Brought over türkçesi Brought over nedir

  • Razı etmek.
  • İkna etmek.

Brought over ile ilgili cümleler

English: Just then, the workers in the park brought over some small playing cards.
Turkish: Tam o sırada parktaki işçiler bazı küçük oyun kartları getirdiler.

English: A lot of treasure was brought over to this country.
Turkish: Bir sürü hazine bu ülkeye getirildi.

Brought over ingilizcede ne demek, Brought over nerede nasıl kullanılır?

Brought : Celp olunan. Verilen. Kazandırmak. Getirmek. Neden olmak. İkna etmek. Getirtilen. Vermek (ceza). Getirilmiş. Razı etmek.

Over : Üstüne. Üzerinden. Üzerine. Bitmiş. Devirmek. Aşkın. Fazladan. Sona ermiş. Fazla. Yukarıya.

Brought about : Vuku bulmak. Gerçekleştirilmiş. Neden olunmuş. Hasıl etmek. Meydana getirilmiş.

Brought back : Hatırlatmak. Geri getirmek. Geri götürmek.

Brought close together : Biraraya getirmek.

Brought down : İndirmek. Nakil yekun.

İngilizce Brought over Türkçe anlamı, Brought over eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Brought over ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Brought : Getirmek. Getirtilen. Neden olmak. Vermek (ceza). Getirilmiş. Celp olunan. Verilen. Kazandırmak.

Assures : Söz vermek. Temin etmek. İnandırmaya çalışmak. Güvence altına almak. Sigorta etmek. Garanti etmek. Güvenceye almak. Güven vermek. Sağlama bağlamak.

 

Bring home to : Kendine getirmek. Uyandırmak. Gerçekleri görmesini sağlamak.

Cheat : Keklemek. Hileyle elinden almak. Aldatma. Dolandırmak. Kazık atmak. İhanet etmek. Kopya çekmek. Kazıklamak. Kandırmak.

Cajoles : Tavlamak. Yatıştırmak. Kandırmak. Aldatmak. Tatlı sözle kandırmak. Tatlı sözlerle kandırmak. Güzel sözle aldatmak.

Brings : Neden olmak. Kazandırmak. Getirmek. Vermek (ceza).

Arguing : Münakaşa etmek. Tartışma. Birbirine aykırı düşünce, görüş ve tutumların karşılıklı savunulması. Tartışmak. İddia etmek. İtiraz etmek. Göstergesi olmak. Görüşmek. Savunmak.

Argued : İspatı olmak. Belli etmek. Kandırmak. Görüşmek. İtiraz etmek. Savunmak. Göstergesi olmak. İddia etmek. Tartışmak.

Cheated : Aldatmak. Aldatılmış. Kandırmak. Kandırılmış. Kazık atmak. Kazıklamak. Dolandırmak. İhanet etmek. Kazıklanmış.

Convinces : Kandırmak. İnandırmak. Kafalamak.

Brought over synonyms : argue, assure, cajoled, assuring, cajoling, bring round, bring home, bring oneself to, cajole, bring around, convince, cheats, bring, bring over, argues, argue somebody into something.