Place at türkçesi Place at nedir

Place at ile ilgili cümleler

English: Ali came over to my place at 2:30.
Turkish: Ali 2.30'da benim yerime uğradı.

English: Ali had been in the wrong place at the wrong time.
Turkish: Ali yanlış zamanda yanlış yerdeydi.

English: Ali got injured because he was in the wrong place at the wrong time.
Turkish: Ali yanlış zamanda yanlış yerde olduğu için yaralandı.

English: A terrible battle took place at Kasserine in western Tunisia.
Turkish: Batı Tunus'ta Kasserine'de korkunç bir savaş gerçekleşti.

English: A fierce battle took place at Monte Cassino.
Turkish: Monte Cassino'da şiddetli bir savaş oldu.

Place at ingilizcede ne demek, Place at nerede nasıl kullanılır?

Place : Yerleşim yeri. Bir cismin durduğu, bulunduğu nokta ya da yüzey parçası. Sorumluluk. İş. Mekan. Basamak. Ev. Yerleştirmek. Makam. Mahal.

At : Bir yeri belirtmek için kullanılır. E. Yanında. Bir iş veya hareketten bahsederken kullanılır. Nezdinde. Da. Bir miktarı göstermek için kullanılır. Üzerinde. Bir hareketin hedefini gösterir. Hatta.

Place a bet : Bahis oynamak. Bahse girmek.

Place an order : Sipariş vermek.

Place card : Davetlilerin sofradaki yerlerini gösteren kart. Davetlilerin masadaki yerlerini gösteren kart.

Place great demands on : Kapasitesini zorlamak.

 

İngilizce Place at Türkçe anlamı, Place at eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Place at ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Inhabiting : Oturmak. Yaşamak (içinde). İskan. İkamet etmek.

Layout : Bir gözlem aracında soruların ve yanıt seçeneklerinin yazım alanlarıyla birlikte yerlerinin uygun biçimdeki düzeni. Kumar masası örtüsü. Yerleştirme. Tertip. Dizenek. Plan. Tasarım. Mizanpaj. Düzenleme.

Settlement : Ödeşme. Koloni. Göç. Yerleştirme. Yerleşme. Yatıştırma. Anlaşmazlığı halletme. Olağan arıtma. Ödeme. Mesken.

Residential : Oturmaya ayrılmış (alan veya mahalle veya semt). İkametgah. Özel konutların bulunduğu (mahalle veya semt). Oturmaya özgü. İçinde oturulmaya müsait. Oturmaya elverişli. İkametgah ile ilgili. Oturmaya ayrılmış. Meskun.

Allocation : Özgüleme. Özgü kılma. Ödenek. Ayırma. Dağıtma. Paylaştırma. Bir işin yapılması için ayrılan para. Tahsisat. Ortaklara paylarının verilmesi, dağıtma, ayırma giderlerinin üleştirilmesi.

Coordination number : Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Bir buzsul yapıda belli bir öğeciğin komşu öğeciklerle bağlantı sayısı. Bağlantı sayısı. Bir karmaşık kimyasal bileşikte, özek seçilen bir atomu çevreleyen başka atom ya da kümelerin sayısı. En yakın atom sayısı. Koordinasyon sayısı. Düzenleşim sayısı.

Settling : Halletme. Posa. Tasman. İskan. Durultma. Hesaplaşma. Ödeşme. Dinlendirme (sıvı). Oturma. Çökelme.

Habitat : Bitkilerin doğal yetiştiği yer. Doğal ortam. Vatan. Yerleşim çevresi. Oluşum yeri. Bir bitki ya da hayvanın çöl, deniz kıyısı vb. gibi doğal olarak yaşadığı ve geliştiği yer. Hayvan veya bitkinin yetiştiği doğal ortam. Ortam. Bir hayvan ya da bitkinin yetiştiği doğal ortam.

Habitation : Oturacak yer. İkamet. Mesken. Ev. Konut. Yurt. Barınak. Oturma. Yerleşme.