Pop in türkçesi Pop in nedir

  • Kısa bir süre için gelmek.
  • Ansızın girmek.
  • Geçerken uğramak.
  • Çıkagelmek.
  • Bir yere uğramak.
  • Habersiz gelmek.
  • [#damla Damlamak].
  • Birini ziyaret etmek.
  • Sokuvermek.
  • Uğramak.
  • Pat diye gelmek.
  • Takıvermek.

Pop in ile ilgili cümleler

English: I'll pop in tomorrow morning.
Turkish: Yarın sabah uğrayacağım.

Pop in ingilizcede ne demek, Pop in nerede nasıl kullanılır?

Pop : Rehine koymak. Ağzına atmak. Sokuvermek. Ateşlemek. Bas gitarda, telleri tınlatan elin genellikle işaret veya orta parmağı ile bir telin asılınması ve genellikle hemen ardından susturulması yöntemi. Patlatma. Ateş etmek. Patlatmak. Pat diye sormak.

In : İçeri. İçeriye. Da. Tutulan. İçine. De. İç. İçeri doğru yönelen. Halinde. Mevsimi gelmiş.

Pop off : Aniden çekip gitmek. Nalları dikmek. Zıbarmak. Ortalığı birbirine katmak. Tahtalıköyü boylamak. Mortoyu çekmek. Kakırdamak. Çekip gitmek. Ölmek. Bağırıp çağırmak.

Pop out : Dışarı çıkmak. Yuvasından fırlamak (göz). Yırtık dondan çıkmak. Fırlamak. Birdenbire çıkmak. Ağızdan kaçmak. Aniden çekip gitmek. Atmak.

Pop singer : Popçu. Pop şarkıcısı.

Pop the question : Evlenme teklifinde bulunmak. Evlenme teklif etmek. Evlilik teklif etmek.

Pop song : Pop şarkısı.

İngilizce Pop in Türkçe anlamı, Pop in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pop in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Come round : Ayılmak. Kendi görüşünden caymak. Yıldönümü gelmek. Ziyaret etmek. Başkasının görüşüne uymak. Barışmak. Yola gelmek. Yelkenleri suya indirmek. Dönmek. Yüksekten atmaktan vazgeçmek.

Blobbed : Kıvamı koyu iri bir damla. Hata yapmak. Leke. Küçük yuvarlak. Küçük kütle. Su damlası. Damla. Küçük damla. Küçük yuvarlak kütle.

Pop up : Aniden belirmek. Mantar gibi yerden bitmek. Birdenbire ortaya çıkmak. Pat diye belirmek veya ortaya çıkmak. Açılan.

Blobbing : Hata yapmak. Küçük kütle. Küçük yuvarlak kütle. Damla. Leke. Su damlası. Kıvamı koyu iri bir damla. Küçük yuvarlak. Küçük damla.

Drop in : Ziyaret etmek. Bırakmak. Çat kapı ziyaret etmek. Sahne üstünde bulunan dekor parçalarını gerektiğinde palangalar yoluyla sahneye indirme eylemi. Kısa bir ziyaret için uğramak. Habersiz uğramak. Düşüşe geçmek. Dekor indirmek.

Drop by : Yolu düşmek. Şöyle bir uğramak. Ayaküstü ziyaret etmek. Geçerken ziyaret etmek. Habersiz uğramak. Habersizce kısa bir ziyarette bulunmak.

Come under : Başına gelmek. Birinden sorulmak. Altına geçmek. İdaresi altına girmek. Bir şeyin egemenliği altında olmak. Saldırı altında olmak. Bağımlı olmak. Altında toplanmak. Yetki alanına girmek. Bir şeyin altına gizlenmek.

Slip into : Sıkıştırmak. Giymek (giysiyi). Tutuşturmak. Kaçmak. Girmek.

Drips : Damlalıkla sıvı verme. Akıtmak. Sızdırmak. Damlatmak. Damla. Damla damla akmak. Sevimsiz kimse.

Roll up : Gelmek. Toplanmak. Çıka gelmek. Araba ile gelmek. Yanaşmak. Birikmek. Yığmak. Tomar yapmak. Yuvarlanmak.

Pop in synonyms : blobs, calling on, stop by, come in suddenly, call by, blob, erupt, popping, dribbles, distills, turn up, stick in, come over, call on, dribbled, turned up, come in for, erupting, erupted, pop, drop, dripped, come up, drop in on, call, dribble, show up, drop around, popped, drip, distill, come by, drop in at.