Paranasal türkçesi Paranasal nedir

  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Paranazal.
  • Yüz ve üst çene kemiklerinde bulunan hava boşlukları.

Paranasal ingilizcede ne demek, Paranasal nerede nasıl kullanılır?

Sinus paranasales : Paranazal sinüsler. Kafatasında burun boşluğuna komşu kemiklerin içerisinde içleri mukozayla kaplı ve bağ dokusunda serö-müköz bezler bulunan boşluklar.

Parana : Arjantin'in kuzeydoğusunda bir şehir. Brezilya'nın güneyinde eyalet. Güney amerika'da bir nehir.

Glandulae sinus paranalis : Kedinin ve köpeğin anal keseleri. sinus paranalis'te bulunan bezler. Glandula sinus paranalis.

Paraneoplastic : Paraneoplastik. Kanser olgularında kanserle birlikte ve ona bağlı olarak görülen.

Paraneoplastic syndrome : Tümörün birincil etkisi dışında, kimi kanser hücrelerinden salınan maddelere bağlı olarak ortaya çıkan nöromüsküler ve hematolojik bozukluklar. organizma için tümörden daha zararlı olabilir olabildiği gibi birincil tümörün tanısına da imkan sağlayabilir. Paraneoplastik sendrom.

Paranoiacs : Paranoyak.

Paranoid : Paranoit. Paranoya ile ilgili. Paranoyak.

Paranoid state : Paranoid durum. Paranoid hal.

Paranephric : Paranefrik.

Paranephritis : Paranefrit.

İngilizce Paranasal Türkçe anlamı, Paranasal eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Paranasal ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Acacia : Mimoza. Akasya sakızı. Salkım ağacı. Akasya. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Arap zamkı.

A cells : Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. Alfa hücreleri. A hücresi.

Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.

Abiotic factor : Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Akarsuların durgun akan bölgeleri. Abramis zonu.

A protein : Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini.

 

A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

Aardvarks : Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Yerdomuzu. Yer domuzugiller. Damarlı dişliler.

Aardwolf : Yeleli sırtlan. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür.

Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.

Paranasal synonyms : abiotic environment, a site, aardvark, abductor muscle, abo blood groups system, a chromosome.