Outgoings türkçesi Outgoings nedir

  • Masraf.
  • Harcamalar.
  • Masraflar.
  • Ufak tefek harcamalar.
  • [#gider Giderler].
  • Gider.
  • Gider (mali).
  • Zorunlu masraflar.

Outgoings ingilizcede ne demek, Outgoings nerede nasıl kullanılır?

Outgoing calls : Giden aramalar. Giden çağrılar.

Outgoing calls barred : Giden aramalara kapalı.

Outgoing line circuit : Çıkış hat devresi.

Outgoing message : Gidecek mesaj. Giden ileti.

Outgoing traffic : Çıkış trafiği.

Outgoing : Kalkan. Açık yürekli. Çıkış. Dışa dönük. Çıkan. Ayrılan. Cana yakın. Dışarı giden. İçi dışı bir. Akıp giden.

About outgoing faxes : Giden fakslar hakkında.

Show outgoing faxes : Giden faksları göster.

Outgo : Harcama. Aşmak. Gider. Masraf. Geçmek. Üstün gelmek. Yenmek. Sarfiyat.

Outgoes : Harcamalar. Masraflar. Sarfiyat. Giderler.

İngilizce Outgoings Türkçe anlamı, Outgoings eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Outgoings ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Encumbrance : Başkasının taşınmazı üzerinde, onun değerini azaltan ve bir kimsenin yararlandığı, geçme, ışık alma, yapı desteği gibi kullanma hak ve ayrıcalığı. Taahhüt. İpotek. Yükümlülük. Yükümlenim hakkı. Sorumlu olunan kişi (çocuk). Engel. Takyid. Borç.

Preceding : -den önceki. Önce gelme. Önde bulunan. Önce gelen. Mukaddem. Önceki.

 

Constant costs : Kısa dönemde firmanın üreteceği mal miktarından bağımsız olan ve sabit girdiler dolayısıyla katlanılan maliyetler. Sabit maliyetler.

Necessary expenses : Zorunlu giderler. Kaçınılmayan, yapılması zorunlu giderler. Zaruri masraflar.

Disbursements : Ödemeler. (hukuk terimi) bir avukat tarafından müvekkilinden alınan fotokopi postalama ve gönderi gibi yasal harcamalar karşılığı.

Charges : Mükellefiyetler. Vergiler. Harcama. Ücretlendirme. Maliyete eklenecek giderler. Mal ya da hizmetler ve borçlar karşılığı yapılan ödemeler. Suçlamalar.

Expenditures : Sarfiyat. Kati masraflar. Harcama. Tüketme.

Outlay : Giderleme. Harcanan para. Harcama. Mal ya da hizmetler ve borçlar karşılığı yapılan ödemeler. Borç karşılığı ödeme, mal ve hizmetler karşılığında para ya da başkaca bir değer verme. mal ve hizmetlerin para ile tanımlanan değeri.

Outlays : Dolaylı giderler. Harcama. Harcanan para. Yapılan ödemeler.

Outgoings synonyms : outward bound, costage, disbursal, extroverted, direction, outlaying, expenses, costs, consumptions, mise, retiring, damages, disbursement, expenditure, exes, incumbrance, out, drain on the purse, sociable, outward, outgoes, cost, effluent, expense, outflowing, outbound, bill of costs, outgo, drain down, past, exps, payments, forthcoming.

Outgoings zıt anlamlı kelimeler, Outgoings kelime anlamı

Future : İstikbal. Gelecek zaman kipi. Fiilin gösterdiği oluş, kılış ve durumun geleceğe bağlı olduğunu belirten zaman. bk. gelecek zaman kipi. İlerideki. Filin anlattığı işin şimdiki zamandan sonraki bir zamana ait olduğunu gösteren kip. türkçede bir oluş ve kılışın gelecekte kesin olarak gerçekleşeceğini gösteren ek, -acak ekidir: dik-ecek, anlat-acak, sar-acak gibi. bu ek şahıs ekleri ile genişletilerek çekimli fiil olur. insanlara yalnız onlardan aldığımı vereceğim (t. buğra, yalnızlar, s. 102). yarın ben de onu bana gönderen makamın huzuruna çıkarak neşredilme imkanları aramakta olan dört kitabımdan söz açacağım… bakalım, beni nereye gönderecek (a. n. asya, ayın aynası, s. 71). meçhul yerlere doğru gideceğim, oradan kendimi en meçhule atacağım (peyami safa, bir tereddüdün romanı, s. 184). biraz sonra o, belki hepiniz bana nasihat vermeğe kalkacaksınız (a. h. tanpınar, huzur, s. 255). fakat, evvela cibalı’ya kadar yürüyeceğiz orada bir arkadaşa haber vereceğim (p. safa, mahşer, s. 292). vb. karşıtı geçmiş zaman’dır. bk. bildirme kipleri. Gelecek zaman. Gelecekte olacak şey. Ati. İleri. İleriki.

 

Incoming : Gelmekte olan. Yeni. Giren. Ele geçen. Girme. Gelen. Yeni başlayan. Yeni (hükümet veya yıl). Yeni gelen.

Present : Takdim etmek. Hediye. Fiilin gösterdiği oluş ve kılışın içinde bulunulan zamanda yapıldığını ve süregelmekte olduğunu gösteren zaman. bk. şimdiki zaman kipi. Tanıtmak. Şimdiki zaman. Sahnede göstermek. Mevcut. Hukuk, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek. Adamla getirtme.

Outgoings antonyms : unsociable.