Perçin nedir, Perçin ne demek

Perçin; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

Yerel Türkçe anlamı:

Çeper, set

Çit.

Duvar.

Osmanlıca Perçin ne demek? Perçin Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

perçin

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Bursa şehrinde, Büyükorhan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Perçin kısaca anlamı, tanımı:

Perçin tabancası : Levha olarak üretilmiş parçaları birbirine üst üste koyarak birleştirmek, kaynaştırmak için kullanılan el aleti.

Perçinleme : Perçinlemek işi.

Perçinlemek : Bir bağıntıyı perçinle tutturmak. İki veya daha çok parçayı, karşılıklı bölümlerini birbiri üzerinde ezerek birleştirmek. Sağlamlaştırmak, güçlendirmek.

Perçinleniş : Perçinlenme işi.

Perçinlenme : Perçinlenmek işi.

Perçinlenmek : Perçinleme işine konu olmak.

Perçinleşme : Perçinleşmek işi.

Perçinleşmek : Arkadaşlık, dostluk ilişkileri çok güçlenmek, pekişmek, sağlamlaşmak.

Perçinleştirme : Perçinleştirmek işi.

Perçinleştirmek : Perçinli duruma getirmek, perçinleşmeyi sağlamak, sağlamlaştırmak.

Perçinleyiş : Perçinleme işi.

Perçinli : Perçin yapılarak sağlamlaştırılmış.

Perçinsiz : Perçin yapılmamış olan.

 

Levha : Tabela. Tablo, resim. Bir yere asılmak için yazılmış yazı, safiha.

Bağlamak : Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Gönlünü kazanmak. Uyulması zorunlu olmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Denk yapmak, paket yapmak. Geçişi engellemek. Anlaşma yapmak. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Düğümlemek.

Çivi : Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum. İki şeyi birbirine tutturmak, bir nesneyi bir yere sabitlemek için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

Getiri : Yarar. Kazanç. Faiz.

Perçin çekici :

Perçin teli : Bıçağın madensel kısmını bıçak sapına saptamakta kullanılan tel. (-Bursa)

Perçin zımbası : Bir ayakkabıcı aracı. (*Güdül -Ankara)

Perçinletme : Perçinletmek işi.

Perçinletmek : Perçinleme işini yaptırmak.

Perçinleyebilme : Perçinleyebilmek işi.

Perçinleyebilmek : Perçinleme imkânı veya olasılığı bulunmak. İlgili cümle: "“Zamanı geldiğinde birini ötekine karşı koruyup kollayarak kendi iktidarını perçinleyebileceğini çoktan keşfetmiş bulunuyordu.”" E. Şafak.

 

Perçinnemek : Perçinlemek

Perçinsizleme : (çekiçle)

Diğer dillerde Perçin anlamı nedir?

İngilizce'de Perçin ne demek? : n. rivet, riveting

Fransızca'da Perçin : rivetage [le]

Almanca'da Perçin : n. Nietnagel

Rusça'da Perçin : n. заклепка (F), клепка (F)