Peaking türkçesi Peaking nedir

  • En üst seviyeye ulaşma.
  • Doruğa ulaşma.
  • Doruğa ulaşmak.
  • Zayıflamak.

Peaking ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary are no longer on speaking terms.
Turkish: Ali ve Mary artık konuşmuyor.

English: Ali and Mary aren't speaking to each other.
Turkish: Ali ve Mary birbirleriyle konuşmuyorlar.

English: "I'd like to talk to Mr Smith." "This is Smith speaking."
Turkish: " Bay Smith ile konuşmak istiyorum." " Ben Smith."

English: After I got married, my French got better since I started speaking French with my wife.
Turkish: Evlendikten sonra karımla Fransızca konuşmaya başladığım için Fransızcam daha iyi oldu.

English: Ali and Mary were speaking in French, but switched to English when John entered the room.
Turkish: Ali ve Mary Fransızca konuşuyorlardı ama John odaya girince ingilizce'ye döndüler.

Peaking ingilizcede ne demek, Peaking nerede nasıl kullanılır?

Be on speaking terms : Barışçıl bir ilişki sürdürmek. Dostane bir ilişki içinde olmak. Konuşmak. Biriyle iyi bir ilişkide olmak.

Bespeaking : Sipariş vermek. Rica etmek. Ismarlamak. Hitap etmek. Göstergesi olmak. Konuşmak. Bir şeye delalet etmek. Ayırtmak. Tutmak. İstemek.

Broadly speaking : Yaklaşık. Belirli istisnaları veya detayları hesaba katmaksızın. Kabaca. Genellikle.

 

Confident speaking : Söz aramızda.

Confidentially speaking : Laf aramızda. Aramızda kalsın.

I need an english speaking lawyer : İngilizce konuşan bir avukata ihtiyacım var.

Properly speaking : Aslını söylemek gerekirse. Aslında. Gerçekte.

I want an english speaking guide : İngilizce konuşan bir rehber istiyorum.

Nonspeaking : Konuşmasız (rol). Sessiz (rol).

Forespeaking : Büyü yapmak. Büyülemek (arkaik). Kehanette bulunmak. Yasaklamak. Önceden düzenlemek. Vahiyle haber vermek. Önceden iddaa etmek. Önceden haer vermek. Gaipten haber vermek. Önceden söylemek.

İngilizce Peaking Türkçe anlamı, Peaking eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Peaking ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Culminating : Sonuçlanmak. Meridyen üzerinde bulunmak.

Culminate : Zirveye yükselmek. Doruğa çıkmak. En son noktaya erişmek. Sonuçlanmak. Bitmek. Neticelenmek. Zirvesine ermek. En yüksek noktaya varmak. Doruğuna yükselmek.

Burden : Sıkıntı vermek. Sırtına yüklemek. Ağır yük. Zorunluluk. Sorumluluk. Yüklemek. Yüklenmek. Sıkıntı çektirmek. Ağırlık. Yük taşıma.

Decay : Azalmak. Dağılmak. Buzulun erime ve buharlaşma ile küçülüp kısalması ya da büsbütün ortadan kalkması. Gitar, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Sağlığını kaybetmek. Buzul çekilmesi. Güçten düşmek. Bozulma. Parçalanmak.

Symbolisation : Simgeleştirme. Simgeleme. Sembolizasyon. Sembolleştirme.

Sense : Düşünce. Farkında olmak. Bilgisayar, eğitim, gramer, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sezmek. Eğilim. Yön. Algı. Hissetmek. Tek iplikli nükleik asidin polaritesi. Anlayış.

 

Substance : Uzayda yer doldurup kimyasal bir yapısı olan varlık. Öge, madde, doku, özel nitelikleri olan madde, bir organ veya vücudu oluşturan şey. Madde. Önem. Güçlülük. Düşünbilimde evreni oluşturduğu ve altöğelere ayrılamayacağı varsayılan temel öğelerden her biri. Töz. Doğruluk. Substans. Cisim.

Studying : Saygılı olmak. Rol ezberleme. İncelemek. Okumak. Gözetmek. Eğitimini görmek. Çalışma. Öğrenmek. Araştırmak. Gayret etmek.

Essence : Esas nitelik. Ruh. Öz. Asıl. Esas. Nitelik. Esans. Itır. Bir olgunun kökenini, ırasını ve gelişme eğilimlerini belirleyen en derin, en durağan özelliklerinin ve ilişkilerinin tümü.

Import : İçeri aktarım. İthal. Önemi olmak. Etkilemek. Dışalım. İthal malı. İçeri aktarmak. Getirtmek. İma etmek.

Peaking synonyms : grammatical meaning, linguistic process, poring over, droop, connotation, peak, fades, spirit, referent, browse, overtone, signified, message, become bony, content, decline, culminated, declines, ebb, symbolization, faint, subtlety, perusal, significance, decays, signification, gist, subject matter, point, lesson, effect, nicety, language.

Peaking zıt anlamlı kelimeler, Peaking kelime anlamı

Unpleasant : Aynasız. Antipatik. Hoş olmayan. Tatsız. Sevimsiz. Çirkin. Nahoş. Sıkıcı. Fena. Kaba.

Ugly : Çirkin. Pis. Ters. Sakil. Bet. Huysuz. Kötü. Biçimsiz. Suratsız. Fırtınalı.

Humorless : Espri anlayışı olmayan. Keyifsiz. Nükteden anlamayan. Şakadan anlamayan.

Peaking antonyms : displeasing, unattractive, finished.

Peaking ingilizce tanımı, definition of Peaking

Peaking kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Mean. Sneaking.