Placet türkçesi Placet nedir

  • Uygun görme.
  • Kabul (latince terim).
  • İzin.
  • Tasvip.
  • Tensip.

Placet ingilizcede ne demek, Placet nerede nasıl kullanılır?

Place a bet : Bahse girmek. Bahis oynamak.

Place an order : Sipariş vermek.

Place at : Yerleşim. Yerleştirme yeri.

Place card : Davetlilerin masadaki yerlerini gösteren kart. Davetlilerin sofradaki yerlerini gösteren kart.

Place great demands on : Kapasitesini zorlamak.

Place in the sun : İyi durum.

Place holder : Kalınan yer imi. Yer tutucu.

Place of action : Aksiyonun geçtiği yer ya da çevre. Eylemin geçtiği yer.

Place learning : Yer öğrenme.

Place name : Yer adı. Yer ismi. İçinde bulunan coğrafya öğelerine, halka, sanat yapılarına göre bir yere verilen ad.

İngilizce Placet Türkçe anlamı, Placet eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Placet ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Upend : Dikine oturtmak. Dikine çevirmek. Dikine çivermek. Başaşağı etmek. Tersini yapmak. Altüst etmek. Dikmek. Baş aşağı etmek. Boca etmek.

Install : Döşemek. Tesisatı döşemek (kalorifer veya elektrik vb). Takmak (bir aygıtı). Yerleştirmek. Kurmak. Başa geçirmek. Törenle makamına getirmek (yeni seçilmiş veya atanmış birini). Monte etmek. Kurmak (yazılım).

Sanctum : Kutsal yer. Özel oda.

 

Birthplace : Doğumyeri. Doğum yeri.

Siphon : Sifon borusuyla bir şeyi çekmek. Bir kaptaki sıvıyı daha düşük düzeydeki bir başka kaba aktarmaya yarayan ters "u" biçimindeki boru. Sifon. Sifon borusu. Sıvı akış borusu. Sifon borusuyla bir şeyi boşaltmak. Slfon. Bir kaptaki sıvıyı ters "u" biçimindeki bir boru ile hava basıncından yararlanarak daha düşük düzeydeki bir başka kaba aktarma. Sifonu çekmek.

Recline : Arkaya dayanmak. Yaslamak. Dayanmak. Dayamak. Uzanmak. Arkaya yatmak. Birbirine dayamak. Boylu boyunca uzanmak. Yatmak. Yaslanmak.

Crest : (kuşlarda) sorguç. Dağların ya da tepelerin üst bölümü. Taç. Dorukucu. Zirveye ulaşmak. Üstten aşmak. İbik. Sırt. Sorguç. Kret.

Postpose : Sonuna koymak. Eklemek. Arkasına getirmek.

Target : Işık kaynağının önüne getirilerek görünçlüğe düşecek ışık niceliğini düzenleyen, ışığın alıcıya doğrudan doğruya ulaşmasını önleyen ya da özel aydınlatma etkileri sağlayan saydamsız yüzey. Ülkü. Kurban. Bilgisayar, fizik, eskrim, nükleer enerji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Çok hızlı eksiciklerin vurması ile ikincil eksicikler salan metal yaprak. çekirdek bilgisinde hızlandırılmış parçacıklarla dövülecek olan öğeyi taşıyan destek. Nişan. Erek. Amaç. Bir x ışını tüpünün, elektronik odak noktası taşıyan anot bölümü. Amaçlamak.

Peak : Pik yapmak. Doruk. Genç dağlık kitlelerde ince uçla son bulan tepelere verilen ad. Zirve yapmak (fiyatlar). Doruğa ulaşmak. Zirve. En yüksek çekit. Tepe. Zirveye çıkmak. Sivri uç.

Placet synonyms : glycerolise, prepose, hole in the wall, holy place, nesting place, tee up, place of birth, place down, polling place, place upright, repose, permission, position, scour, discretion, pile, step, trench, concurrences, seat, lay, day off, ship, clap, furlough, barrel, tee, settle down, plant, dispose, furloughs, furloughed, consent.

 

Placet zıt anlamlı kelimeler, Placet kelime anlamı

Disarrange : Bozmak. Dağınıklık. Karıştırmak. Dağıtmak. Düzeni bozmak. Düzenini bozmak.

Placet antonyms : deglycerolize.

Placet ingilizce tanımı, definition of Placet

Placet kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A vote of assent, as of the governing body of a university, of an ecclesiastical council, etc.