı. Kurnaz. Sağlıksız. Anasının gözü. Tehlikeli.

Chancy : Talihli. Kesin olmayan. Şüpheli.

Dicier : Daha riskli. Şansa kalmış. Şüpheli.

Diciest : Tehlikeli. Şüpheli. Rizikolu. Şansa kalmış.

At risk synonyms : in danger, on the line, in a bad way, at stake, dodgier, bestead, chancier, in peril, chanceful, imperilled, at bay, chanciest, dicey, hairiest, on thin ice, dareful, forbidding, dangerous, adventurous.