Percolate türkçesi Percolate nedir

Percolate ingilizcede ne demek, Percolate nerede nasıl kullanılır?

Percolated : Sızmak. Süzülmek. Sızdırmak. Filtreden geçirmek. Süzmek.

Percolates : Süzülme. Süzülmek. Süzmek. Sızmak. Filtre etmek. Filtreden geçirmek. Sızdırmak.

Percolating : Filtreden geçirmek. Sızmak. Süzmek. Süzme. Süzülmek. Sızdırmak.

Percolating water : Sızıntı. Sızma suyu. Sızma su. Sızıntı suyu.

Percolation : Süzme. Perkolasyon. Suyun taş veya toprak içinde hidrostatik basınçla oluşan hareketi. suyun toprakta, belli bir kanal olmaksızın yeraltı su tabakasına doğru yaptığı hareket. Sızma. Süzülme. Sızıntı. Dipteki gözenek ve çatlaklar yoluyla, suların yeraltına kaçma olayı. Madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır.

Hypercolesterolemia : Kanda aşırı kolesterol bulunması. Hiperkolesterolemi. Kanda aşırı kolesterol bulunması, kolesterolemi.

Percolator : Süzgeç. Süzgeçli kahve ibriği. Filtreli kahve makinesi. Filtre. Perkolatör. Süzücü.

Peppercorns : Biber tanesi. Sembolik kira. Biber tanesi (çekilmemiş). Karabiber tanesi. Nominal kira. Çekilmemiş biber. Çekilmemiş biber tanesi. Sembolik ödeme. Çekilmemiş tane biber.

National center for supercomputer applications : Ncsa. İlk tarayıcı proğramı (genellikle sonbet amaçlı) geliştiren illinois üniversitesi'nde bulunan bilgisayar uygulamaları merkezi. Süperbilgisayar uygulamaları ulusal merkezi.

 

Percolators : Filtreli kahve makinesi. Perkolatör. Süzgeç. Filtre. Süzücü. Süzgeçli kahve ibriği.

İngilizce Percolate Türkçe anlamı, Percolate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Percolate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chiseling : Yontma. Kazıklamak. Kesme işlemi. Oymak. Taraklama. Yontmak. Dolandırmak. Pürüzlendirme.

Percolating : Süzme.

Filtrating : Süzme. Süzülmüş sıvı. Filtreden geçirme.

Spread : Sürmek. Taşınır değerler borsasında piyasa yapıcı tarafından belirlenen alış ve satış fiyatları arasındaki fark. kredi faizlerinde geri ödeme riskine göre belirlenen faiz farkı. Yaymak. Sürüştürmek. Bulaşma. Dağılma. Yayılma. Açmak. Uzanıp gitmek. Ekmeğe sürülen şey.

Filtrate : Elekten geçirmek. Arasından seçmek. Basınç farkından dolayı, bir zardan sızan sıvı ve erimiş maddeler, filtrat. Süzülmüş sıvı. Ayırıp kenara koymak. Filtrat. Süzülerek içindeki katıları ayrılmış duru sıvı. Süzgeçten geçen duru sıvı. Filtre edilmiş sıvı.

Percolation : Sızma. Sızıntı. Süzme. Dipteki gözenek ve çatlaklar yoluyla, suların yeraltına kaçma olayı. Madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır. Suyun taş veya toprak içinde hidrostatik basınçla oluşan hareketi. suyun toprakta, belli bir kanal olmaksızın yeraltı su tabakasına doğru yaptığı hareket. Perkolasyon.

Distils : Özünü almak. Özünü çıkarmak. Taktir etmek. İmbikten çekmek. Damıtmak. İmbikten çekilmek. Ayrıştırmak. Damla damla akıtmak. Biçimlenmek.

 

Strains : Güçlükler. Gayret etmek. Yormak. Gerilmeler. Gerilmek. Zorlamak. Eğilmek. Süzgeçten geçirmek. Germek.

Escaped : Kaçmak. Kurtulmak. Firar etmiş kurtulmuş. Paçayı sıyırmak (argo terim). Sızmış. Atlatmak. Çıkmış. Atlatmış. Paçayı kurtarmış.

Chisel : Oymak. Yont. Kalemle oymak. Yontmak. Keski. Dolandırmak. Heykeltıraş kalemi. Kalem.

Percolate synonyms : volplanes, distil, decants, clarifies, drainage, effusing, filtrates, volplaned, percolated, filtrated, percolates, hovering, floats, drainages, exudes, emanate, all pervading, creep away, dripped, floated, gliding, screen out, escape, contemplate, escapes, emulge, effuse, chiselling, drips, infiltration, drip, effuses, clarified.

Percolate zıt anlamlı kelimeler, Percolate kelime anlamı

Deteriorate : Bozulmak (sağlık veya durum vb). Fenalaşmak. Kötüleşmek. Gerilemek. Durumu kötüye gitmek. Kötüleştirmek. Alçalmak. Kötüye gitmek. Bozmak. Bozulmak.

Percolate ingilizce tanımı, definition of Percolate

Percolate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To filter. To cause to pass through fine interstices, as a liquor. To pass through fine interstices. To filter. As, water percolates through porous stone. To strain.