Polarizer türkçesi Polarizer nedir
- Fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
- Ucaylayıcı özellik taşıyan özdek.
- Geçirdiği ışık dalgalarını belirli bir düzleme sokan araç.
- Ucaylayıcı.
- Kutuplandırıcı.
- Görünür doğal ışığı ucaylamakta kullanılan nicol biçiği ya da yoğruk ucaylama yaprağı gibi aygıtlara verilen ad.
- Kutuplaştırıcı.
- Kutuplayıcı.
- Polarizör.
- Ucaylandırıcı.
- Polarlaştırıcı.
- Polarıcı.
- Polarize edici.
Polarizer ingilizcede ne demek, Polarizer nerede nasıl kullanılır?
Depolarizer : (amerikan ingilizcesi) kutupluluğu kaldıran madde (depolariser olarak da yazılır). Ucaysızlaştırıcı.
Depolarizers : Ucaysızlaştırıcı. (amerikan ingilizcesi) kutupluluğu kaldıran madde (depolariser olarak da yazılır). Depolarizer.
Polarize : Ucaylamak. Polarizasyon üretmek. Kutuplaşmak. Polarize etmek. Kutuplanmak. Kutuplamak. Kutuplaştırmak. Polarmak.
Polarized : Polarılmış. Kutuplanmış. Ucaylanık. Kutuplaştırılmış. Polarize. Polarize edilmiş. Polarize etmek. Kutuplaştırmak.
Polarized light : Ucaylanmış ışık. Titreşimleri yalnız bir düzlem içinde kalan ışık. Işık demetini yalnız bir ya da birkaç düzlemde bırakıp öbür düzlemlerde tutma niteliği taşıyan doğal özdeklerden (turmalin, kalsit) ya da sentetik araçlardan (ucaylayıcı gözlük) geçirmek yoluyla belirli bir düzlemde yol alması sağlanmış ışık. Fizik, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kutuplanmış ışık. Yalnızca bir düzlemde titreşen ışık. Polarmış ışık. Ucaylı ışık. Ucaylanık ışık. Polarize ışık.
Polarized relay : Polarize röle. Kutuplanmış röle.
Elliptically polarized wave : Eliptik ucaylanmış dalga.
Polarizes : Polarizasyon üretmek. Ucaylamak. Kutuplaşmak. Kutuplamak. Polarize etmek. Kutuplaştırmak. Kutuplanmak. Polarmak.
Polarized region : Ucaylaşmış bölge. Bir ülkede ucaylaşım olgusu sonucunda büyüyen kimi kentlerin, çevrelerindeki irili ufaklı yerleşim yerleriyle birlikte oluşturdukları anakent bölgesi.
Left handed polarized : Solak kutuplu.
İngilizce Polarizer Türkçe anlamı, Polarizer eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Polarizer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Part : Kısım. Bir filmde birkaç ayrımdan oluşan, konunun ana parçalarından birini ortaya koyan bölük. Kopmak. Ayrılmak. Parçalamak. Rol. Fasıl. Bölüm. Yan. Görev.
Polaroids : Koruyucu gözlük. Polaroid. Güneş gözlüğü.
Polaroid : Polaroit. Ucaylama temeline dayanan üçboyutlu sinema işlemlerinde izleyicinin taktığı, camları ucaylayıcılardan oluşan gözlük. Ucaylayıcı gözlük. Ucaysı. Işığı ucaylaştırıp az çok geçiren bir tür mercek özdeği.
Modify : Üzerinde değişiklik yapmak. Değiştirmek. Hafifletmek. Azaltmak. Değişmek. Değiştirme. Tadil etmek. Tamlamak. Biraz değiştirmek. Çalgıların genel görünümlerini veya bazı parçalarını kişiye özel olarak değiştirme.
Change : Dönüşmek. Çoğunlukla liradan küçük ufak madeni para. Aktarmak. Bilgisayar, masa tenisi, ekonomi alanlarında kullanılır. Değişime uğratmak. Haline gelmek. Değişiklik. Değişikliğe gitmek. Ufak para. Tebdil etmek.
Polarizing : Polarizan. Kutuplaştırmak. Polarma. Kutuplaştıran. Polarizasyon. Polarize etmek. Polarize eden.
Separate : Ayrıbasım. Ayrıştırmak. Bireysel. Müstakil. Çıkmak. Dağılmak. Ayrı yaşamak. Ayrı. Tek başına olan.
Alter : Hadım etmek (hayvan). Başkalaşmak. Başkalaştırmak. Hadım etmek. Kısırlaştırmak. Değişiklik geçirmek. Başka türlü olmak. Değişmek. Değişiklik yapmak.
Polarising : Polarizan. Polarizasyon. Polarma. Kutuplaştıran. Polarize eden.
Divide : Bozuşmak. İkiye ayırmak. Ayırmak. Taksim etmek. Paylaştırmak. Kırışmak. Sınıflandırmak. Paylaşmak. Bölüştürmek. Bölmek.
Polarizer synonyms : polarise.
Polarizer zıt anlamlı kelimeler, Polarizer kelime anlamı
Stay : Alıkoymak. Beklemek. Kalmak. Ertelemek. Erteleme. Önlemek. Sabitlemek. Geciktirmek. ...olarak kalmak. Kalma.
Underexpose : Düşük ışıklamak (filmi). Fotoğrafı karanlık çıkarmak. Karanlık çıkarmak (foto). Karanlık çıkarmak (fotoğrafçılık terim). Az ışıklamak.
Polarizer ingilizce tanımı, definition of Polarizer
Polarizer kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Especially, the part of a polariscope which receives and polarizes the light. It is usually a reflecting plate, or a plate of some crystal, as tourmaline, or a doubly refracting crystal. That which polarizes.

Bu kısımda Polarizer kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Polarizer ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Polarizer anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Polarizer ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.