Place an order türkçesi Place an order nedir

  • Sipariş vermek.

Place an order ile ilgili cümleler

English: If we place an order for more than 20 units, would you reduce the price?
Turkish: 20 kişiden fazla sipariş verirsek, fiyatta indirim yapıyor musunuz?

Place an order ingilizcede ne demek, Place an order nerede nasıl kullanılır?

Place : Oturtmak. Mevki. Ev. Makam. Hane. İş. Kim olduğunu çıkarmak. Yerleştirmek. Koymak. Mekan.

An : (herhangi) bir. Anabatik rüzgar. Bir (ünlülerden önce). Sesli harf ile başlayan kelimelerin başında kullanılan belirsiz tanımlık. Bir.

Order : Sipariş etmek. Üzerinde taşıyanının adı yazılı olan. Usul. Tarikat. Sipariş vermek. Tür. İntizam. Kimyasal hız denklemlerinde derişiklik çarpanları sayısı. türevsel denklemin en yüksek türevi. Sıra. Tabaka.

Cancel an order : Siparişi iptal etmek. Siparişi geri almak.

Gave an order : Emir verdi. Buyurdu.

Give an order : Ismarlamak. Sipariş vermek.

Send an order : Siparişi göndermek. Sipariş geçmek. Sipariş etmek.

Yell an order : Buyruk bağırmak. Emir vermek. Emir haykırmak. Emir çığırmak.

In an orderly manner : Sıraya konmuş bir şekilde. Düzenlenmiş bir şekilde. Düzenli bir şekilde. Düzenli bir biçimde. Bir düzen dahilinde.

Serve an order : Bir mahkeme emrini teslim etmek.

İngilizce Place an order Türkçe anlamı, Place an order eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Place an order ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bespeaks : Rica etmek. Tutmak. Ayırtmak. Hitap etmek. Ismarlamak. Bir şeye delalet etmek. Konuşmak. İstemek. Göstergesi olmak.

Order : Sınıf. Tertip. Ismarlamak. Sıra. Hal. Düzenlemek. Sipariş. Yargı. Rütbe. Öğelerin, belirlenmiş kurallara göre yerleşim durumu. sıra kavramının tersine, her düzen doğrusal olmak zorunda değildir.

Give an order : Ismarlamak.

Bespeaking : İstemek. Tutmak. Ayırtmak. Rica etmek. Hitap etmek. Bir şeye delalet etmek. Konuşmak. Ismarlamak. Göstergesi olmak.

Commissioning : Devreye alma. Atamak. İşletmeye alma. Görevlendiren. Kabul etme. Görevlendirmek. Görevlendirme. Ismarlamak. Tayin etmek.

Bespoken : Hitap etmek. Konuşmak. Tutmak. Bir şeye delalet etmek. Ayırtmak. Rica etmek. İstemek. Ismarlamak. Göstergesi olmak.

Commission : Vazife. Alım ve satım işlemlerinde yanlar arasında aracılık yapan ve bunları düzenleyen kişilerin bu çalışma ve çabaları karşılığında her iki yandan da aldıkları paralar. Ismarlamak. Görev. Komite. Sipariş. Memur etmek. Mahvetmek. Görev vermek. Kurul.

Bespeak : Bir şeye delalet etmek. Ismarlamak. Rica etmek. Talep etmek. İstemek. Ayırtmak. Hitap etmek. Göstergesi olmak. Tutmak.

Indents : Çift nüsha olarak hazırlamak. Çentmek. Kertmek. Girintiler. Satırbaşı yapmak. Dişli yapmak. Kenarını işlemek. Çökertmek. Resmen istemek.

Give order : Emir vermek. Emretmek. Talimatta bulunmak.

Place an order synonyms : indenting, indent.