Drop in türkçesi Drop in nedir

  • Kısa bir ziyaret için uğramak.
  • Sahne üstünde bulunan dekor parçalarını gerektiğinde palangalar yoluyla sahneye indirme eylemi.
  • Dekor indirmek.
  • Çat kapı ziyaret etmek.
  • Habersiz uğramak.
  • [#damla Damlamak].
  • Uğramak.
  • Bırakmak.
  • Ziyaret etmek.
  • Düşüşe geçmek.

Drop in ile ilgili cümleler

English: Be sure to drop in to see us tomorrow evening.
Turkish: Yarın akşam bizi görmek için uğramayı ihmal etme.

English: I wish you could drop in at my house on your way home.
Turkish: keşke evine giderken bana uğrasaydın.

English: I don't have much time, so I'm going to drop in at a fast-food restaurant.
Turkish: Çok vaktim yok, bu yüzden bir fast-food restorana uğrayacağım.

English: Be sure to drop in on us if you come our way.
Turkish: Bizim tarafa yolun düşerse, bize uğramayı unutma.

English: Ali said he wanted to drop in on some old friends while he was in Boston.
Turkish: Ali Boston'da iken bazı eski arkadaşlara uğramak istediğini söyledi.

Drop in ingilizcede ne demek, Drop in nerede nasıl kullanılır?

Drop : Düşme. İlişkisini kesmek. Dalmak. Söyleyememek (harf). Dirsek çevirmek. Damlamak. Alçaltmak. Damlatmak. Çıkagelmek.

In : İç. Mevsimi gelmiş. Halinde. Gelmiş olan. Olarak. Çok moda olan. İktidardaki. De. İçeri doğru yönelen. Dahili.

Drop in at : Uğramak.

 

Drop in on : Bir yere uğramak. Ziyaret etmek. Uğramak.

Drop in prices : Maliyetlerde düşme. Fiyatlarda düşüş.

Drop in the bucket : Çok küçük bir miktar. Okyanusta bir damla. Aşırı derecede küçük miktar. Devede kulak.

Drop in temperature : Isı seviyelerinde düşme. Sıcaklıklarda düşüş.

İngilizce Drop in Türkçe anlamı, Drop in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Drop in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abdicating : Tacını ve tahtını terketmek. Terketmek (tacını ve tahtını). İstifa etmek. Tahttan çekilmek. Çekilmek. Çekilmek (kral veya kraliçe tahttan). Vazgeçmek. Tahttan çekilmek (kral veya kraliçe). El çekmek.

Bequeaths : Miras olarak bırakmak. Miras bırakmak. Vasiyet etmek. Vasiyet. Vasiyetle bırakmak.

Abdicated : Terketmek (tacını ve tahtını). Tahttan çekilmek (kral veya kraliçe). Vazgeçmek. Çekilmek. Çekilmek (kral veya kraliçe tahttan). İstifa etmek. Tacını ve tahtını terketmek. Tahttan çekilmek. El çekmek.

Back away : Çekilmek. Geri çekilmek. Ödün vermek. Geriye çekilmek.

Abandon : Koyup gitmek. Durdurmak. Tehire salmak. Terk etmek. Vazgeçmek. Bırakma. Boşlamak. Yarıda kesmek. Viran hale getirmek. El etek çekmek.

Abdicates : Çekilmek. Terketmek (tacını ve tahtını). Vazgeçmek. Tahttan çekilmek (kral veya kraliçe). Tacını ve tahtını terketmek. Tahttan çekilmek. Çekilmek (kral veya kraliçe tahttan). El çekmek. İstifa etmek.

Drop in on : Bir yere uğramak.

Allows : Ayırmak. Vermek. İtiraf etmek. Koyvermek. İzin vermek. Fikrinde olmak. Kabul etmek. İmkan vermek. Düşünmek.

Drips : Damlatmak. Sızdırmak. Sevimsiz kimse. Akıtmak. Damla. Damla damla akmak. Damlalıkla sıvı verme.

 

Drop in synonyms : come in suddenly, drop around, call at, bow out of, look up, lower in, bend the neck, blob, come round, abdicate, bequeath, blobs, dripped, drop over, coming over, drip, blobbing, dribble, drop by, distill, allow, distills, call on, drop, come in for, come over, abandons, haunt, calling on, go into a decline, blobbed, blow in, abalienate.