Pouldron türkçesi Pouldron nedir

Pouldron ingilizcede ne demek, Pouldron nerede nasıl kullanılır?

Poult : Hindi palazı. Piliç. Hindi civcivi. Palaz.

Poulterer : Kümes hayvanlarının etini satan kasap. Tavukçu. Kümes hayvanlarını yetiştirip satan kimse.

Poultice : Yara lapası. Lapa. Lapa koymak.

Poultice plant : Papatyagiller (compositae) familyasından, yaklaşık 60 cm kadar boylanabilen, tüylü ve sarı çiçekli, köklerinden siyah renkli sakız elde edilen, scorzonera latifolia, s.rigida, s.sosnowskyi türlerine verilen genel ad. yakı sakızı. Yakı otu.

Poulticed : Lapa koymak. Lapa. Yara lapası.

Poultry dry remainder : Büyük çoğunluğu ticari tavukçuluk dışkısından oluşan; en çok % 15 su, en az % 11 ham protein, en çok % 15 ham selüloz, % 30 kül ve % 1 tavuk tüyü içerecek biçimde yapay olarak kurutulmuş bulunan işlenmiş bir kümes artığı. Kanatlı kuru artığı.

Poultry body louse : Tavuk, hindi, sülün ve güvercinlerin derisi üzerinde yaşayan, ülkemizde en yaygın ısırıcı bit. Tavuk vücut biti.

Poultices : Yara lapası. Lapa koymak. Lapa.

Poulticing : Lapa koymak. Yara lapası. Lapa.

Poultry by product meal : Mezbahada kanatlı artıklarından tüy, baş, ayak ve iç organlarının toplanarak basınç altında pişirilmesiyle elde dilen ve yemlere protein kaynağı olarak katılan ürün. Kesilmiş olan kümes kanatlılarının karkaslarının tüy hariç baş, ayak, gelişmemiş yumurtalar ve bağırsaklar gibi temiz kısımlarının kuru veya yaş renderinge tabi tutulup kurutularak öğütülmesiyle elde edilen, içerdiği kül en çok % 16 ve asitte çözünmeyen kül de en çok % 4 olması gereken bir yan ürün. Kümes kanatlıları yan ürünleri unu. Tavuk unu.

 

İngilizce Pouldron Türkçe anlamı, Pouldron eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pouldron ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Crystal : Basınç elektriğine dayanarak çalışan çeşitli aygıtların genel adı. İriölçekte, düzgün geometrik biçimlerle büyüyüp belirli düzlemler boyunca kırılan, ufakölçekte ise düzgün bir özdecik dizilimi gösteren katı yapı. Kesme cam. Parlak. Belirli bir uzambilgisel biçim altında katılaşmış özdek. miniölçekte, katıyı oluşturan özdecikler ve öğecikler çok uyumlu bir düzenlenim içinde sıralanırlar. Fizik, kimya, madencilik, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır. Kırılca. Bir kadın ismi. Buzsul. Basınç elektriği aygıtı.

Epaulettes : Apolet.

Caldron : Kazan.

Epaulette : Apolet.

Epaulets : Apolet.

Water : Ağız sulanmak. Sulanmak. Su. Kimyasal formulü h2o olan, 4o c’de maksimum yoğunluğa ulaşan, sıvı, gaz veya buz olarak dünya yüzeyinin % 70,8’ini kaplayan bileşik. Hafifletmek. Su vermek. Göz sulanmak. Islatmak. Suluboya.

Epaulet : Apolet.

Ice crystal : Minik buz parçası. Buz kristali.

Downfall : Yıkılış. Yıkılma. Düşme. Yağış. Mahvolma. Sağanak. Çökme. Mahv. Boşanma (yağmur). Ani yağış.

Pouldron synonyms : frost mist, snow mist, frost snow, diamond dust, ice needle, h2o, powldron, pot, shoulder straps, pauldron, precipitation.

Pouldron ingilizce tanımı, definition of Pouldron

Pouldron kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : [Bakınız: Pauldron].