Overseas türkçesi Overseas nedir

Overseas ile ilgili cümleler

English: I'd like to make an overseas call.
Turkish: Milletler arası bir çağrı yapmak istiyorum.

English: His colleague was transferred to an overseas branch.
Turkish: Meslektaşı yurtdışındaki birime tayin edildi.

English: I lived overseas for ten years.
Turkish: Ben on yıl yurt dışında yaşadım.

English: His large income makes it possible for him to travel overseas every year.
Turkish: Onun büyük geliri ona her yıl yurt dışında seyahat etmesini mümkün kılıyor.

English: Many young Japanese travel overseas these days.
Turkish: Birçok genç Japon bu günlerde yurt dışına seyahat ediyor.

Overseas ingilizcede ne demek, Overseas nerede nasıl kullanılır?

Overseas banking : Denizaşırı bankacılığı. İngiltere'de denizaşırı sömürgeler döneminde ortaya çıkan, daha sonraları başka ülkelerde de yaygınlaşan ve etkinlikte bulunduğu ülkenin bankacılıkla ilgili yasal düzenlemelerine tabi olmayan bankacılık. krş. kıyı bankacılığı.

Overseas countries : Denizaşırı ülkeler.

Overseas investment : Bir ülkede doğrudan yabancı sermaye yatırımı ve dolaylı yabancı sermaye yatırımı biçiminde yapılan yatırım. Yabancı sermaye yatırımı. Yurt dışı yatırım.

 

Overseas investment credit insurance : Gelişmiş ülke firmalarının denizaşırı yatırımları için yapılan orta ve uzun vadeli dışsatım kredi sigortası. Denizaşırı yatırım kredi sigortası.

Oversea : Yurt dışı. Denizaşırı.

Overseers : Yönetici. Müfettiş. Denetmen. Gözetmen.

Oversell : Göklere çıkartmak. Fazla satış yapmak. Aşırı övmek. Göklere çıkarmak.

Oversells : Fazla satış yapmak. Göklere çıkarmak.

Oversensitive : Fazla alıngan. Hassas. Aşırı alıngan. Aşırı duyarlı. Fazla duyarlı. Fazla hassas. Aşırı hassas.

Overselling : Aşırı övme. Fazla satış yapma. Göklere çıkarma.

İngilizce Overseas Türkçe anlamı, Overseas eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Overseas ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Outer : Dıştaki. Dışsal. Dışarıdaki. Harici. Dış taraftaki.

Outlying : Merkez dışı. Merkezden uzak. Kent sınırı dışı. Etraftaki. Kuş uçmaz kervan geçmez. Uzakta bulunan. Memleket dışı. Çevredeki. Uzak.

Extrinsic : Dıştan gelen. Dışarda. bir organ ya da bir parçasının içinde olmayan kas. 3.hücre zarının dışında ya da kısmen dışarı doğru bulunan proteinler. periferal proteinler. Ekstrinzik. İkincil. Harici. Eğreti. Geçici. Yabancı. Dışarıdan.

Outside : Ötesine. Dış kısım. Dış (taraf). Dışında. Den başka. Dışarısı. Dıştan. Açık havada olan. En fazla miktar.

Outers : Dıştaki. Harici. Dış taraftaki. Dışarıdaki. Dışsal.

Foreign : Harici. Ecnebi. Dıştan gelme. Yabancı. Yabancı madde. Bir maddede kendisinden başka bulunan her türlü madde.

 

Exogenous : Harici. İncelenen bir organizma, hücre veya sistemin dışında oluşan. Dışyapılı. Dış kaynaklı. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Egzojen. İncelenen bir organizma, hücre ya da sistemin dışında oluşan. Eksogenus. Dışsal.

Ultramarine : Çok açık parlak mavi. Koyu mavi. Lacivert. Deniz aşırı. Ultramarin. Deniz mavisi.

Overseas synonyms : oversea, transmarine, beyond the sea, outland, exo, beyond the seas, outdoor, abroad, exterior, external, externus, outlands, ecto, outsides, offshore, exteriors.

Overseas zıt anlamlı kelimeler, Overseas kelime anlamı

Domestic : Hizmetçi. Aile. Evcil. Ehli. İnsanın manevi varlığını oluşturan irade. Ailevi. Yurt içi. Evine bağlı. Yerli. Kabukla meyvelerde kabuğun sardığı bölüm.