Possesion türkçesi Possesion nedir
- Birey, aile, akraba ya da toplulukların, ilgili oldukları toplumun anlayış ölçülerine uygun bir biçimde üzerlerinde hak iyesi oldukları özdeksel ve tinsel öğelerin tümü.
- Özelge.
Possesion ingilizcede ne demek, Possesion nerede nasıl kullanılır?
Posses : Atmak. Heyet. İtmek. Takım. Birlik.
Possess : Tutmak. Sahip olmak. Etkisi altına almak. Elinde bulundurmak. Haiz olmak. Etkilemek. Egemen olmak. Kurcalamak (zihin). Elinden tutmak. Elinde bulunmak.
Possess a true and serious establishment : Bir ülkede gerçek işletme iyesi olmak. Gerçek ve temelli işletme iyesi olmak.
Possessed : Sahipli. Çin çarpmış. Cinli. Perili. Çılgın. Mecnun. Soğukkanlı. Sahip olunan. Deli.
Possesses : Egemen olmak. Tutmak. Elinde bulunmak. Hakim olmak. Haiz olmak. Elinden tutmak. Elinde bulundurmak. Kurcalamak (zihin). Etkilemek. Sahip olmak.
Possessive case : Mülkiyet hali. İyelik durumu.
Possessive construction : Belirtili tamlama. İyelik bağlantısı ile birbirine bağlanmış iki veya daha çok addan oluşan tamlama. türkçede ad tamlaması, ilgi durumu eki almış tamlayan görevindeki bir adın, iyelik eki almış tamlanan görevindeki bir adla tek bir kavrama karşılık olacak şekilde birleşmesi ile kurulur ve belirli ad tamlaması adını alır: çocuğun oyuncağı, kapının kolu, annenin işi, devletin gücü. tamlayanı ilgi durumu eki almadan kurulmuş olan tamlamalar belirsiz bir ad veya belirsiz bir kavramı gösterdikleri için belirsiz ad tamlaması diye adlandırılır: çocuk oyuncağı, ana sütü, kapı kolu, kaldırım taşı, dil tutumu vb. her iki türde de ikiden fazla adın birleştirilmesi ile oluşturulan tamlamalar, zincirleme ad tamlamalarıdır: şairin anlatımının canlılığı; hikayecinin özelliklerinin belirtilmesi; türkiye cumhuriyeti ziraat bankası; süt endüstrisi mamülleri kurumu vb. bk. zincirleme ad tamlaması. Ad tamlaması. İsim tamlaması.
Possessive pronoun : İyelik zamiri. Mülkiyet zamiri. İyelik adılı.
Possessions : Mülk. Mal mülk. Var. Mal. Servet. Dünya malı. Dünya nimeti. Varlık.
Possesseur : Elmen. İyesi kendisi olsun olmasın bir malı kullanmakta olan kişi, elde tutan, eldeci.
İngilizce Possesion Türkçe anlamı, Possesion eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Possesion ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Ownership : Mülkiyet. Bilgisayar, iktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. Bir taşınmazın iyesi olmayı, onu kullanmayı, tutuya koymayı ve satabilmeyi sağlayan bireysel hak. Tasarruf. Zilyetlik. Sahiplik. İyelik. Aidiyet. Zilliyet. Özdeksel zenginlikleri karşılayan, insan çıkar ve dileklerine uygun düşen,, genellikle topluma, bir sınıfa ya da başka bir toplumsal kümeye, bir kişiye yararlar sağlayan özdeksel ya da tinsel bir olayın niteliği.
Keeping : Muhafaza etme. Uyum. Gelecekte kullanmak için ayırma. (defter) tutma. Bakım. İşletme. Tutma. (evrak vb) muhafaza etme. Geçindirme. Koruma.
Holding : Karşı takımın bir oyuncusunun kımıldamasına engel olacak şekilde, bedenle yapılan abanma hareketi. Karar. Tahvil. Tutma. Yönetmeliğe aykırı olarak topun uzun bir süre oyuncunun ellerinde kalması. Edinç. Kira ile tutulmuş arazi. Alacak. Arsa. Hisse.
Belongings : Eşya. Ayniyat. Kişisel eşyalar. Pılı pırtı. Var. Özel eşya. Birinin kişisel eşyaları. Kişisel eşya.
Control : Güdüm. Denetim. Bir olaylar dizisini, bir süreci ya da bir aracı yöneltme ve düzenlemeyle ilgili işlevlerin tümü. sürmek, gütmek, yönetmek eylemleri artarak karmaşıklaşan, belirsizleşen birer işlevi adlandırır. denetim kavramında, doğruluğunu sınamak, sağlamak işlevi ağır basar. Kontrol etmek. İdare etmek. İpli kuklaların iplerinin bağlandığı ve kuklacının denetimi sağladığı artı simgesi biçimindeki çatal. Düzenlemek. Veri derleme sürecinde güvenirlik ve geçerlik gerekçeleriyle araçların ölçünlenmesi ve değişkenlerin egemenlik altına alınmasına ilişkin gözlem ya da ölçüm önlemlerinin tümü. Kontrol. Denet.
Liabilities : Sorumluluklar. Bir işletmenin bilançosunda kayıtlı olan mali yükümlülükler. Sorumluluk. Borç. Pasif. Düyun. Pasifler. Borçlar. Üstlenme. Ödenecek borç.
Retention : Çişini tutma. Tutma. Bir sesin boğumlanması sırasında, hazırlık aşaması ile çözülme aşaması arasında kalan ve boğumlanmayı gerçekleştiren aşama. Hafıza. Sızdırmama (sıvıyı). Tutulma (ısı veya su vb). Duraklama aşaması. Akılda tutma. Unutmama. Durdurma.
Relation : İlgi. Bağlantı. Anlatma. Ç.karşılıklı ilişki. İlişik. Akrabalık. Oran. Bağıntı. Yakın. Olaylar ve nesneler arasında var olan karşılıklı bağlılık.
Property : Eşya. Emlak. Bir şeyi başka şeylerden ayrımlı ya da onlara benzer kılan ve onlarla ilişkilerinde ortaya çıkan yanlarının her biri. Sahne elbiseleri. Bir özdeği belirleyen nitelik ve nicelikler. Özellik. Servet. Mülk. Bilgisayar, fizik, kimya, ekonomi, tiyatro, sosyoloji alanlarında kullanılır.
White elephant : Lüzumsuz şeyler. Masraflı hediye. Ivır zıvır. Gereksiz şeyler. Değerli ama işe yaramayan mülk. Gereksiz eşya. Artık sahibinin işine yaramayan bir şey. Büyük boy kağıt. Kimseye yar olmayan şey. Beyaz hindistan fili.
Possesion synonyms : criminal possession, transferred property, transferred possession, actual possession, constructive possession, treasure, circumstances, assets.
Possesion zıt anlamlı kelimeler, Possesion kelime anlamı
Irresoluteness : İrade yitimi. Tereddütlü olma. İradesizlik. Kararsızlık.

Bu kısımda Possesion kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Possesion ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Possesion anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Possesion ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.