Persuaded türkçesi Persuaded nedir

Persuaded ile ilgili cümleler

English: Ali persuaded her into going to the movies with him.
Turkish: Ali onu onunla birlikte sinemaya gitmesi için ikna etti.

English: After a long argument, I finally persuaded her to go camping.
Turkish: Uzun bir tartışmadan sonra, sonunda onu kampa gitmesi için ikna ettim.

English: Ali persuaded his mother to lend him the car for the weekend.
Turkish: Ali annesini hafta sonu için arabasını ödünç vermeye ikna etti.

English: Ali is persuaded he's right.
Turkish: Ali haklı olduğuna ikna edilmiş.

English: Ali is the one who persuaded Mary to help.
Turkish: Ali Mary'yi yardım etmesi için ikna etmeye çalışan kişidir.

Persuaded ingilizcede ne demek, Persuaded nerede nasıl kullanılır?

Be persuaded that : İnanmak.

Unpersuaded : İkna edilmemiş. İkna olmamış. İkna olmayan.

Persuade : Laf anlatmak. Aklını çelmek. İkna etmek. Kafalamak. İnandırmak. Razı etmek. Söz anlatmak. Kandırmak.

Persuader : İkna edici kimse. Caydırıcı. İkna edici. İkna edici tip. Tabanca. İnandırıcı kimse.

Persuaders : Caydırıcı. İkna edici tip. İkna edici kimse. İnandırıcı kimse. Tabanca. İkna edici.

Persuasive advertising : Firmanın piyasa payını artırmak amacıyla kendi mallarını satın almaları için tüketicileri ikna etmeye yönelik yaptığı reklam. krş. bilgi verici reklam. İkna edici reklam. Kanıtlayıcı reklam.

 

Persuasion : İkna etme. İkna kabiliyeti. İtikat. İkna. İnandırma. Cins. İnanç. Kanaat. Razı etme. Din.

Persuasions : Kandırma. İkna etme. Din. Cins. İnandırma. İkna. İtikat. Akide. Razı etme. İnanç.

Persuasive : İnandırıcı. Kandırıcı. İkna edici. Güçlü.

Persuadable : İkna edilebilir.

İngilizce Persuaded Türkçe anlamı, Persuaded eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Persuaded ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Persuading : Laf anlatmak. Söz anlatmak. Kafalamak.

Make : Eylemek. Olmak. -e neden olmak. Kapatmak (devreyi). Erişmek. Biçim. Meydana getirmek. Düdüklemek. Yapı. Yapmak.

Blarney : Pohpohlama. Yaltaklanma. Yaltaklanmak. Dil dökme. Yağ çekmek. Yağcılık. Dalkavukluk. Övme. Piyaz. Yağ çekme.

Cajole : Güzel sözle aldatmak. Aldatmak. Yatıştırmak. Tatlı sözle kandırmak. Tavlamak. Tatlı sözlerle kandırmak.

Bring home to : Gerçekleri görmesini sağlamak. Kendine getirmek. Uyandırmak.

Bamboozle : Kafeslemek. Üçkağıda getirmek. Şaşırtmak. İşletmek. Aldatmak. Yamuk yapmak. Kazıklamak.

Cozen : Koparmak. Aldatmak. Zorlamak. Dolandırmak.

Sell : Kabul ettirmek. Oyun. Sattırmak. Dalavere. Satılmak. Dolap. Alıcı bulmak.

Get : Olmak. Yalanını çıkarmak. Getirmek. Edinmek. Açığını bulmak. Kavramak. Yapmak. Gelmek. Hazırlamak. Duymak.

Prevail : Yenmek. Kafalamak. Baskın çıkmak. Galip gelmek. Üstün gelmek. Geçerli olmak. Hüküm sürmek. Başarmak. Yürürlükte olmak. Galebe çalmak.

 

Persuaded synonyms : win over, talk into, cheated, seduce, inveigle, palaver, brought over, bamboozling, allures, arguing, cheat, biasing, charm, drag, brainwash, bilk, work, brings, dissuade, induce, chat up, tempt, bring around, cheats, convert, have, allured, argued, bait, satisfies, cozens, carry, make believe.

Persuaded zıt anlamlı kelimeler, Persuaded kelime anlamı

Dissuade : Cesaret kırmak. Caydırmak. Kandırmak. Vazgeçirtmek. Fikrini çelmek. Aklını çelmek. Çelmek. Vazgeçirmek.

Talk out of : -memeye ikna etmek. -den vazgeçirmek. Yapmamaya ikna etmek.

Regenerate : Yeniden can vermek. Yenilenmek. Hayat vermek. Canlandırmak. Yeniden hayat vermek. Düzelmek. Düzeltmek. Yeniden oluşmak. Yeniden canlandırmak.

Persuaded ingilizce tanımı, definition of Persuaded

Persuaded kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Convinced. Prevailed upon. Influenced by argument or entreaty.