Otuzaltı durum nedir, Otuzaltı durum ne demek

Otuzaltı durum; Tiyatro alanında kullanılan bir sözcüktür.

Tiyatro'daki anlamı:

Gozzi'nin (1720-1806) ortaya attığı, sonradan bütün tiyatro konularını İtalyan komedya yazarı Carlo'nun bölümlediği 36 durum:.

DİLEK: Bir zorba, bir dilenci, bir de değişmeyen güç vardır. (Örn. Euripides: "Oidipus Kolonos" ta.

KURTARMA: Bir kurban, bir gözdağı veren, bir de kurtarıcı bulunur. (Örn. R. Wagner "Lohengrin").

Öç ALMA: Ortada bir suç vardır (Örn. Shakespeare: "Venedik Tüccarı"). Bu suçun çevresinde bir suçlu ile bir öç alan bulunur.

KAN DAVASI: Aileler ve kişiler arasındaki konu, kan davasıdır. (Örn. Euripides: "Elektra").

CEZA: Bir kaçak, bir de kaçağın.suçundan dolayı ceza veren bir kimse ya da güç vardır (Örn. Tirso de Molina: "Don Juan").

BÜYÜK TALİHSİZLİK: Sonu iyi olacak bir kimsenin büyük bir talihsizliğe ve yenilgiye uğraması. (Örn. Shakespeare: "ll. Richard").

KURBAŞ: Bir üst gelen güç ile bir alt edilen güç vardır (Örn. Maeterlinck: "Körler").

BAŞKALDIRMA: Bir tiran ve bu tirana karşı baş kaldırmış kahraman bulunur. (Örn. Schiller: "Wilhelm Tell").

TEHLİKE YA DA TEHLİKEYE ATILIŞ: Yüreklilikle, göz pekliğiyle yapılan bir atılım. Tehlikeyi göze alma durumu (Örn. Goethe: "Faust"). 1.

KIZ KAÇIRMA: Kaçırma olayı kızın erkeği istemesiyle olur (Örn. Mozart: "Saraydan Kız Kaçırma"). 1.

 

BİLMECE (MUAMMA): Bir soruyu soran, bir de o soruyu yanıtlayan bulunur (Örn. Gozzi: "Turandot"). 1.

KARŞILIK BEKLEME: Bir davranışa karşılık bir şey bekleme (Örn. Wilde: "Salome"). 1.

YAKININA GÜDÜLEN KİN: Kardeşin kardeşe, oğlun, kızın babaya kin gütmesi vb... (Örn. Shelley: "The Cenci"). 1.

YAKINLAR ARASINDA YARİŞMA: Aile içinde kardeşler arasında bir kadın ya da iş konusunda bir yarışma vardır (Örn. Voltaire'in yapıtları). 1.

KAN DÖKTÜREN ZİNA: Aldatılan koca ya da karı. Öldürmeyle sonuçlanan zina (Örn. Gozzi: "Zübeyde"). 1.

DELİRME: Bir deli ve bir de kurban bulunur (Örn. Ibsen: "Hedda Gabler"). 1.

KÖTÜ SONUÇ VEREN AKILSIZLIK: Bir kişinin akılsızlığından doğan kötü durumlar ve başka birinin de akılsızlıktan zarara uğraması (Örn. Ibsen: "Yaban Ördeği"j. 1.

BİLMEDEN YASAK AŞK: Kardeşine, annesine ya da babasına bilmeden aşık olma durumu (Örn. Schiller: "Mesinalı Gelin"). 1.

BİLMEDEN YAKININI ÖLDÜRME: Bilmeden bir yakınını öldürme ve öldürdükten sonra bunu öğrenme (Örn. Euripides: Iphigenia Tauroste). 2.

BİR ÜLKÜ UĞRUNA KENDİNİ FEDA ETME: Bu durumu işleyen oyunlar, daha çok, siyasal ya da dinsel teması olan yapıtlardır (Örn. Corneille'in tragedyalarında bu duryma raslanır). 2.

YAKINI İÇİN KENDİNİ FEDA ETME: Çok sevdiği biri için mesleğini, ününü, parasını, iyi durumunu feda etme (Örn. Shakespeare: "Ölçüye Ölçü"). 2.

HER ŞEYİ AŞKINA FEDA ETME: Aşkı için geleceğini, tahtını, sağlığını, görevini feda etme durumu (Örn. Daudet: "L'Arlesienne"). 2.

 

GÖREV UĞRUNA YAKININI FEDA ETME: Görev uğruna yakınını feda ya da kurban etme (Örn. Euripides: "Iphigenia Auliste"). 2.

