Phonation türkçesi Phonation nedir

  • Ses oluşumu.
  • Ünleme.
  • Ses çıkarma.
  • Tasavvut.
  • Sesleme.
  • Seslendirme.
  • Ciğerlerden gelen basınçlı havanın. ses tellerinde titreşmesi ve ses yolunun belirli noktalarındaki değişik işlemlerle ses durumuna gelmesi.
  • Fonasyon.
  • Gramer alanında kullanılır.

Phonation ingilizcede ne demek, Phonation nerede nasıl kullanılır?

Alkyl benzene sulphonate determination : Alkil benzin sülfonat tayini. İçme sularına karışan deterjanların belirlenmesi için yapılan deney.

Lignine sulphonate : Lignosülfonat. Kağıt endüstrisinde kağıt elde etme sırasında üretilen, yemlerin pelet yapımı sırasında bağlayıcı olarak kullanılan madde.

Sulphonate : Sülfonlamak. Sülfonat.

Tricaine methanesulphonate : Balıkçılıkta yaygın olarak kullanılan anestetik bir madde. Ms-222.

Phonautograph : Fonotograf.

Siphonapteridosis : Pire ısırıklarının neden olduğu hastalık. Sifonapteridozis.

Antiphonal : Karşılıklı okuma ile ilgili. Karşılıklı ilahi okuma usulüne ait. Karşılıklı okumaya ilgili. Antifoniye benzeyen (karşılıklı sohbet veya şarkı).

Antiphonally : Değişen bir biçimde. Karşılıklı okumayla ilgili olarak. Karşılıklı okuma şeklinde. Uyumlu bir biçimde.

Antiphonary : Karşılıklı okunan ilahi kitabı. Antifoni kitabı (karşılıklı bölümleri olan şarkılar).

 

Sulphonamide antagonists : Sülfonamid antagonistleri. Sülfonamidlerin etkisini azaltan veya engelleyen paraamino benzoik asit (paba) ile yapısında paba çekirdeği bulunan prokain, benzokain ve butokain gibi yerel anestezikler.

İngilizce Phonation Türkçe anlamı, Phonation eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Phonation ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Active voice : Aktif ses. Aktif çatı. Düz çatı. Etken çatı. Yüklemin belirttiği işin özne tarafından doğrudan doğruya yapıldığını gösteren eksiz fiil çatısı, yalın çatı: ak-, belir-, biç-, eski-, duy-, kurtul-, kısal-, sabahla- vb. fiiller özneleri ve çekimli durumları ile birer etken çatı oluştururlar: arka sokaktaki dere bu yıl hiç kurumadı, hep aktı. hava (özne) karardı ve akşam oldu. kayıkçılar, (özne) kayığı kıyıya çektiler. şiddetli rüzgar (özne) ağacın dallarını kırdı. ömrümüz boyunca emek sarfettiniz. bir aralık böyle uyurken müthiş bir gürültü ile uyandım (özne: ben, h.z. uşaklıgil, kırk yıl ı, s. 41). o (özne) hızlı yürüdü, ben (özne) kaçtım (p. safa, şimşek, s. 23). büyük bakan (özne) esrarlı şeyleri çok severdi (göst.e., s. 23) vb. karşıtı edilgen çatı’dır.

Actif : Etken fiil. Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiil’dir. bk. etken çatı.

 

Vocalising : Dillendirmek. Ses üretmek. Türkü söylemek. Bir ünlü olarak ünsüz bir harfi telaffuz etmek. Ünsüz bir metni ünlü işaretlerle işaretlemek (vocalize olarak da yazılır). Bir duygu veya düşünceyi yüksek sesle ifade etmek. Şarkı söylemek. Seslendirmek.

