One more türkçesi One more nedir

  • Bir daha.
  • Bir tane daha.
  • Birtane daha.
  • Phr.

One more ile ilgili cümleler

English: Ali begged Mary to give him one more chance.
Turkish: Ali Mary'ye ona bir şans daha vermesi için yalvardı.

English: A quartet has one more member than a trio.
Turkish: Bir dörtlü, bir üçlüden bir üye daha fazladır.

English: Ali kept walking until he was too tired to take even one more step.
Turkish: Ali bir adım daha yürüyemeyecek kadar çok yoruluncaya kadar yürümeyi sürdürdü.

English: Ali decided to give it one more shot.
Turkish: Ali ona bir şans daha vermeye karar verdi.

English: Ali made one more request.
Turkish: Ali bir talep daha yaptı.

One more ingilizcede ne demek, One more nerede nasıl kullanılır?

One : İnsan. Bir. Biri. Bir (sayı olarak). 1. Bir tane. Tek. Birisi. Bir sayısı. Aynı.

More : -den daha. Fazlalık. Daha (çok). -den daha çok. Daha. Daha çok. Ayrıntılar. Fazla şey. Ziyade. Takriben.

One more time : Bir kere daha. Bir kez daha. Bir defa daha.

One act play : Tek perdelik oyun.

One acter : Aşağı yukarı bir saate yakın süren tek bölümlük oyun. Kısa oyun.

One after another : Birbiri arkasına. Birer birer. Art arda. Birbiri arkasından. Arka arkaya. Birbiri ardından. Birbiri ardına. Sıra ile. Peş peşe. Birbiri peşi sıra.

 

One after the other : Peş peşe. Üst üste. Birbiri ardından. Birbirini izleyerek. Arka arkaya. Sırayla. Birbiri peşi sıra. Birer birer. Birbiri ardınca. Art arda.

İngilizce One more Türkçe anlamı, One more eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak One more ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Over again : Bir kere daha. Baştan. Yeni baştan. Tekrar. Yeniden.

Excuse me : Beni bağışlayın. Afedersiniz. İzninizle. Özür dilerim. Affedersiniz. Müsaadenle. İzninle.

Follow me : Beni takip edin. Beni izle. Beni takip et.

Yet again : Bir kez daha.

Again : Bundan başka. Üstelik. Yeniden. Daha. Ayrıca. Bir kere daha. Yine. Kayta. Tekrar.

Calm down : Sakin olmak. Durulmak. Öfkesi yatışmak. Yatışmak. Mayna olmak. Sakinleşmek. Rahatlamak. Durgunlaşmak. Yatıştırmak.

No more : Yeter. Artık yok. Gayrı. Artık hiç. Daha fazla değil. Artık. Bir daha hiç. Bundan böyle.

Medium rare : Orta az pişmiş et.

Hold the line : Hatta kalmak (telefon). Telefonu kapatmamak. Mevcut durumu korumak. Sınır koymak. Ayrılmamak (telefonda). Lütfen hattan ayrılmayın. Hatta kalmak. Dayanmak. Değişikliğe karşı olmak.

Encores : Bir kere daha. Yeniden sahneye çağırmak. İstek parça. Tekrar çağırma (sahneye). İsteme. Tekrarını istemek. Tezahürat yapmak. Tekrar. Tekrarlama.

One more synonyms : once again, anew, bis, once more.