Oversea türkçesi Oversea nedir
Oversea ile ilgili cümleler
English: Do you plan to go overseas?
Turkish: Yurtdışına gitmeyi düşünüyor musunuz?
English: As far as I know, he has never been overseas.
Turkish: Bildiğim kadarıyla, o hiç deniz aşırı ülkelerde bulunmadı.
English: A passport is usually necessary when you travel overseas.
Turkish: Yurt dışına seyahat ederseniz genellikle bir pasaport gereklidir.
English: During the past several years, many Japanese have been either killed or injured while traveling overseas.
Turkish: Son birkaç yıl içinde, birçok Japon yurt dışına seyahat ederken ya öldü ya da yaralandı.
English: By studying overseas, students can come into contact with other manners and customs.
Turkish: Yurt dışında eğitim görerek, öğrenciler diğer görgü ve gelenekler ile temas kurabilirler.
Oversea ingilizcede ne demek, Oversea nerede nasıl kullanılır?
Overseas : Yurt dışı. Denizaşırı ülkelere. Yurtdışı. Denizaşırı ülkelerde. Dış. Denizaşırı. Ülke dışı. Denizlerin ötesinde bulunan ülke vb.
Overseas banking : İngiltere'de denizaşırı sömürgeler döneminde ortaya çıkan, daha sonraları başka ülkelerde de yaygınlaşan ve etkinlikte bulunduğu ülkenin bankacılıkla ilgili yasal düzenlemelerine tabi olmayan bankacılık. krş. kıyı bankacılığı. Denizaşırı bankacılığı.
Overseas countries : Denizaşırı ülkeler.
Overseas investment : Bir ülkede doğrudan yabancı sermaye yatırımı ve dolaylı yabancı sermaye yatırımı biçiminde yapılan yatırım. Yurt dışı yatırım. Yabancı sermaye yatırımı.
Overseas investment credit insurance : Denizaşırı yatırım kredi sigortası. Gelişmiş ülke firmalarının denizaşırı yatırımları için yapılan orta ve uzun vadeli dışsatım kredi sigortası.
Overseers : Denetmen. Gözetmen. Müfettiş. Yönetici.
Oversensitive : Fazla alıngan. Fazla hassas. Aşırı hassas. Hassas. Aşırı duyarlı. Aşırı alıngan. Fazla duyarlı.
Oversell : Aşırı övmek. Göklere çıkartmak. Göklere çıkarmak. Fazla satış yapmak.
Overseer : Çiftlik kahyası. Şef (fabrikada veya inşaatta). İdareci. Denetçi. Yönetici. Ustabaşı. Gözetmen. Denetmen. Çavuş. Müfettiş.
Overseeing : Seyretmek. Göz kulak olmak. Denetlemek. Nezaret etmek. Bakmak. Gözetmek. İzlemek. Sınavda gözetmenlik yapmak. Yönetmek.
İngilizce Oversea Türkçe anlamı, Oversea eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Oversea ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Outland : Vilayetler. Yabancı ülke. Kenar bölgeler. Taşralar. Memleket dışı.
Marine : Marin. Deniz kuvvetlerine ait. Deniz. Bahri. Denizcilik. Deniz piyadesi. Denizci. Deniz askeri. Denize ait. Denizsel.
Outlands : Memleket dışı. Kenar bölgeler. Vilayetler. Taşralar. Yabancı ülke.
Foreign : Yabancı. Harici. Ecnebi. Bir maddede kendisinden başka bulunan her türlü madde. Yurtdışı. Yabancı madde. Ülke dışı. Dıştan gelme.
Beyond the sea : Denizin ötesinde. Okyanus ötesi. Denizlerin ötesinde. Okyanusun ötesinde.
Abroad : Ülke dışı. Yabancı ülke. Her yerde. Yurt dışına. Taşrada. Yurt dışında. Dışarıya. Her tarafa. Dış ülke.
Ultramarine : Çok açık parlak mavi. Koyu mavi. Deniz aşırı. Lacivert. Deniz mavisi. Ultramarin.
Overseas : Denizaşırı ülkelere. Dış. Denizaşırı ülkelerde. Denizlerin ötesinde bulunan ülke vb. Yurtdışı. Ülke dışı.
Beyond the seas : Denizlerin ötesinde.
Oversea synonyms : transmarine.
Oversea ingilizce tanımı, definition of Oversea
Oversea kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Over the sea. Foreign. Beyond the sea. Abroad.

Bu kısımda Oversea kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Oversea ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Oversea anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Oversea ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.