Settling türkçesi Settling nedir

  • Dinlendirme (sıvı).
  • Hesap.
  • Durultma.
  • Yerleşme.
  • Oturma.
  • Jeoloji alanında kullanılır.
  • Çökelme.
  • Çöktürme.
  • Hesaplaşma.
  • Ödeşme.
  • İskan.
  • Kıyı tortullarının ya da toprakların, tıkızlaşmasıyle bir yerin çökmesi, oturması.
  • Posa.
  • Tasman.
  • Yerleşim.
  • Halletme.

Settling ile ilgili cümleler

English: Are you settling in?
Turkish: Mesken tutuyor musun?

English: It was unsettling.
Turkish: O tedirgindi.

English: We succeeded in settling the dispute.
Turkish: Anlaşmazlığı çözmede başarılı olduk.

Settling ingilizcede ne demek, Settling nerede nasıl kullanılır?

Settling accounts : Hesapları kapatma. Banka ile yapılan düzenlemeleri sonlandırma.

Settling accounts with : Hesaplaşma.

Settling basin : Durultma. Durulama havuzu. Çökeltme havuzu. Çökeltim havuzu. Çöktürme havuzu.

Settling day : Hesaplaşma günü. Tasfiye ödeme günü. Tediye günü. Hesap günü. Ödeme günü.

Settling down : Sakin olmak. Yerleştirmek. Kurulmak. Yuva kurmak. Sakinleşmek. Uslanmak. Yola gelmek. Yerleşme. Kurma. Durulmak.

Settlings : Posa. Tortu. Çökelti.

Settling tank : Çökeltme havuzu. Dinlendirme tankı. Çökeltme tankı. Durultma tankı.

Settle : Çökelmek. Süzmek. Yerleştirmek. Çökeltmek (sıvının içindeki katı maddeleri). Dibe oturmak. Karar kılmak. Oturmak. Yatışmak. Oturtmak (bir şeyi bir yere). Karar vermek.

 

Dust settling : Toz çökertme.

Settling the difficulties : Zorkulları aşma. Problemleri çözme.

İngilizce Settling Türkçe anlamı, Settling eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Settling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abode : İkamet etme (bir yerde). Yer. İkametgah. Olduğu yer. Sükna. Yurt. Bir yerde ikamet etmek. Ev. Oturulan yer.

Settlements : Nafaka bağlama. Yerleşim yeri. Evlilik sözleşmesi. Tasfiye. Köy. Bağlanan gelir.

Inhabitance : Mekan. Oturulan yer. Yaşanılan yer. Yaşama. İkamet etme. Konut.

Defecation : Kaka yapma. Sıçma. Bağırsak muhtevasının rektum ve anüs yoluyla atılması. Defekasyon. Tasfiye etme. Dışkılama. Büyük aptes yapma. Damıtma işlemi.

Dross : Metal yüzünde oluşan cüruf. Değersiz şey. Kül curuf. Artık. Değersiz şeyler. Maden posası. Dışık. Süprüntü. Cüruf.

Working : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İşlenme. Çalıştırma. İşletme. Temel. Çalışma jüyesi. İşleyiş. Bir yapıtın biçiminin değiştirilerek başka bir türden yapıt durumuna getirilmesi, sözgelişi romandan tiyatro yapıtı yapılması ya da başka bir düzene konulması. İşleyen. Çalışan.

Revenge : İntikam almak. Öç almak. Öcünü almak. Hıncını almak. -in öcünü almak. İntikam. Öç. İntikamını almak.

Inhabitation : Ev. İkametgah.

Nestings : İçiçe girme. Gemi ambarında malları bitiştirme ya da yan yana yanaştırma. Yuva yapma eylemi. Yuvalama. Bir yeri ev gibi yapma süreci. İçiçe koyma. Gömme. İçiçe yerleştirme.

Dregs : Çöp. Telve. Artık. En değersiz (parça). En aşağı kısım. Tortu. En değersiz. Çökelek. Çökelti.

 

Settling synonyms : habitat, cheque, adventive cone, removal, agricultural geology, populating, sedimentary, calculi, absolute chronology, inveteracy, algonkian, alighting, accompt, revenging, acrozone, habitation, payoffs, settling accounts with, emplacement, residential, dwelling, accommodation, arithmetic, calculuses, nesting, precipitating, pomace, lees, payoff, abyss, lodgments, pulp, obviation.

Settling ingilizce tanımı, definition of Settling

Settling kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of establishing one`s self, of colonizing, subsiding, adjusting, etc. The act of one who, or that which, settles.