Action noun : Kılış adı. Bir durumu, bir oluş ve kılışı ad olarak anlatan ve fiillerden -mak, -ma, -ış / -uş, -ıcı / -ucu vb. eklerle kurulan ad: oku-mak, oku-ma, oku-y-uş, yaz-mak, yaz-ma, yaz-ış, bak-ıcı, gel-ici, gid-ici vb. örnekler: sükut, onları düşünür; acımak onlara ağlar… (a. n. asya, kubbeler: bulutlar, s. 14). bu beklenmeyen bitişiyle çocuk için tabii bir şey olan masal uydurma bu küçük yazıda bütün bir kompozisyon oluyor (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi, s. 417). kitaptan korkmak, insan düşüncesinden korkmak, insanı kabul etmemektir (a. h. tanpınar, göst. e., s. 58). pervin kitabını iki avucu arasında asabi bir kavrayışla sıkarak salondan çıktı (p. safa, şimşek, s. 45). bu kuvvet kuruntusunun kendini kuvvetli sanışın sadece o delikanlılık yaşlarına has bir aldanış olduğunu kabul etmek istemiyordu (t. buğra, yalnızlar, s. 46). bütün bu girişlerin, dolandırmaların ne için olduğunu şimdi hepsi de anlamıştı (t. buğra, göst. e., s. 211).

Postsynching : Dublaj.

Ablaut : Eklerle genişletilen bir kelimedeki ünlülerin, ünlü uyumu kurallarına bağlı olarak kendilerini ilk hecedeki ünlüye göre ayarlayıp ince sıradan kalın, kalın sıradan ince sıraya yahut da düz ünlüden yuvarlak, yuvarlak ünlüden düz ünlüye geçmeleri olayı: karşılaştırılmalıydı, okutturacağımızdan, gelebilecek miydiniz?, önümüzdekilerden, korkusuzluğundan vb. ayrıca bk. ünlü uyumu. Ünlü almaşması. Ses değişimi. Ünlü atlaması.

Vocalisations : Ötümlüleşme. Ünlüleşme.

Adjectival construction : Somut, soyut adları ve kavramları çeşitli yönleriyle nitelemek veya belirtmek maksadıyla ve ona bağlı sıfatın tamlama dizilişinde oluşturduğu söz grubu. bu dizilişte sıfat tamlayan, sıfat tarafından nitelenen veya belirtilen ad tamlanan görevindedir: evet, pekala biliyorum ki, bir gün ben her şeyi bırakıp bu küçük yola dalarsam onun bittiği yerde bütün saadet ve hasretlerimi, eski yaşanmış rüyalarımı bulacağım, temiz, yepyeni, mesut bir adam olacağım (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları: bir yol, s.123). bu kötü günlerinde gülsüm’e bir ana gibi bakıyordu (r.n. güntekin, kızılcık dalları, s.29). tahir ağa, bugüne kadar üç nesil yetiştirmişti (r. n. güntekin, göst.e., s.29). sonra kızgın, dumanlı bir grup oldu; ezan sesleri arasında kısık, uyuşuk lambalar birer birer yanıp kasabayı kasvetli bir gece sardı (r.h.karay, memleket hikayeleri: şeftali bahçeleri, s.33). ben bu rüyayı on yedi yaşımda iken görmüş ve onu senelerce şehir şehir, sokak sokak aramış, daha ilk karşılaşmamızda, göğsüm daralarak: “işte bu odur!” demiştim (t. buğra, yarın diye bir şey yoktur, s. 35) vb. Sıfat tamlaması.

Vox : Ses.

Voiceover : Ekran dışı bir karakter veya anlatıcının sesi. (televizyon, film) seslendirme. Ekran dışı bir karakterin anlatıcısı olan film veya görüntü sekansı. Bittikten sonra bir filmin üzerine eklenen anlatım veya ses.

Phonation synonyms : sprechgesang, sprechstimme, vocalization, ablative, modulation of the voice, voicing, voice, active verb, vocalizing, vocalisation, accent intensive, doubling, accidence, communication, sound recording, vocalizations, dubbing, adams apple, dubbings, stridulation, accentuation, accent of group, action verb, accusative, singing voice, adjektive, abstract noun, voice over, vocalism.

Phonation ingilizce tanımı, definition of Phonation

Phonation kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act or process by which articulate sounds are uttered. Articulate speech. The utterance of articulate sounds.