Passenger türkçesi Passenger nedir

  • Korunan.
  • Yolcu.
  • İşten kaytaran kimse.
  • Gezgin.
  • Doğması beklenen çocuk.
  • Yolculuğa çıkmaya hazırlanan kimse.
  • İyileşmesi umutsuz hasta.
  • Beleşçi.

Passenger ile ilgili cümleler

English: A passenger airplane took off for the USA.
Turkish: Bir yolcu uçağı ABD'ye havalandı.

English: Ali put the large picnic basket on the passenger seat next to him.
Turkish: Ali yanındaki yolcu koltuğuna büyük bir piknik sepeti koydu.

English: Ali opened the passenger door for Mary.
Turkish: Ali Mary için yolcu kapısını açtı.

English: Ali got out of the car on the passenger side.
Turkish: Ali yolcu tarafından arabadan indi.

English: A passenger fainted, but the stewardess brought him around.
Turkish: Bir yolcu bayıldı ama ev sahibi onu canlandırdı.

 
 

Passenger ingilizcede ne demek, Passenger nerede nasıl kullanılır?

Passenger boat : Yolcu botu.

Passenger cabin : Yolcu kompartmanı. Kabın. Yolcu kabini. Kabin.

Passenger car : Yolcu arabası. Yolcu taşıtı. Binek aracı. Binek araç. Binek otomobili. Yolcu vagonu. Binek arabası. Binek oto. Yolcu vasıtası.

Passenger coach : Yolcu vagonu. Yolcu otobüsü.

Passenger coming to : Giriş yolcusu. Yabancı ülkelerden gelen ve yurda giriş gümrük işlemi yapılan ya da yapılacak olan yolcu.

Passenger compartment : Yolcu bölümü. Yolcu kompartımanı. Yolcu kabini.

Passenger liner : Yolcu gemisi.

Passenger loading bridge : Yolcu bindirme köprüsü.

Passenger service : Yolcu servisi. Yolcu hizmetleri.

Passenger mile : Yolcu başına bir mil hesabı. Bir mil taşınan bir yolcu. Yolcu mili.

İngilizce Passenger Türkçe anlamı, Passenger eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Passenger ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Traveler : Gezmen. Seyyar iskele. Pazarlamacı. Seyahat eden kimse. Pazarlamacı (ingiliz ingilizcesi). Transbordör. Bkz.traveller. Satış temsilcisi (gezici).

Hanger on : İzleyici. Hayran. Ahtapot. Yalaka. Çanak yalayıcı. Yağcı. Asalak. Dalkavuk.

Pilgrim : Kutsal bir yeri dini sebeplerle ziyaret eden kimse. Seyyah. Hacı.

Gallivanters : Çapkın erkek. Flörtçü. Kadın peşinden koşan erkek. Başıboş dolaşan kimse. Gezip tozan. Zampara. Boş boş gezen. Avare. Eğlence arayışı içinde olan kimse.

Conserved : Konservesini yapmak. Korumak. Mahfuz. Muhafaza etmek. Korunumlu. Korunmuş.

Cheapskate : Avantacı kimse. Cimri veya pinti tip. Cimri. Eli sıkı kimse. Pinti. Üçün beşin hesabını yapan. Paragöz.

Itinerant : Seyyah. Gezer. Seyyar kimse. Gezici. Gezginci. Seyyar. Dolaşan.

Free rider : Bir iktisadi karar biriminin tek başına veya başkalarıyla ortaklaşa olarak maliyetini üstlendiği bir etkinlikten herhangi bir yüke katlanmaksızın yarar sağlayan diğer iktisadi karar birimi. Otlakçı. Bedavacı. Asalak.

Moocher : Otlakçı.

Freeloaders : Asalak. Lüpçü. Otlakçı. Başkalarının sırtından geçinen. Anaforcu. Bedavacı.

Passenger synonyms : pilgrims, fare, traveller, cheapskates, parasites, fared, journeyers, straphanger, maintained, gadder, protected, mobile, gallivanter, itinerants, stowaway, guarded, emigratory, goners, fare dodger, passengers, saved, rider, circuiter, journeyer, globetrotter, ligger, moochers, travellers, cadgers, voyager, travelers, cadger, gadders.

Passenger ingilizce tanımı, definition of Passenger

Passenger kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A passer or passer-by. A wayfarer.