Passports türkçesi Passports nedir

Passports ile ilgili cümleler

English: Take your passports with you, just in case.
Turkish: Her ihtimale karşı pasaportlarını yanına al.

English: They took our passports.
Turkish: Pasaportlarımızı aldılar.

English: We're looking for our passports.
Turkish: Pasaportlarımızı arıyoruz.

Passports ingilizcede ne demek, Passports nerede nasıl kullanılır?

Passport control : Pasaport kontrolü.

Passport inspection : Pasaport kontrolü.

Passport photo : Vesikalık fotoğraf.

Passport size photograph : Vesikalık fotoğraf.

Can i see your passport please : Pasaportunuzu görebilir miyim lütfen.

Do you need my passport : Pasaportuma ihtiyacınız var mı.

Would you please stamp my passport : Pasaportuma lütfen damga vurur musunuz.

We have a joint passport : Birleşik pasaportumuz var.

Diplomatic passport : Kırmızı pasaport. Diplomatik pasaport. Bir diplomata verilen ve özel ayrıcalıklar sağlayan pasaport.

Passphrase : Anahtar parolası. Parola.

İngilizce Passports Türkçe anlamı, Passports eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Passports ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Admission : Emme. Motora yeni karışım ya da hava alınması işlemi ve bu işlemin yapıldığı çevrim evresi. Giriş. Kabul. Katılma. Teslim. İkrar. İçeri alma. Giriş ücreti.

 

Admittance : Admitans. Giriş ücreti. Geçirgenlik. Giriş hakkı. İç direncin karşıtı. (iç direnç ne denli güçsüzse geçirgenlik o denli çoktur; geçirgenliğin çokluğu oranında da devre, akımı daha kolay geçirir. iç direnç ile geçirgenlik karşıt olduklarından, geçirgenlik birimi de "ohm" sözcüğünün ters yazılışı olan "mho" ile belirtilir). Alım. Empedans evrik değeri. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Giriş. Kabul.

Characteristic : Alamet. Özgelik. Kişisel özellik. Ayrıt. Belirtken. Ayırt edici özellik. Özelliği olan. Hususiyet. Tipik. Bir canlıyı meydana getiren göz rengi, saç rengi vb. gibi karakterlerin her biri.

Safeguard : Temin etmek. Koruyucu. Yardım. Korunma. Garanti. Koruyucu şey. Himaye. Korumak. Himaye etmek. Muhafız.

Pass : Onaylanmak. Uzatmak. Geçirmek. Derbent. Gezdirmek. Devretmek. Uç boylarında bulunan küçük kale. dağ geçitlerinde kurulan karakol ya da karakol binası. iki dağ arasındaki geçit yeri, boğaz. Bildirmek. Futbol, bilgisayar, bilişim, iktisat, tarih, voleybol alanlarında kullanılır. Aktarma.

Passport : Geçiş belgesi. Taşıyıcısının kendisininkinden başka ülkelere seyahat etmesine imkan tanıyan kimlik belgesi.

Recommendation : Tavsiye. Tavsiyename. Tavsiye mektubu. Öğüt. İyi iş belgesi. Öğütleme. İş başarı belgesi. Övme. Salık.

Admittances : Kabul. Alım. Giriş. Admitans. Empedans evrik değeri. Giriş ücreti. Giriş hakkı.

Safe conduct : Yolculuk için verilen güvenli geçiş izni. Yol tezkeresi. Yol belgesi. Himaye belgesi. Seyahat tezkeresi. Yol göstericilik, öncülük belgesi. Yol izni. Geçiş izni. Aman tezkeresi.

Passports synonyms : entry permit, permission, admissions, entrance permit.