Posses türkçesi Posses nedir
Posses ile ilgili cümleler
English: Ali is very possessive.
Turkish: Ali çok sahiplenici.
English: Ali is possessive.
Turkish: Ali hakimdir.
English: Ali says he possess telepathic ability.
Turkish: Ali telepatik yeteneği olduğunu söylüyor.
English: Ali is quite possessive.
Turkish: Ali oldukça sahiplenici.
English: Ali is possessed.
Turkish: Ali cinli.
Posses ingilizcede ne demek, Posses nerede nasıl kullanılır?
Possesion : Birey, aile, akraba ya da toplulukların, ilgili oldukları toplumun anlayış ölçülerine uygun bir biçimde üzerlerinde hak iyesi oldukları özdeksel ve tinsel öğelerin tümü. Özelge.
Possess : -si olmak. Elinde bulundurmak. Elinden tutmak. Hakim olmak. Kurcalamak (zihin). Sahip olmak. Etkilemek. Elinde bulunmak. Haiz olmak. Etkisi altına almak.
Possess a true and serious establishment : Bir ülkede gerçek işletme iyesi olmak. Gerçek ve temelli işletme iyesi olmak.
Possessed : Deli. Cinli. Perili. Çin çarpmış. Çılgın. Soğukkanlı. Sahip olunan. Sahipli. Mecnun.
Possesses : Elinde bulundurmak. -si olmak. Sahip olmak. Elinde bulunmak. Egemen olmak. Kurcalamak (zihin). Elinden tutmak. Haiz olmak. Hakim olmak. Tutmak.
Possessing : Hamil. Hakim olmak. Tutmak. Elinde bulundurmak. Sahip olmak. Kurcalamak (zihin). Haiz. Egemen olmak.
Possessive construction : İsim tamlaması. İyelik bağlantısı ile birbirine bağlanmış iki veya daha çok addan oluşan tamlama. türkçede ad tamlaması, ilgi durumu eki almış tamlayan görevindeki bir adın, iyelik eki almış tamlanan görevindeki bir adla tek bir kavrama karşılık olacak şekilde birleşmesi ile kurulur ve belirli ad tamlaması adını alır: çocuğun oyuncağı, kapının kolu, annenin işi, devletin gücü. tamlayanı ilgi durumu eki almadan kurulmuş olan tamlamalar belirsiz bir ad veya belirsiz bir kavramı gösterdikleri için belirsiz ad tamlaması diye adlandırılır: çocuk oyuncağı, ana sütü, kapı kolu, kaldırım taşı, dil tutumu vb. her iki türde de ikiden fazla adın birleştirilmesi ile oluşturulan tamlamalar, zincirleme ad tamlamalarıdır: şairin anlatımının canlılığı; hikayecinin özelliklerinin belirtilmesi; türkiye cumhuriyeti ziraat bankası; süt endüstrisi mamülleri kurumu vb. bk. zincirleme ad tamlaması. Ad tamlaması. Belirtili tamlama.
Possession : Mülk edinme. Egemenlik. Kafayı takma. Sahip olunan şey. İrade gücü. Almak. Hakim olma. Ç.mal mülk. Varlık. Bir mal üzerindeki kullanma ve iyelik hakkı.
Possessive pronoun : İyelik zamiri. Mülkiyet zamiri. İyelik adılı.
Possesseur : Elmen. İyesi kendisi olsun olmasın bir malı kullanmakta olan kişi, elde tutan, eldeci.
İngilizce Posses Türkçe anlamı, Posses eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Posses ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Bung : Ağzını tıpa ile kapamak. Fıçı tapası. Tıpalamak. Tapa. Tapalamak. Hırpalamak. Tıkaç. Tıpa. Fırlatmak.
Burtons : Alet. Edevat. Alet ve edevat. Erkek ismi. Ohio eyaletinde yerleşim yeri. Denizci palangası. Michigan eyaletinde şehir. Palanga.
Missions : İş. Elçilik. İdeal. Amaç. Vazife. Görev. Misyon.
Burton : Erkek ismi. Eksik. Edevat. Palanga. Michigan eyaletinde şehir. Ohio eyaletinde yerleşim yeri. Denizci palangası. Alet ve edevat. Kaybolmuş (ingiliz argosu).
Collaborations : İşbirliği. Uyum. Birlikte çalışma. İşbirlikçilik. İşbirliktelik. İş birliği.
Heft : Sıklet. İrilik. Ağırlık. Kaldırmak. Siklet.
Feature : Başrolde oynatmak. İçermek. Ön plana çıkarmak. Karakterize etmek. -e ağırlık vermek. Özellik taşımak. Özellik. Önemli bir öğesi olmak. Bir şeyde önemli bir rolü olmak.
Delegation : Delege atama. Delegasyon. Temsilciler kurulu. Delegelik. Görevlendirme. Yetki verme. Yetkilendirme. Temsilci. Delegeler grubu.
Association : İştirak. Yer, zaman, neden, etki ve sonuç bakımından aralarında birlik, benzerlik ya da karşıtlık gibi ilişkiler bulunması dolayısıyle düşüncelerin kendiliğinden birbirini ansıtması olayı. ruhsal etkinlikler ve durumlar arasında kurulan görevsel ilişkiler. Özdeciklerin, aralarındaki fiziksel kuvvetler nedeniyle oluşturdukları toplu durum. Dernek. Ekonomik ya da yasaların yasaklamadığı diğer konularda kurulmuş olan örgüt. Atom, molekül ya da kimi özdeklerini görece güçsüz kimyasal bağlar ile geçici olarak daha karmaşık atom, molekül ya da özdekler oluşturması. belirli işlevlerin arasında bağlantı kurulması. Kurum. Arkadaşlık. Oymak. Ortaklık.
Exhibit : Sergilenen şey. Teşhir etmek. Sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Sergileme, ortaya çıkarmak, gösterme. Sergileme. Oynatmak. Bir duygu veya niteliği göstermek. Göstermek. Bir filmin izleyicilere gösterilmesi işi. İzhar etmek.
Posses synonyms : cliques, corps, goads, chuck, alliance, brigades, foiling, bunches, brotherhood, cast out, catapulting, cashier, batt, goad, clique, hefting, brother, commission, battery, bloc, coterie, hustles, hefts, batteries, own, bevies, hefted, cast aside, committee, cashiered, brigade, brothering, dig into.
Posses zıt anlamlı kelimeler, Posses kelime anlamı
Lack : Olmamak. -sizlik çekmek. Olmayış. Yoksun olmak. Eksiklik. -sizlik. Eksik olmak. Yoksun kalmak. -e sahip olmamak. İhtiyacı olmak.
Winnings : Kazanç (para olarak). Kazanılan para. Kazanç. Kumarda kazanılan para.

Bu kısımda Posses kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Posses ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Posses anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Posses ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.