Polarizing türkçesi Polarizing nedir

Polarizing ingilizcede ne demek, Polarizing nerede nasıl kullanılır?

Polarizing microscopy : Ucaylamalı mikroskopi. Polarizasyon mikroskobu. Tungusten filamanlı ışık kaynağıyla çalışan, iskelet kasları, miyelinli sinir telleri ve kemik dokusu, kimi yabancı cisimler, kristaller, kollajen içeren mikrotubuluslar, mikrofilamentumlar ve lipit damlacıklarının incelenmesini sağlayan bir mikroskop çeşidi. doku kesitleri polarizör ve analizör arasına yerleştirildiğinde yönlenmiş olan moleküller polarizörden geçen ışığın eksenini saptırarak ışınların göze ulaşmasını sağlarlar. Polarlamalı mikroskopi.

Antipolarizing winding : Antipolarizasyon sargısı.

Depolarizing : Depolarizan. (amerikan ingilizcesi) kutupluluğu kaldırılmak (depolarise olarak da yazılır).

Polarizability : Kutuplanabilirlik. Kutuplaşabilirlik. Ucaylılaşırlık. Ucaylanabilirlik.

Polarizable : Kutuplanabilir. Kutuplaşabilir.

Polarization potential : Ucaylanım erkili. Kutuplanma gerilimi. Üşerçözüksel süreçlerle oluşan ve olayın gelişmesi ile büyüyen karşı yük-süren kuvvet: ucaylanımın gerilimi tutarı. Kutuplaşma gerilimi. Ucaylanma gerilimi.

 

Polarizahility : Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Birim kıvıl alan altındaki özdecikte irgitlenen kıvıl ucay. Ucaylaşırlık.

Polarizations : Ucaylama. Ucaylanma. Ucaylanım. Polarizasyon. Kutuplaşma. Kutuplanma. Işığın emtia üzerindeki etkisi. Polarma.

Polarization of light : Işık ucaylanması. Işık ucaylanımı. Işık polarizasyonu. Bk. ucaylanma. Işık kutuplaşması. Fizik, kimya, uzay alanlarında kullanılır. Birbirine dik iki düzlemde titreşerek birlikte yayılan ışığın ayrılarak iki doğrultuda yayılması ve böylece her doğrultuda tek bir titreşim düzleminin bulunması olayı.

Polarize : Polarmak. Kutuplanmak. Ucaylamak. Kutuplaştırmak. Polarizasyon üretmek. Polarize etmek. Kutuplaşmak. Kutuplamak.

İngilizce Polarizing Türkçe anlamı, Polarizing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Polarizing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Polarisations : Kutuplanma. Ucaylama. Kutuplaşma. Ucaylanma. Işığın emtia üzerindeki etkisi.

Polarized : Polarize edilmiş. Polarize. Kutuplanmış. Kutuplaştırılmış. Ucaylanık. Polarılmış.

Polarize : Polarmak. Kutuplamak. Kutuplanmak. Polarizasyon üretmek. Ucaylamak. Kutuplaşmak.

Polarisation : Ucaylanma. Bir molekülün artı ve eksi yükünlerinin ayrı bölgelerde toplanması. kimi özdeklerin içinden geçen ışığın titreşimlerini belirli bir biçime sokması. akım altındaki bir elektrotun potansiyelinin karma potansiyelden sapması bir molekülün bir elektrik alanında yönlendirilmesi. Uyarılabilir hücre zarında değişebilen elektriksel potansiyel farkının varlığı. Kutuplaşma. Kutuplanma. Işığın emtia üzerindeki etkisi. Ucaylama. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır.

 

Polarizer : Geçirdiği ışık dalgalarını belirli bir düzleme sokan araç. Polarlaştırıcı. Görünür doğal ışığı ucaylamakta kullanılan nicol biçiği ya da yoğruk ucaylama yaprağı gibi aygıtlara verilen ad. Polarizör. Ucaylandırıcı. Kutuplandırıcı. Fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kutuplaştırıcı. Polarıcı.

Polarizations : Ucaylanma. Ucaylanım. Kutuplaşma. Kutuplanma. Ucaylama. Işığın emtia üzerindeki etkisi.

Polarization : Doğal ışığın, titreşimleri bir düzlem içinde olan ışığa çevrilmesi. bir özdeciğin artı ve eksi yük özeklerinin ayrılma süreci. bir gözenin üşeklerinde uçun birikimi yüzünden gerilim tatarının ve akınım düşmesi. Ucaylama. Radyo ve televizyon yayınlarında, yayın gücünde yitime yol açmamak amacıyla, elektromıknatıs dalgaların ışınımına verilen yön. Fizik, kimya, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır. Ucaylaşım. Bir ışık demetini ucaylanmış duruma getirme. elektromıknatıs dalgaların ışınımına belirli bir yön verme. Kutuplanma. Işığın değişik doğrultulardaki titreşimlerinin yönünü değiştirerek, bir tek düzey üzerinde yayılması. Ucaylanma. Işığın emtia üzerindeki etkisi.

Polaroid : Işığı ucaylaştırıp az çok geçiren bir tür mercek özdeği. Ucaylayıcı özellik taşıyan özdek. Fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ucaysı. Ucaylayıcı gözlük. Polaroit. Ucaylama temeline dayanan üçboyutlu sinema işlemlerinde izleyicinin taktığı, camları ucaylayıcılardan oluşan gözlük. Kutuplayıcı.

Polarizes : Kutuplamak. Kutuplanmak. Ucaylamak. Kutuplaşmak. Polarmak. Polarizasyon üretmek.

Polarizing synonyms : polarising, polarise.