Peeper türkçesi Peeper nedir

Peeper ingilizcede ne demek, Peeper nerede nasıl kullanılır?

Peepers : Ayna (argo sözcük). Röntgenci. Gözetleyici. Göz (argo sözcük). Cam (argo sözcük). Dikizci.

Peeped : Gözetlemek. Röntgencilik yapmak. Dikizlemek. Görünüvermek. Cik cik diye ses çıkarmak. Röntgencilik etmek. Kaçamak bakmak. Çıkmak. Dikiz etmek. Röntgenlemek.

Peep at : Gizlice bakmak. Göz gezdirmek. Göz atmak.

Peep hole : (özellikle tuvalet veya banyo vb) dikiz deliği. Kontrol deliği. Gözetleme deliği. (özellikle tuvalet veya banyo vb) dikizleme deliği.

Peep of day : Gün ağarması. Şafak sökmesi.

Peephole : Yavru pencere. Kimdiro penceresi. Kapı dürbünü. Gözetleme deliği.

Peepholes : Kapı dürbünü. Gözetleme deliği. Yavru pencere. Kimdiro penceresi.

Have a peep : Dikizlemek. (şöyle bir) bakmak.

Bo peep : Hızlı bakış. Dikizleme. Kısa bakış. Gözetleme.

Take a peep : (şöyle bir) bakmak. Dikizlemek.

İngilizce Peeper Türkçe anlamı, Peeper eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Peeper ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Voyeur : Sapık. Voyör. Sevişenleri izlemekten zevk alan kimse.

Spotter : Gözleyici. Mağaza güvenlik görevlisi. Gözcü. Nöbetçi. Dedektif. Lekeleyici.

 

Eyer : Gözcü. Başkasını süzen. Başkasına bakan. Gözetleyen veya gözlerini dikip bakan kimse. Bakan kimse.

Viewer : Bakımlık. Görüntüleyici. Filmin posta kartı büyüklüğünde camdan görüntülük üzerinde izlenmesini sağlayan aygıt. Vizyonöz. Seyirci. İzleyici. Gösterim odasında filmi izleyerek görüntülerinin, sesinin, renginin kusursuz olup olmadığını, çizik, çizinti, vb. bulunup bulunmadığını inceleyerek deneti gerçekleştiren, düzeltilmesi gereken aksaklıkları ilgili bölüme bildiren kimse. Sınalgı izleyen kimse. Denetçi. Sinemaya giden, filmi izleyen kimse. televizyon yayınını izleyen kimse.

Lookout : Gözleği. Arayış. Kollama. Gözleme. Sakınmak. Nöbetçi. Beklenti. Gözetleme yeri. Ümit.

Fauna : Hayvanların yaşadığı bölge. Doğay. Bölge hayvanlarının tümü. Bir bölgede yaşayan çeşitli türde hayvanların tümü. Bir ülke, bölge, özel bir çevre ya da devreye has tüm hayvanlar. Hayvanat. Bir ülkede, yetiştirme işlemlerine bağlı olmadan yaşayan ve çoğalan hayvanların tümü. a. bk. asalakbilimsel direy. Bir bölgenin özgün kendine has hayvan yaşamı. Biyoloji, coğrafya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Belirli bir coğrafi alanda bulunan hayvan türlerinin tümü.

Spectator : Sinemaya giden, filmi izleyen kimse. televizyon yayınını izleyen kimse. İzleyici. Seyirci. Bireyciı ya da kümecil oyun yordamında toplumsal ya da yaygın kanıları yansıtan ve tepki ya da davranışlarıyla oyunun yaşam koşulları içinde gerçekleşmesini sağlayan katılımcı, bk. kümeölçüm. Aynı yerde, bir oyunu başkalarıyla birlikte seyreden kişi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Beast : Kaba kimse. Hoş olmayan veya tatsız şey. Çirkin yaratık. Hayvan. Sevimsiz kimse. Canavar.

Peeping tom : Röntgenci tip.

Witness : Tanık. Şahitlik etmek. Bizzat görmek. Tanıklık. Onaylamak. Tanık olmak. Şahit olmak. Şahit. Bir bilgi ya da savı desteklemek üzere görgüsel ve sözlü belge verme. Delil.

Peeper synonyms : animate being, creature, looker, animal, eyers, surveillant, peepers, brute, voyeuristic, watcher, voyeurs.

Peeper ingilizce tanımı, definition of Peeper

Peeper kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A young bird. A chicken just breaking the shell.