Predicament türkçesi Predicament nedir

Predicament ingilizcede ne demek, Predicament nerede nasıl kullanılır?

Get into a predicament : Sıkıya gelmek.

Predicaments : İkilem. Tatsız durum. Kötü vaziyet. Kategori. Badire. Kötü durum. Çıkmaz. Bela. Zor durum. Halet.

Predicable : İddia edilebilir şey. İddia edilebilir.

Predicant : Vaiz.

Predicate : Beyan etmek. Haber. İsnat etmek. İfade etmek. Belirtmek. Dayandırmak. Kaziyede hüküm ve isnad etmek. Göstermek. Belirlemek.

Predicated : Beyan etmek. Dayandırmak. Doğrulamak. Belirtmek.

Predicates : Beyan etmek. Göstermek. Doğrulamak. Müsnet. İfade etmek. Dayandırmak. Kaziyede hüküm ve isnad etmek. Haber. Belirtmek. Yüklem.

Predicating : Müsnet. Dayandırmak. Yüklem. Doğrulamak. Beyan etmek. Haber. Göstermek. Kaziyede hüküm ve isnad etmek. İfade etmek. Belirtmek.

Predication : Hüküm. Yüklemle. Yüklemleme. İsnat. Yükleme.

Predicated variable : Ön kestirici değişken.

İngilizce Predicament Türkçe anlamı, Predicament eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Predicament ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dichotomy : İkili bolü. İki karşıt gruba bölünme. Dikotomi. İkilik. İkili karşıtlık. İki eşit parçaya ayrılmak üzere büyüme noktasından ikiye bölünerek dallanma. İkiye ayırma. Bir cinsi simgeleyen kavramın, o cinsi bütünüyle kapsayacak biçimde ikiye bölünmesi. (örneğin "hayvan" sözcüğünün omurgalı ve omurgasız diye ayrılması.) bir evrenin ya da örneklemin iki özel bölüme ayrılması. (örneğin: erkek ve kadın) 3 -genel anlamda, iki karşılıklı seçenek biçiminde görülen kesin bölünme. Biyoloji, eğitim alanlarında kullanılır.

 

Care : Önem vermek. Kaygı. Kendini üzmek. İlgilenmek. Umurumda olmak. İlgili olmak. Üzüntü. Özen göstermek. Hoşlanmak. Merak etmek.

Standoff : İlgisizlik. Mühimmat dolgusu alt kısmı ile hedef arasındaki mesafe. Beraberlik. Tehir. Soğukluk. Ayrılık. Uzak durma. Yenişememe. Savma.

Lamentableness : Berbatlık. Talihsizlik. Acıklı olma durumu. Üzücü olma durumu. Üzüntülü olma. Kederlilik. Matemli olma.

Bad condition : Kötü şart. İstenmeyen durum. Berbat şartlar.

Affliction : Istırap. Sıkıntı. Ağrı. Acı. Izdırap. Üzme. Keder. Felaket. Dert.

Lurch : Silkinmek. Sallanmak. Yalpalayarak yürümek. Birdenbire sallanma. Gidip gelmek (sarkaç gibi iki nokta arasında). Sendelemek. Yalpalamak. Yalpa. Yalpalama.

Den : Çalışma odası. Mağara. Karanlık oda. Delik. Uğrak. Yatak. Batakhane. İn.

Stalemating : Kazanan veya kaybedenin olmadığı durum. Yenişememe. Pata etmek. Çıkmaza sokmak. Köşeye sıkıştırmak. Kilitlenme. Beraberlik.

Predicament synonyms : difficult position, deadlock, situation, toughie, damnation, mare, cleft stick, cul de sac, cankerworm, deader, mares, plight, the wrong end of the stick, eviler, plights, holes, a fine kettle of fish, impasses, destructions, doublet, corner, dilemma, box, dolorousness, blind alley, categories, dead, conundrum, dilemmas, bore, classification, deadest, dead lock.

 

Predicament ingilizce tanımı, definition of Predicament

Predicament kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Hence, condition. Particular situation or state. A class or kind described by any definite marks. Especially, an unfortunate or trying position or condition.