Planned türkçesi Planned nedir

  • Hesaplı.
  • Planlı.
  • Planlanmış.
  • Tasarlanmış.

Planned ile ilgili cümleler

English: Ali asked Mary whether she planned to swim or not.
Turkish: Ali Mary'ye yüzmeyi planlayıp planlamadığını sordu.

English: Ali asked Mary where she planned to be on Saturday evening.
Turkish: Ali Mary'ye Cumartesi akşamı nerede olmayı planladığını sordu.

English: Ali and Mary planned John's surprise party together.
Turkish: Ali ve Mary John'un sürpriz partisini birlikte planladılar.

English: Ali asked Mary what she planned to do.
Turkish: Ali Mary'ye ne yapmayı planladığını sordu?

English: Ali forgot to tell Mary what he had planned to tell her.
Turkish: Ali Mary'ye ne söylemeyi planladığını söylemeyi unuttu.

Planned ingilizcede ne demek, Planned nerede nasıl kullanılır?

Planned city : Tasarlı kent. Gelişmesi ve büyümesi belli bir tasara uygun olarak gerçekleşmiş ve işlevleri gereği gibi yerine getirilmekte güçlük çekilmeyen kent.

Planned economy : Devlet güdümlü ekonomi. Güdümlü ekonomi ve karma ekonomilerde kaynak dağılımının iktisadi planlama ile yapıldığı ekonomi. Planlı ekonomi.

Planned investment : Bir ekonomide belirli bir dönemde firmaların yapmayı tasarladıkları yatırım. Planlanmış yatırım. Planlı yatırım. Planlanan yatırım.

 

Planned obsolescence : Planlı eskime. Bilinçli eskitme. Planlı eskitme. Piyasada istemi sürekli kılmak amacıyla yazılım, bilgisayar ve cep telefonu gibi malların, belirli bir süre sonra yenileriyle değiştirilmelerini sağlayacak biçimde yoğun araştırma - geliştirme etkinlikleri ile sürekli yenilenip, özelliklerinin değiştirilmesi veya geliştirilmesi.

As planned : Planlandığı şekilde.

Town planner : Şehirci. Planlamacı. Kent tasarcısı. Kentbilim uzmanı. Şehir plancısı. Şehir planlamacısı. Kentbilim öğrenimi görmüş, bu dalda uzmanlaşmış, onunla ilgili yetenek ve bilgisini uygulayan kimse. bk. kent tasarcısı.

Generalist planner : Genel tasarcı. Kent tasarlaması görevini yüklenen, işin gerektirdiği uzmanları bir eşgüdüm içinde çalıştırmayı sağlayan, kent tasarlamasının gerektirdiği her uzmanlık dalında biraz, ama bir ya da iki dalda derin bilgisi ve deneyimi bulunan kişi.

Carefully planned : Çok düşünülerek planlanmış. En ince ayrıntısına kadar planlanmış. Dikkatlice planlanmış.

Specialist planner : Kent tasarlama uğraşısının gerektirdiği birçok bilim dallarında biraz bilgisi bulunmakla birlikte, bunlardan bir tanesinde üniversite üstü öğrenim görmüş, derin bilgi ve deneyim kazanmış kent tasarcısı. Uzman tasarcı.

Planner : Plan yapan kişi. Kentbilimde, genel olarak kent tasarlamasıyla uğraşan kimse. bk. kentbilim uzmanı. Not defteri. Planlamacı. Plancı. Plan yapan kimse. Ajanda. Tasarımcı. Tasarcı.

İngilizce Planned Türkçe anlamı, Planned eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Planned ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Conceived : Düşünülmüş.

Thriftier : Tutumlu. Gür. İdareli. Verimli. İdareci. Kanaatkar. Tasarruflu.

Projected : Öne sürülen. Tahmini. Pörtlek. İz düşürmek. Çıkıntı oluşturmak. Çıkık olmak. Tasarlamak. Öngörülen. Projesini hazırlamak.

Intendeds : Kastedilen. İstenilen. Birinin evleneceği kimse. Kasti. Yönelik. Planlanan. Müstakbel. Kasıtlı.

Preset : Önceden ayarlanmış. Önceden ayarlamak. Öndeğerli.

Scheduled : Zamanlanmış. Tarifeli. Belirlenmiş. Programlanan. Tarifeye göre. Zamanı belirlenmiş. Programlanmış olan. Zamanlandı.

Structured : Yapısallaştırılmış. Yapısal. Yapılandırılmış. Planlamak. Biçim verilmiş. Yapılı. Bütün olarak düşünmek.

Aforethought : Düşünülmüş. Kasıtlı. Taammüden. Önceden tasarlanmış. Önceden düşünülmüş. Mutasavver.

Prepense : Önceden düşünülmüş. Kasti. Kasıtlı. Taammüdü.

Well balanced : Dengeli. İyi dengelenmiş.

Planned synonyms : economic, measured, premeditated, contrived, put up, budgeted, intended, predetermined, deep laid, envisioned, engineered, thrifty, designed, calculated, calculous, economical, devised, temperate, scheming, contemplated, thriftiest, roughhewn, deliberate, plotted.

Planned zıt anlamlı kelimeler, Planned kelime anlamı

Unintended : Kasıtsız. İstemeden yapılan.

Unplanned : Plansız. Planlanmamış. Hesapsız.

Unpremeditated : Kasıtsız. Önceden planlanmamış. Önceden tasarlanmamış.