Paralı nedir, Paralı ne demek

Paralı; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Paralı" ile ilgili cümleler

  • "Paralı okul. Paralı iş."
  • "Önce parasız temsiller verilirken sonra paralı verilmeye başlandı." - M. And
  • "Paralı basma."

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Sakarya şehri, Karasu ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Paralı kısaca anlamı, tanımı:

Para : Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit. Kuruşun kırkta biri. Kazanç.

Paralıca : Zengin.

Beş paralık : Değersiz, aşağılık, bayağı, bir paralık. Çok az.

Beş paralık etmek : Zor durumda bırakmak, dile düşürmek, rezil etmek.

Beş paralık olmak : Zor durumda kalmak, dile düşmek, rezil olmak.

Bir paralık : Beş paralık.

Bir paralık etmek : Çok utanacak, işe yaramaz bir duruma düşürmek.

İki paralık : Çok az. Değersiz, önemsiz.

İki paralık etmek : Değerini düşürmek.

İki paralık olmak : Değerini yitirmek.

Kaç paralık : Değersiz.

Kırk paralık : Oldukça değersiz.

Namusu iki paralık olmak : Onursuz bir duruma düşmek.

On paralık : Değeri çok az veya değersiz, hiç.

 

On paralık etmek : Birini kötü duruma düşürmek. birine hakarette bulunmak.

Zengin : Parası, malı çok olan, varlıklı, varsıl, variyetli, fakir, yoksul karşıtı. Çok, bol. Yararlı veya kendisinden beklenilen, istenilen nitelikleri çok olan. Gösterişli. Verimli.

Yuvarlak : Top veya küre biçiminde toparlak şey. Homoseksüel erkek. Kesin ve açık olmayan (söz, laf vb.). Top veya küre biçiminde olan, müdevver.

İrice : İriye yakın, biraz iri.

Benek : Herhangi bir şey üzerindeki ufak leke, nokta, puan. Güneş lekeleri yöresinde görülen, parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş bölüm, fakül.

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

Bedava : Emeksiz, caba. Bedavadan. Herhangi bir bedel ödemeden. Karşılıksız, parasız. Çok ucuz.

Paralı asker : Para karşılığında yabancı bir devlet hesabına çalışan asker.

Paralı televizyon : Tecimsei televizyonun kapalı yayınına dayanan, ancak abonelerin izleyebileceği izlenceleri evlerdeki almaçlara eşeksenli kablolarla dağıtan televizyon dizgesi.

Paralık : Bahçıvancılıkta taneyle satılan sebze (patlıcan vb.).

Paralı ile ilgili Cümleler

  • Ali paralı askerler tarafından yakalandı ve öldürüldü.
  • Ailemin itibarını iki paralık ettim.
  • Paralı insanlar tereyağ alabildi.
  • En son ne zaman paralı bir yol kullandın?
  • Birkaç sivil, paralı askerler tarafından vuruldular.
  • Paralı yolları ne kadar sıklıkla kullanıyorsun?
  • Paralı yoldan gitmemize gerek var mı? Acelemiz yok.
  • Eskiden bu köprü paralıydı.
  • Bir paralı yoldan gitmemize gerek var mı? Acelemiz yok.
  • Oraya paralı bir yol kullanmadan varmanın herhangi kolay yolu var mı?
 

Diğer dillerde Paralı anlamı nedir?

İngilizce'de Paralı ne demek? : adj. paid, paying, coin operated, coin op, moneyed, rich, wealthy, flush, heeled, loaded, mercenary, well heeled

Fransızca'da Paralı : riche, payant/e, pécuniaire

Almanca'da Paralı : adj. bemittelt, kapitalkräftig

Rusça'da Paralı : adj. денежный, богатый, состоятельный, платный, пятнистый