Outguns türkçesi Outguns nedir

  • Daha iyi ateş etmek.
  • Alt etmek.
  • -den daha iyi silahlanmış olmak.
  • Yenmek.
  • -den daha iyi ateş etmek.
  • Daha fazla silahlanmış olmak.

Outguns ingilizcede ne demek, Outguns nerede nasıl kullanılır?

Outgun : Alt etmek. Daha iyi ateş etmek. Daha fazla silahlanmış olmak. -den daha iyi silahlanmış olmak. Yenmek. -den daha iyi ateş etmek.

Outgunned : Daha iyi ateş etmek. Daha fazla silahlanmış olmak. Yenmek. Alt etmek. -den daha iyi silahlanmış olmak. -den daha iyi ateş etmek.

Outgunning : -den daha iyi ateş etmek. -den daha iyi silahlanmış olmak. Yenmek. Alt etmek. Daha fazla silahlanmış olmak. Daha iyi ateş etmek.

Outguard : Dış posta.

Outguess : Zekası ile üstün olmak. Avantaj elde etmek için birinin ne yapacağını tahmin etmek. Galip gelmek. Birinin plan veya hareketlerini önceden tahmin etmek. Atlatmak.

Outguesses : Atlatmak. Birinin plan veya hareketlerini önceden tahmin etmek. Avantaj elde etmek için birinin ne yapacağını tahmin etmek. Zekası ile üstün olmak. Galip gelmek.

Outgeneral : Düşmandan daha iyi manevra yapmak.

Outgoes : Masraflar. Sarfiyat. Harcamalar. Giderler.

Outgo : Sarfiyat. Üstün gelmek. Harcama. Masraf. Yenmek. Gider. Geçmek. Aşmak.

Outgassing : Gazını boşaltma. Gaz giderme.

İngilizce Outguns Türkçe anlamı, Outguns eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Outguns ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Besting : Birinci sınıf. En iyi. Baskın çıkmak. En. Hakkından gelmek. En iyisi. Geçmek. En iyi şekilde.

Become worn : Yalama olmak (vida vb).

Bests : Geçmek. En iyi. En. Hakkından gelmek. En iyi şekilde. En iyisi. Baskın çıkmak. Birinci sınıf.

Bludgeon : Sopalamak. Coplamak. Mağlup etmek. Cop. Zorla yaptırmak. Ağır bir cisimle vurmak. Sopa. Ezip geçmek. Sopayla dövmek.

Carry away the bell : Kazanmak.

Run : Çarpmak. Çalışmak. Yarışmak. Koşu. Yarışa katılmak. Birbirini izleyen başlangıcı ve sonu belirlenmiş zaman aralıkları. Sürü halinde gitmek. Erimek. Taşımak. İşletmek.

Bear down : Bastırmak. Ezmek. Güç kullanmak. Çaba harcamak. Kırmak (direnç). Gayret etmek.

Bring off : Umulmayan bir şeyi başarmak. Zorluklara rağmen başarmak. Kurtarmak. Üstesinden gelmek. Başarılı olmak. Başarıyla yürütmek. Getirmek. Başarmak.

Circumvents : Tuzağa düşürmek. Üstün gelmek. Çevresini sarmak. Atlatmak. Bozmak. Kurtulmak. Engellemek. Yana kaçmak.

Bludgeons : Zorla yaptırmak. Ağır bir cisimle vurmak. Ezip geçmek. Sopayla dövmek. Sopa ile vurmak. Mağlup etmek. Zorlamak. Coplamak. Sopalamak.

Outguns synonyms : anticipate, circumvent, forebode, be overcome, foretell, circumventing, annihilating, circumvented, bear the bell, promise, best, annihilate, second guess, beat up, bludgeoned, break the back of, annihilated, beats, beat all hollow, annihilates, carry a person off his feet, beat, beating up, beat somebody hollow, beat back, predict, prognosticate, call.