Others türkçesi Others nedir

Others ile ilgili cümleler

English: A fool always believes that it is the others who are fools.
Turkish: Bir aptal her zaman başkalarının da aptal olduğuna inanır.

English: Ali and a few others are waiting for you on the porch.
Turkish: Ali ve birkaç kişi daha seni sundurmada bekliyor.

English: About a third of these diseases can be cured, but the others may be serious, or even fatal.
Turkish: Bu hastalıkların yaklaşık üçte biri tedavi edilebilir fakat diğerleri ciddi, hatta ölümcül olabilir.

English: Ali and the others agree.
Turkish: Ali ve diğerleri katılıyor.

English: Ali and the others all burst out laughing.
Turkish: Ali ve diğerlerinin hepsi kahkahayı patlattı.

Others ingilizcede ne demek, Others nerede nasıl kullanılır?

All others : Tüm diğerleri.

Among others : Ötekiler içinde. Geri kalanlar arasında. Diğerleri arasında.

And others : Ve ötekiler. Üçten çok yazarı olan yapıtlarda temel fiş öğesi olarak birinci yazardan sonrakiler için kullanılan terim.

Batten on others : Başkalarının sırtından geçinmek. Asalaklık etmek.

In advance of the others : Herkesten önce. Diğerlerinden önce.

Bothers : Sinir bozmak. Takmak. Baş belası olmak. Rahat vermemek. Musallat olmak. Üzülmek. Dert vermek. Daraltmak. Sıkmak. Rahatsız etmek.

 

Half brothers : Üvey kardeş. Üvey erkek kardeş.

Brothers in arms : Silah arkadaşları. Dost veya ahbap savaşçılar. Askeriyenin kardeş üyeleri.

Brothers in law : Kayınbirader. Bacanak. Enişte.

Grandmothers : Nine. Büyükanne. Büyük anne. Büyükanneme. Anneanne. Babaanne.

İngilizce Others Türkçe anlamı, Others eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Others ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Peopling : Kalabalık. İnsanlar. Millet. Milletler. Aile. Halk. İnsan yerleştirmek. İnsanın, az çok ya da bütünüyle boş bir bölgeyi ele geçirerek işlemesi, canlandırıp şeneltmesi. Yerleşme.

Hands : Elleme. Sahip olma. Topa isteyerek ya da istemeyerek elle dokunma. (kalecinin dışında bir oyuncunun topu elle tutması ya da topa elle dokunması ayaktopu kurallarınca yasaklanmış bir davranıştır ve ödek gerektirir.). El. Gemi mürettebatı. İyelik.

Different : Ayrı. Başka. Ayrışık. Farklı. Özge. Çeşitli. Değişik. Başka türlü. Muhtelif.

Altered : Bozulmuş. Değiştirilmiş. Değişmiş.

People : Milletler. Kalabalık. İnsanlar. Millet. İnsan yerleştirmek. Belli bir ülkede yaşayan, kan birliği taşıyan, aynı dili konuşan, benzer yaşama alışkanlıklarını sürdüren, ortak bir tarihi olan insanların oluşturdukları büyük birlik (halk terimi aynı zamanda; birbirlerinden dil ve köken bakımından ayrı olan, ama ortak bir devlet yönetimiyle birleşmiş bulunan ahali için de kullanılır. daha geniş anlamda, bir ulusun belli bir çevresi içinde yaşayan bölümü de bu terimle karşılanır: anadolu halkı gibi). Kodak üyeleri. Kimse. Akrabalar. Aile.

 

Strangers : Acemi. Yabancı. İşin yabancısı. Yabancılar.

Farther : Bundan başka. Uzaktaki. İlave edilen. Ayrıca. Daha uzağa. Daha öte. Daha uzaktaki. Daha fazla. İlerdeki.

Misc : Çeşitli.

Everybody else : Öbürleri. Ötekiler.

At that place : Orada.

Others synonyms : some other, in that location, distinctness, otherwise, separateness, another, opposite, rest, spuds, other, forth, sizing, alternative, otherness, the other, separate, miscellaneous, alternates, alternate, new.

Others zıt anlamlı kelimeler, Others kelime anlamı

Joint : Eklemek. Raptetmek. Ek veya oynak yeri yapmak. Bilgisayar, jeoloji alanlarında kullanılır. Birleştirmek. Birleşme yeri. Birlikte. Eklem. Müşterek. Ek yeri.

Same : Aynı şekilde. Sürüm. Aynı şey. Sataktaki istem ve eğilime uygun bir düzeyde malın değişim ve akışımını sağlama. Farketmez. Tıpkı. Aynısı. Farksız. Özdeş. Aynı.

Here : İşte. Bu çekitte. Bunda. Buraya. Burda. Burada. Burası. Burayı. Hey.