Posi türkçesi Posi nedir
- Durum açısı.
- Gökküresinde verilen bir doğrultunun kuzey kutbu doğrultusuna göre yaptığı açı. fotoğraf plakları üzerinde herhangi bir doğrultunun kuzey kutup doğrultusuna karşılık olan eksenle yap- tığı açı. çiftyıldızlarda, yoldaşı başyıldıza birleştiren doğru ile bu eksen arasındaki açı. eksi yönde ölçülür.
- Uzay alanında kullanılır.
Posi ile ilgili cümleler
English: Ali applied for the position, but he didn't get it.
Turkish: Ali pozisyon için başvurdu, ancak onu alamadı.
English: A positron is a small particle similar to an electron, but with a positive electric charge.
Turkish: Pozitron bir elektrona benzeyen küçük bir parçacıktır fakat pozitif elektrik yüklüdür.
English: Ali didn't make his position clear.
Turkish: Ali durumunu netleştirmedi.
English: A big title does not necessarily mean a high position.
Turkish: Büyük bir unvan mutlaka yüksek bir görev anlamına gelmez.
English: After fifteen years at a building firm, Bill Pearson was given the responsible position of area manager.
Turkish: Bir inşaat şirketinde on beş yıldan sonra, Bill Pearson'a sorumlu bölge müdürü pozisyonu verildi.
Posi ingilizcede ne demek, Posi nerede nasıl kullanılır?
Posies : Kısa şiir. Çiçek demeti. Küçük çiçek demeti. Buket. Vecize. Çiçek.
Posing : Şekil yapma. Tavır takınmak. Poz vermek. Soru sorarak şaşırtmak. Fiyaka. Poz verdirmek. Sormak. Taslamak.
Posit : Farzetmek. Farz etmek. Oturtmak. Varsaymak. Yerine koymak. Önermek. Yerleştirmek.
Posited : Konmuş. Farzetmek. Yerleştirmek. Varsaymak. Belirlenmiş. Yerine koymak.
Positing : Varsaymak. Farzetmek. Yerleştirmek. Yerine koymak. Önermek.
Position effect : Genetik materyalin lokasyonunda bir değişikliğe neden olmadan bir genin ya da genetik bölgenin etkisi ile oluşan fenotipik değişiklik. Pozisyon etkisi.
Position of the fulcrum : Destek noktası. Destek çekidi.
Position control system : Konum kontrol sistemi. Konum denetim sistemi. Konum denetim dizgesi.
Position : Taneciğin yeri, bunu veren konsayılar. Konum. Statü. Doğum sırasında yavrunun belirli bir noktasıyla apertura pelvis kranyalisin belirli noktaları arasındaki ilişki, pozisyon. Bir nesnenin seçilen bir başvuru noktasına, eksenine ya da eksenlerine göre yeri. İş. Oyuncuların alanda yer alış durumu. Sav. Hal. Mevki.
Position as duration of the labor : Eylemli olarak çalışılmadığı halde iş yasası yönünden çalışılmış gibi sayışıma alınan ve günle ölçümlenen durumlar. İş süresi sayılan durumlar.
İngilizce Posi Türkçe anlamı, Posi eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Posi ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Make up : Toplamak. Resmegiderliği sağlamak, belli bir tipi yaratmak ya da yalnızca bazı düzeltmeler yapmak üzere oyuncunun yüzünde ve başka örgenlerinde yapılan boyama ve değiştirmeler. Ödemek. Sallamak. Oyuncuların rollerine uygun biçimde yüz anlatımlannı değiştirmek amacıyla yüzlerini boyamaları işlemi. Oyuncuların rollerine uygun bir anlamda yüzlerini boyamaları, (bk. yüz boyama.). Uyduruvermek. Barışmak. Kıvırmak. Yüz boyama.
Acceleration due to gravity : Serbest düşen bir cismin kazandığı ivme. Yerçekimi ivmesi. Yerçekiminin etkileri nedeniyle yolun artışı.
Posture : Hal. Tutum. Kurulmak. Poz vermek. Dik durmak. Kasılmak. Doğum sırasında yavrunun baş, bacaklar ve kuyruk gibi kısımlarının gövdeye göre duruşu, postür. bedenin genel duruşu. Duruş. Jimnastik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Durum.
Adhara : Adhara (cma). Büyükköpek'in e yıldızı.
Achondrite : Taşımsı göktaşlarının bir türü olup, içinde küresel tanecikler yoktur. Kumsuz göktaşı.
Absorption line : Soğurma çizgileri. Işınım yapan bir cismin ışığı , gaz halindeki aynı madde içinden geçip soğurulduğunda, bu ışığın tayfında görülen kararmış çizgiler.
Absolute value : Salt değer. Bir ölçümün değişmez değeri ya da bir değerin kullanılan ölçü birimine göre niceliği, bk. göreli değer. Bir sayının değerinin pozitif olarak ifadesi (ör. -23'ün mutlak değeri 23'tür). Saltık değer. Başka değerlerle karşılaştırılmamış, tek başına göz önüne alınan değer; artılığı ya da eksiliği göz önüne alınmamış değer. Mutlak değer.
Sit : Poz vermek. Binmek. Oturtmak. Oturuma katılmak. Tünemek. Modellik yapmak. Tam oturmak. Yola getirmek. Kuluçkaya yatmak. Kalmak (bir yerde).
Altair : Uçucu (a aql). Aquila (kartal) takımyıldızı'nın en parlak yıldızı. Kartal'ın a yıldızı. Eltair.
Represent : Resmetmek. Sahneye koymak. Belirtmek. Gösterimlemek. Vekalet etmek. Sunmak. Canlandırmak. Yansıtmak. Bir kişinin iş iyesi adına yetkili aracı olarak imza atmak yeteneği.
Posi synonyms : comprise, tion angle, exhibit, constitute, be, ramp, absolute brightness, model, accidental error, expose, accuracy, absorptive power, aerolite, almak, absolute orbit, airglow, absolute parallax, present, display, albedo.
Posi zıt anlamlı kelimeler, Posi kelime anlamı
Undeceive : Bilgi vermek. Uyarmak. Uyandırmak. Gözünü açmak. Aklını başına getirmek.
Posi antonyms : unaffectedness.

Bu kısımda Posi kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Posi ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Posi anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Posi ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.