Pounding türkçesi Pounding nedir

Pounding ile ilgili cümleler

English: With her heart pounding, she opened the door.
Turkish: Kalp çarpıntısıyla, o kapıyı açtı

English: My heart is pounding.
Turkish: Kalbim çarpıyor.

English: Ali has a pounding headache.
Turkish: Ali berbat bir baş ağrısı var.

English: The manager reprimanded the man by pounding on the table.
Turkish: Müdür masaya vurarak adamı azarladı.

Pounding ingilizcede ne demek, Pounding nerede nasıl kullanılır?

Compounding : Bileşik hazırlama. Taksitle ödemek. Çözmek. Bileştirme. Takipten vazgeçmek. Bileşik faiz hesaplaması. Uzlaşmak. Artırmak. Birleştirmek. Örtbas etmek.

Expounding : Açıklamak. Yorumlamak. Açıklama.

Impounding : Başıboş hayvanları kapamak. Kapatmak. El koymak. Toplamak. Haczetmek.

Propounding : Teklif etmek. Arzetmek. İleri sürülen. Onaya sunmak. İleri sürme. İleri sürmek. Ortaya koymak. Önermek.

Pound a beat : Volta atmak. Taban tepmek.

Big pound net : Şıra dalyanı. Kıyı germesi, köstek, döşeme, etek ve hazneden oluşan, ağ havuzu kapatma düzeni olan, köstek-hazne arası yaklaşık 104-144 m olan ağ dalyan.

Pound sterling area : Ulusal paralarının değerini ingiliz sterlinine bağlayan veya ulusal para olarak ingiliz sterlinini kullanan, genellikle eskiden ingiliz sömürgesi olan ülkelerden oluşan alan. Sterlin alanı.

 

British pound area : Ulusal paralarının değerini ingiliz sterlinine bağlayan veya ulusal para olarak ingiliz sterlinini kullanan, genellikle eskiden ingiliz sömürgesi olan ülkelerden oluşan alan. Sterlin alanı.

Pound the pavement : (iş bulma umuduyla) kapı kapı dolaşmak veya sokaklara düşmek. Sokakları arşınlamak. (iş bulma amacıyla) kaldırımları arşınlamak.

Pound into a jelly : Tozunu silkelemek.

İngilizce Pounding Türkçe anlamı, Pounding eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pounding ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Drubbing : Yenilgi. Dayak. Sopa. Kötek.

Beat : Alt etmek (argo terim). Yuvasından çıkarmak (av). Çarpma. Vuru. Sıklıkları yakın iki dalganın girişimi ile oluşan ve sıklığı, sıklıklar çıkarımına eşit olan dalga. Vurma sesi. Yenmek. Geçmek. Açmak (yol).

Throbbing : Vuran. Vuru. Güçlü şekilde çarpan veya atan. Çarpma. Zonklayan. Çarpan. Döven. Çarpıntı. Zonklama.

Blips : Görüntü (radar). Bip sesi. Sinyal. (radarda) görüntü. Bip. Pat. Çarpma.

Coup : Darbe. Başarılı hareket. Askeri darbe. Başarılı bir iş. Uğurlu bir hareket. Zekice davranış. Hükümet darbesi. Başarılı vuruş.

Buffetings : Zorlanma. Tokatlama. Gövde titreşimi. Aralıksız güçlü rüzgar esintisi veya dalga. Cama vurması. Tokatlayan. Güçlü rüzgarlardan dolayı bir uçağın bazı parçalarının veya tamamının sallanması. Elle vurma hareketi.

Dunt : Vurma ile verilen zarar. Darbe. Darbe ile oluşan yaralanma. Yumruk.

 

Nailing : Mıhlamak. Vurmak. Çivileme. Kakma. Kavramak. Çivilemek. Meydana çıkarmak. Çivi çakmak. Yakalamak.

Hitting : Vurucu. İsabet.

Traumatization : Ruhen sarsılma. Travmatizasyon. Fiziksel ve veya veya duygusal hasara veya şoka sebep olma. Travmaya neden olma.

Pounding synonyms : lacerations, forged, floggings, packets, beaten, knockoffs, impingement, infatuations, dressing down, batteries, pulsation, wounding, batting, battery, crushers, impacting, heartbeat, flogging, bopped, banging, infatuation, blip, bump, being punched, throb, dash, blow, bopping, snidest, buffeting, battings, impact, being injured.

Pounding ingilizce tanımı, definition of Pounding

Pounding kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of beating, bruising, or breaking up. A beating.