Pilus nedir, Pilus ne demek
Pilus; Biyoloji, Veteriner alanlarında kullanılan bir sözcüktür.
Biyoloji'deki anlamı:
Bakterinin zemine veya besine yapışmasını sağlayan ya da konjugasyon esnasında DNA aktarımını sağlayan iplik şeklinde uzantıları.
Bazı bitkilerin üzerini kaplayan ince kıl şeklindeki silindirik yapıların her biri.
Veterinerlikte sözlük anlamı:
Kıl, saç.
Bakteri yüzeyinden dışarı doğru uzanan proteinden oluşmuş bakterinin yüzeylere yapışmasını ve DNAnın bir bakteriden diğerine aktarılmasını sağlayan ince, kısa, saçsı uzantılar, fimbriya.
Teknik terim anlamı:
Fimbriya.
Pilus hakkında bilgiler
Pilus (Latince saç anlamına gelir; çoğul hali pili de kullanılır), bakteri hücrelerinin (özellikle Gram-negatif olanlarının) yüzeyinde olan, bakteriyel birleşme (konjugasyon) için gerekli olan saç gibi bir yapıdır. Piluslar bakteriyi kendi türünden bir diğerine bağlayıp iki hücrenin sitoplazmaları arasında bir köprü oluştururlar. Bu sayede plazmidler bir hücreden öbürüne aktarılabilir. Edinilen bir plazmid bakteriye antibiyotik dayanıklılığı gibi yeni özellikler kazandırabilir. Pilus, seks pilusu olarak da adlandırılır ancak yukarıda belirtilen sürecin cinsel üreme veya çiftleşmeyle hiçbir ilişkisi yoktur, pilus da penisin bakterilerdeki dengi değildir. Buna rağmen bazı metinlerde piluslu bakteriler için "erkek", pilussuzlar için "dişi" benzetmeleri kullanılır. Bir bakteri hücresindeki pilusların sayısı 10 taneye kadar çıkabilir. Tipik bir pilus 9-10 nm çapındadır. Pilus, piluslu bakteriden alıcı bakteriye DNA transferini sağlar. Bu yolla avantaj sağlayan genetik özellikler bir bakteri popülasyonu içindeki bireylere dağıtılabilir. Her bakteri seks pilusu oluşturamaz ama farklı bakteri türleri arasında pilus bağlantıları oluşabilir. Pilustaki proteinler bazı bakteriyofajlar (örneğin M13) tarafından reseptör olarak kullanılır, bakteriofaj DNA'sı bakterinin içine pilustan geçerek girer.
Pilus tanımı, anlamı
Seks pilusu : Bakterilerin konjugasyonu için gerekli olan, içerisi boş uzantı
Bakteriyofaj : Bakterileri enfekte eden virüs; bazı tipleri klonlama vektörü olarak kullanılan, bazıları litik (T4 fajı), bazıları da bakteri içinde lizogenik şekilde (bakteriyofaj lambda) çoğalan, kalıtım materyali DNA (T serisi fajlar, Lambda fajları, M13 gibi) ya da RNA (tütün mozaik virüsü) olan virüsler. Faj. Bakterileri yok eden virüslere verilen ad. Bakterilerin ölümlerine neden olabilen virüslere verilen genel ad, faj, litik faj. Bakteriyi enfekte edebilen virüs, faj.
Konjugasyon : [Bakınız: birleşme]. Doymamışlık merkezlerinin birbirine bağlanması. Proteinler gibi büyük moleküllerin diğer bileşiklerle birleşmesi. Tek hücreli iki organizmanın çekirdeklerinde kromatin değişimi yapmak üzere birleşmesi veya bir maddenin diğer bir maddeyle birleşerek yeni bileşik oluşturması. İlaç veya onun bir metabolitinin molekülüne bir radikalin veya başka bir madde molekülünün kovalent bağlarla bağlanması sonucu oluşan biyotransformasyon biçimi. Bakterilerde, siliyatalı protozoonlarda ve kimi mantarlarda iki hücrenin kısa süreli birleşmeleri esnasında mikronükleuslarını ve dolayısıyla DNA değişiminin sağlandığı seksüel bir süreç.
Antibiyotik : Bitkilerde, özellikle küf mantarlarında bulunan veya sentezle elde edilen, birçok mikroba karşı kullanılan, penisilin, streptomisin vb. maddelerin ortak adı.
Popülasyon : Varlık. Nüfus.
Sitoplazma : Çekirdek dışta kalmak üzere protoplazma yığını.
Bir diğeri : Başkası.
Bakteriyel : Bakterilerle ilgili.
Proteinler : Yaklaşık %50 karbon, %25 oksijen, %15 azot, %7 hidrojen ve bazen kükürt de içeren ve amino asitlerden oluşan biyopolimer madde.
Silindirik : Silindirle ilgili, silindir biçiminde.
Transferin : Kan plâzmasında bulunan demir taşıyıcı protein. Kan plazmasında bulunan demir taşıyıcı bir protein. Karaciğerde sentezlenen serumdaki demiri bağlayan ve taşıyan glikoprotein yapısındaki serum beta-globulini, siderofilin, Tf.
Belirtilen : Tamlanan.
Dayanıklı : Dayanabilen, sağlam, güçlü, mukavim, zorlu, stabil. Metanetli, metin, mütehammil.
Çiftleşme : Çiftleşmek işi.
Esnasında : Sırasında, olduğu anda.
Aktarılma : Aktarılmak işi.
Silindir : Alt ve üst tabanları birbirine eşit dairelerden oluşan bir nesnenin eksenini dikey olarak kesen, birbirine paralel iki yüzeyin sınırladığı cisim, üstüvane. Motorlu taşıtların motorunda pistona güçlü bir itiş sağlamak için gaz karışımının yandığı veya patladığı yer. Metalleri inceltme, kumaşları parlatma, kâğıt üzerine baskı yapma vb. işler için sanayide kullanılan merdane, silindir makinesi. Silindir şapka. Yol yapımında toprağı sıkıştırarak düzleştirmek için kullanılan genel olarak motorlu araç.
Bağlantı : İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması, ilişki, irtibat, bağlanak. İki şey arasında ilişki sağlayan bağ. Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma, angajman.
Birleşme : Birleşmek işi.
Diğer dillerde Pilus anlamı nedir?
İngilizce'de Pilus ne demek ? : pilus

Bu kısımda Pilus nedir? Pilus ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Pilus tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Pilus hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.