EŞİT OLMAYAN KİMSELER ARASINDA YARIŞMA: Bir zenginle bir fakir, bir kralla bir silahşor, vb... arasındaki yarışma durumu (Örn. Schiller: "Maria Stuart"). 2.

ZİNA: Birbirlerini aldatan karı koca (Örn. Lessing: "Miss Sara Simpson"). 2.

EROTİK CÜRÜM: Bu da sekiz bölümde ele alınır: a) Onanism (Dramatizasyon olamaz), b) Fahişelik, c) Zina, d) Sapık aşk (Bir oğulun anaya, kızkardeşine duyduğu aşk gibi), e) Homoseksüellik, f) Sefahat (sodomi), g) Küçük çocukların erotizmi (dramatizasyon olamaz), h) Öteki sapıklıklar. 2.

SEVİLEN BİR İNSANIN KÖTÜ YANININ ÖĞRENİLMESİ: XVIII. ve XIX. yüzyıllarda kullanılmış tipik dramatik durumlardan biridir. (Örn. Shaw: Bayan Warren'in Mesleği). 2.

YASAK AŞK: Seven ile buna engel olmak isteyen arasında çıkan çatışma (Örn. Shakespeare: "Romeo ile jülyet"). 2.

DÜŞMANINI SEVME: Birbirlerine düşmanlığı olan aile ya da toplum kişilerinin sevişmeleri (Örn. Kleist: "Penthesilea"). 3.

HIRS: "Tutkulu" bir karakterin yarattığı durum (Örn. Shakespeare: "Macbeth). 3.

TANRIYLA ÇATIŞMA: Tann'ya karşı olan savaş, antik tiyatronun tuttuğu temaların başında gelir (Örn. Aiskhilos: "Prometheus"). 3.

KISKANÇLIKTAN GELEN YANLIŞLIK: Kıskanan bu duygu yüzünden yanlış bir harekette bulunur (Schiller: "Hile ve Sevgi"). 3.

ADLİ YANLİŞLİK: Asıl suçlunun yakalanmayıp suçsuz birinin cezalandırılması: (Örn. Gozzi: "Sepet"). 3.

VİCDAN AZABI: Suçlu, kurban, tanık arasında olan çatışmadan doğan vicdan azabı (Örn. Ibsen: "Rosmers-holm"). 3.

TEKRAR BULUŞMA: Kahramanın uzun bir süredir göremediği kimseyi bulması (Örn. Shakespeare: "Pericles"). 3.

ACILI, YASLI OLMA: Bir kahramanın, örneğin çocuklarının öldürüldüğünü görmesiyle ortaya çıkan durum (Örn. Maeterlinck: "Yedi Prenses").

Otuzaltı durum tanımı, anlamı

Otuza : Otuzar

Duru : Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak. Pürüzsüz (ten). Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.).

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Otuz : Yirmi dokuzdan sonra gelen sayının adı. Üç kere on, yirmi dokuzdan bir artık. Bu sayıyı gösteren 30 ve XXX rakamlarının adı.

Cezalandırılma : Cezalandırılmak işi.

Homoseksüellik : Eş cinsellik.

Antik tiyatro : Eski Yunan ve Latin tiyatroları için kullanılan terim. Eski Yunan ve Roma tiyatrosuna verilen ad.

Kişiler arası : Bütün insanları göz önüne alan.

Vicdan azabı : Yapılan bir işten dolayı duyulan acı, üzüntü.

Yaban ördeği : Ördekgillerden, evcil ördeğe benzeyen, yeşil boyunlu bir tür ördek (Anas boschas).

Talihsizlik : Talihsiz olma durumu, şanssızlık, bahtsızlık.

Kullanılmış : Az veya çok bir zaman için başkasının malı olmuş, yeni olmayan, müstamel.

Homoseksüel : Eş cinsel.

Başka biri : Diğer bir kimse.

Kıskançlık : Bir kimse bir üstünlük gösterdiğinde veya sevilen birisinin, başkası ile ilgilendiği kanısına varıldığında takınılan olumsuz tutum, günücülük, hasetçilik, hasetlik, hasutluk.

Kötü durum : Sû-i hâl.

Kan davası : Geçmişte iki aile arasında cinayetten, kan akmış olmaktan veya başka bir nedenden oluşmuş düşmanlık.

Akılsızlık : Akılsız olma durumu. Akılsızca yapılmış olan iş veya davranış, budalalık.

Yüreklilik : Yürekli, korkusuz, cesur olma durumu, yiğitlik. Yürekli kimseye yakışır davranış.

Yanlışlık : Yanlış davranış, yanlış iş, yanlış sanı, hata.

Diğer dillerde Otuz saniye lambası anlamı nedir?

İngilizce'de Otuz saniye lambası ne demek ? : thirty second device