Persuade türkçesi Persuade nedir

Persuade ile ilgili cümleler

English: Ali couldn't persuade Mary to accept his gift.
Turkish: Ali Mary'yi onun hediyesini alması için ikna edemedi.

English: Ali attempted to persuade Mary to go to church with him.
Turkish: Ali Mary'yi onunla birlikte kiliseye gitmek için ikna etmeye çalıştı.

English: Ali couldn't persuade Mary to go home.
Turkish: Ali Mary'yi eve gitmesi için ikna edemedi.

English: Ali couldn't persuade Mary to accept the money.
Turkish: Ali parayı kabul etmesi için Mary'yi ikna edemedi.

English: Ali couldn't persuade his classmates to change their minds about postponing the dance.
Turkish: Ali sınıf arkadaşlarını dansı erteleme hakkındaki fikirlerini değiştirmeleri için ikna edemedi.

Persuade ingilizcede ne demek, Persuade nerede nasıl kullanılır?

Persuaded : Razı etmek. İnandırmak. İkna etmek. İkna edilen. Kandırmak. Aklını çelmek. İkna edilmiş.

Persuader : İkna edici. Tabanca. İnandırıcı kimse. Caydırıcı. İkna edici kimse. İkna edici tip.

Persuaders : İkna edici tip. Caydırıcı. İkna edici. İkna edici kimse. Tabanca. İnandırıcı kimse.

Persuades : Razı etmek. Aklını çelmek. Laf anlatmak. İkna etmek. Kandırmak. Kafalamak. İnandırmak. Söz anlatmak.

 

Be persuaded that : İnanmak.

Persuasions : Razı etme. İkna. Tür. Akide. Kanaat. İtikat. Cins. Din. Kanı. İnandırma.

Persuasion : İkna. İnanç. İtikat. Razı etme. İkna kabiliyeti. Cins. Tür. Kanaat. Kandırma. Kanı.

Persuading : Razı etmek. Kafalamak. Aklını çelmek. İkna etmek. Kandırmak. Laf anlatmak. Söz anlatmak. İnandırmak.

Persuadable : İkna edilebilir.

Persuasiveness : İkna edicilik. İkna edici olma. İnandırıcılık. İkna edebilme gücü. İkna yeteneği.

İngilizce Persuade Türkçe anlamı, Persuade eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Persuade ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bamboozles : Yamuk yapmak. Aldatmak. İşletmek. Üçkağıda getirmek. Kafeslemek. Şaşırtmak. Kazıklamak.

Cajoles : Tatlı sözle kandırmak. Güzel sözle aldatmak. Yatıştırmak. Aldatmak. Tavlamak. Tatlı sözlerle kandırmak.

Befool : Aldatmak. İşletmek. Aptal yerine koymak.

Sweet talk : Düzgün konuşma. Dil dökmek. İltifat etmek. Tatlı sözlerle kandırmak. Tatlı dil. Pohpohlamak.

Chat up : (birine) yazılmak. Tavlamaya çalışmak. Konuşarak tavlamaya çalışmak. Tavlamak. Flört etmek. Dedikodu. (argo) havadan sudan konuşma. Ayarlamak. (birine) asılmak. Birine yazmak veya asılmak.

Cheated : Kazıklamak. Kazıklanmış. Aldatılmış. Kandırılmış. Aldatmak. Dolandırmak. Hileyle elinden almak. Kazık atmak.

Bring over : Karşıya geçirmek.

Sell : Kazıklamak. Satış yapmak. Elinden çıkarmak. Kabul ettirmek. Dalavere. Yutturmak. Sattırmak. Satılmak.

Persuade synonyms : talk into, win over, convinces, brought over, assure, beguiles, made believe, coax, act upon, influence, cozening, bring around, brings, brought, cozens, biasses, allured, prevail, make believe, bring oneself to, argues, arguing, sway, bring home, beguile, cozen, get, prevails, con, tempt, cozened, prevailed, befooled.

 

Persuade zıt anlamlı kelimeler, Persuade kelime anlamı

Dissuade : Vazgeçirtmek. Fikrini çelmek. Kandırmak. Aklını çelmek. Vazgeçirmek. Caydırmak. Cesaret kırmak. Çelmek.

Talk out of : -memeye ikna etmek. -den vazgeçirmek. Yapmamaya ikna etmek.

Persuade ingilizce tanımı, definition of Persuade

Persuade kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To plead. To influence or gain over by argument, advice, entreaty, expostulation, etc. To prevail by persuasion. To draw or incline to a determination by presenting sufficient motives. To use persuasion. Persuasion.