Pestilence türkçesi Pestilence nedir

  • Pestilans.
  • Salgın ve öldürücü hastalık.
  • Veba.
  • Öldürücü salgın hastalık.
  • Kıran.
  • Zararlı öğreti.
  • Bulaşıcı ve öldürücü hastalık.
  • Taun.

Pestilence ingilizcede ne demek, Pestilence nerede nasıl kullanılır?

Pestilences : Salgın ve öldürücü hastalık. Veba. Pestilans. Taun. Kıran. Öldürücü salgın hastalık. Zararlı öğreti. Bulaşıcı ve öldürücü hastalık.

Pestilent : Bulaşıcı. Sıkıcı. Nahoş. Rahatsız edici. Bulaşıcı hastalık getiren. Baş belası. Tehlikeli. Zararlı. Ahlaka zararlı. Öldürücü.

Pestilential : Zararlı. Bulaşıcı. Öldürücü. Tehlikeli. Veba getiren. Pestilansiyal. Baş belası.

İngilizce Pestilence Türkçe anlamı, Pestilence eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pestilence ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Murrains : Hayvanlarda salgın hastalık. Lanet. Sığır hastalığı.

Lues : Sifilis. Frengi.

Cataclysms : Felaket. Karışıklık. Yerkabuğundaki ani ve aşırı değişme. Afet. Tufan. Yerkabuğunun ani değişmesi.

Refractive : Kırıcı. Kırılma. Refraktif. Kırılan. Işığı kıran. Kırılma özelliğine sahip. Kırılımsal. Sapma.

Plaques : Yersinia pestis’in etken olduğu kemiricilerden bulaşan akut veya kronik epizootik veya enzootik bakteriyel enfeksiyon. aynı zamanda büyük çapta insan veya hayvanı etkileyen, yüksek ölüm oranıyla seyreden bir hastalıktır. Plaklar. Virüsle enfekte edilen tek tabaka hücre kültüründe, virüsün hücreyi parçalaması, öldürmesi veya hücrelerin kaynaşması sonucunda ortaya çıkan bir veya daha çok renksiz odaklar.

 

Breaking : Kırma. Zorla bir binaya girme. Yanlarında geniş ünlüleri daraltma etkisi yapan bazı ünsüzlerin etkisi altında geniş ünlülerin a > ı, o > u, e > i, ö > ü biçimindeki daralma olayı. bu olay yazı dilindeki bazı örnekler dışında anadolu ağızlarında yaygındır. çağır- > çığır-, az > ız, yeni > yini, varınca > varıncı, oraya > orıya, beyit > biyit, böyük > büyük, ova > uva, sovan > suvan, telefon > telefun, başla-yor > başlıyor, oyna-yor > oynuyor, sürükle-yor > sürüklüyor vb. (kuyruk veya sıra) kaynak yapma. Ufalanma. Zorla girme. Bozma. Kırılma. Parçalama.

Destructive : Bozucu. Zararlı. Tahrip edici. Destrüktif. Yok edici. Yıkıntılı. Tahripkar. Yıkıcı.

Plaguing : Başının etini yemek. Belasını vermek. Sıkmak. Cezalandırmak. Uğraşmak. Bulaşmak. Asıntı olmak. Bezdirmek. Eziyet vermek.

Plage : Kumsal. Plaj. Güneşin aşırı parlak bölgesi. Veba mikrobundan ileri gelen ve pirelerle bulaşan çok korkunç salgın hastalık; yumurcak.

Murrain : Salgın hastalık (hayvan). Lanet. Hayvanlarda salgın hastalık. Sığır hastalığı.

Pestilence synonyms : pneumonic plague, pestis bubonica, epidemic disease, septicemic plague, pestis, plague pneumonia, pulmonic plague, glandular plague, breakings, plagues, bubonic plague, pest, canker, hillsides, plague, cataclysm, epidemic, hillside, pestilences, pests, goffering, influence.

Pestilence ingilizce tanımı, definition of Pestilence

Pestilence kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Specifically, the disease known as the plague. Hence, any contagious or infectious epidemic disease that is virulent and devastating.