Polaroid türkçesi Polaroid nedir
- Fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
- Polaroit.
- Ucaylayıcı gözlük.
- Işığı ucaylaştırıp az çok geçiren bir tür mercek özdeği.
- Kutuplayıcı.
- Ucaylama temeline dayanan üçboyutlu sinema işlemlerinde izleyicinin taktığı, camları ucaylayıcılardan oluşan gözlük.
- Ucaylayıcı özellik taşıyan özdek.
- Ucaysı.
- Ucaylayıcı.
Polaroid ingilizcede ne demek, Polaroid nerede nasıl kullanılır?
Polaroid camera : Polaroit fotoğraf makinesi. Polaroit.
Polaroid photograph : Polaroit fotoğraf.
Polaroid spectacles : Ucaylayıcı gözlük. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kutuplayıcı gözlük. Ucaylama temeline dayanan üçboyutlu sinema işlemlerinde izleyicinin taktığı, camları ucaylayıcılardan oluşan gözlük.
Polaroids : Polaroid. Kutuplayıcı. Koruyucu gözlük. Güneş gözlüğü.
Polarogram : Polarogram. Cıva damla elektrotu ile elde edilen akım-potansiyel eğrisi.
Polarograph : Cıva damla elektrotu kullanarak seyreltik elektrolit çözeltilerinin çözümlenmesini sağlayan aygıt. Polarograf.
Polar aurora : Kutuplar yöresinde görülen yaygın ve donuk havayuvarı ışığı. Kutup ışığı.
Polar bear : Etçiller (carnivora) takımının, ayıgiller (ursidae) familyasından, 260 cm kadar uzunlukta, 10 cm kadar kuyruğu olan, beyaz renkli, iyi yüzen, postu kullanılan, bellek bakımından ayıların en gerisi olan bir tür. Kutupayısı. Kutup ayısı.
Polar body : Polar cisimcik. Oositin mayoz bölünmesiyle oluşan sitoplazmik fazlalık. sonradan dejenere olur. bakteri hücresinin bir veya iki ucunda bulunan metakromatik tanecik. Kutup hücresi. Kutup yakınında, kutup çevresinde, kutupla ilgili olan.
Polar angle : Kutup açısı. Kutupsal açı.
İngilizce Polaroid Türkçe anlamı, Polaroid eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Polaroid ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Shades : Hatırlatan kimse. Güneş gözlüğü. İz. Stor. Hayalet. Hava. Gölgeler. Andıran kimse.
Polarizer : Polarlaştırıcı. Kutuplaştırıcı. Ucaylandırıcı. Polarizör. Geçirdiği ışık dalgalarını belirli bir düzleme sokan araç. Polarıcı. Görünür doğal ışığı ucaylamakta kullanılan nicol biçiği ya da yoğruk ucaylama yaprağı gibi aygıtlara verilen ad. Kutuplandırıcı.
Polarising : Polarizasyon. Kutuplaştıran. Polarize edici. Polarize eden. Polarizan. Polarma.
Polaroid spectacles : Kutuplayıcı gözlük. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
Polarizing : Polarizasyon. Polarma. Polarizan. Polarize eden. Kutuplaştırmak. Kutuplaştıran. Polarize edici. Polarize etmek.
Sunglasses : Güneş gözlüğü.
Film : Filmleştirmek. Boş film. Çevirim eylemi. Film çekmek. Çok ince ve yeğni kabuk ya da katman. Film. İnce örtü. Zar. Sinema filmini gerçekleştirmekte kullanılan, selüloitten, saydam, esnek, bükülebilir, eni ve biçimi ölçünlere göre belirlenmiş kuşak; sinemanın ham özdeği. bunun, henüz alıcıda kullanılmamış, duyarkatı etkilenmemiş olanı, boş film. aynı kuşağın alıcıda kullanılmış, üzerinde gizli görüntü oluşmuş olanı, dolu film. (genel anlamda) göstericide kullanılmak üzere her şeyi hazır, tamamlanmamış sinema yapıtı. (filmin siyah-beyaz, renkli, dar, geniş, sesli, sessiz, negatif, pozitif, vb. birçok çeşidi vardır; bunlar kendi maddelerinde ayrı ayrı gösterilmiştir). Kaplamak (zar vb.).
Polaroids : Koruyucu gözlük. Polaroid. Güneş gözlüğü.
Dark glasses : Karamsarlık. Her şeyi olumsuz tarafından görmeye eğilimi. Olaylara siyah gözlükle bakma.
Polaroid camera : Polaroit fotoğraf makinesi.
Polaroid synonyms : plastic film.

Bu kısımda Polaroid kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Polaroid ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Polaroid anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Polaroid ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.