On the point türkçesi On the point nedir

On the point ile ilgili cümleler

English: I was on the point of leaving home when a light rain started to fall.
Turkish: Yağmur çiselemeye başladığında, evi terketmek üzereydim.

English: One's point of view depends on the point where one sits.
Turkish: Bir kişinin bir şeye bakma tarzı onun durumuna bağlıdır.

English: He is on the point of death.
Turkish: O, ölmek üzeredir.

English: She was on the point of going out.
Turkish: O, dışarı çıkmak üzereydi.

English: Nakagawa was on the point of going out when I called on him.
Turkish: Nakagawa onu aradığımda dışarı çıkmak üzereydi.

On the point ingilizcede ne demek, On the point nerede nasıl kullanılır?

On : Hazır. Yönünde. Açık. Makbul. Üzerinde. Yanmak. Esnasında. Olmakta olan. De.

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık.

Point : Puan. Uç. Çevirmek. Tenis, bilgisayar, masa tenisi alanlarında kullanılır. Göstermek. Tevcih etmek. Doğrultmak. Sivrilmek. Sivriltmek. Fermaya oturmak.

On the air : Yayında. Radyo tv yayında. Radyoda. Ünalgıda yayınlanmakta.

 

On the alert : Alarm durumunda. Hazırlıklı. Tetikte. Uyanık. Teyakkuz halinde.

On the cheap side : Oldukça ucuz.

On the average : Ortalama olarak. Normal oranda. Orta miktarda.

On the beam : Tam. Doğru yönde. Doğru yolda. Doğru fikirli. Doğru.

On the contrary : Tam tersi. Aksi halde. Tam aksi. Tersine. Aksine. Alışılmışın aksine. Tam tersine. Buna karşılık. Tam tersi durum. Bilakis.

On the cards : Olası. Ha oldu ha olacak. Hesapta olan. Oldu olacak. Eli kulağında. Hesapta var. Olanaklı. Muhtemel. Olması mümkün. Olabilir.

İngilizce On the point Türkçe anlamı, On the point eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak On the point ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

On the point synonyms : on the verge of doing.