Polynucleotid türkçesi Polynucleotid nedir

  • Polinükleotit.
  • Ondan fazla nükleotidin 3', 5'-fosfat diester bağlarıyla bağlanarak meydana getirdikleri bir polimer.
  • Biyoloji alanında kullanılır.

Polynucleotid ingilizcede ne demek, Polynucleotid nerede nasıl kullanılır?

Polynucleotide : Polinükleotit. Polinükletit. Polinükleotid. Nükleotitlerin birbirine fosfodiester bağlarıyla bağlanmasıyla oluşan uzun nükleotit zinciri.

Polynucleotide phosphorylase : Yalnızca bakterilerde bulunan rna kalıbı olmadan rna zincirini sentezleyebilen enzim. Polinükleotit fosforilaz.

Homopolynucleotide : Homopolinükleotit. Aynı tip nükleotitten oluşmuş bir polinükleotit. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Polynuclear : Polinükleer. Çok çekirdekli.

Polynuclear leucocyte : Loplu akyuvar.

İngilizce Polynucleotid Türkçe anlamı, Polynucleotid eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Polynucleotid ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.

Abductor muscle : Uzaklaştırıcı kas. Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas.

 

A chromosome : A kromozomu. Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar.

Polynucleotide : Polinükleotid. Polinükletit. Nükleotitlerin birbirine fosfodiester bağlarıyla bağlanmasıyla oluşan uzun nükleotit zinciri.

A protein : A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein.

Acacia : Mimoza. Arap zamkı. Salkım ağacı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Akasya. Akasya sakızı.

Aardvark : Karınca yiyen. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yerdomuzu. Borudişli. Yer domuzu.

Aardwolf : Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Yeleli sırtlan. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli.

Abo blood groups system : Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi. Abo kan grupları sistemi.

Polynucleotid synonyms : a site, abiotic environment, aardvarks, a cells, abacus bodies, abiotic factor, abramis zone.